Sömürge yabancı bir devletin veya ırkın başka bir milleti ve ırkı boyunduruk altına alması ve onlar üzerinde sosyal kültürel ekonomik ve politik vesayet hakkı iddia etmesidir. Tarihte ve günümüzde bu iddia ile ortaya atılan, milletleri ve ırkları sömürerek zenginleşen ülkeler mevcuttur. Dünyanın belli başlı sömürgeci devletleri arasında bilhassa İngiltere, Fransa, Hollanda ,İspanya, Portekiz, Almanya ,İtalya ve Rusya dikkati çeker. Şimdi Çin asırlarca sömürge olmanın ıstırabı ile uyanık büyük bir iştiha ile sömürgeciler kervanına katılmaya hazırlanmaktadır. Yuttuğu ilk lokmalar arasında da Doğu Türkistan ve Tibet gibi ülkeler var…….. Bütün dünyada Milli şuurların uyanması milli bağımsızlık savaşlarını güçlendirmiş ve birçok ülke sömürge olmamakla birlikte itiraf edelim ki sömürgecilik hala günümüzün acı bir realitesi olarak bütün dehşeti ile yaşamaktadır. Gerçekten de sömürgeci ülkeler arasındaki rekabetten faydalanarak kendini kurtarmayı başaran birçok millet ve ırkın yanında hala milyonlarca Asyalı Afrikalı ve Avustralyalı insan, tamamı ile, birer sömürge durumundadırlar. Maalesef dünya Türklüğünün çok önemli bir kısmı ile Asyalı ve Afrikalı birçok Müslüman ülke ya tam ya da yarım sömürge statüsü içinde kıvranmaktadırlar. Birçokları da sömürgeleşme tehlikesine maruzdur. Milli şuurların uyanması sömürgecilik aleyhine dünya kamuoyunun güçlenmesinin, kitle haberşleşme vasıtalarının gelişimine paralel olarak dünyanın küçülmesinin, nükleer savaş korkusu ile süper güçlerin sıcak savaştan vazgeçmesinin belki bir dereceye kadar, sömürgeciliği frenlediği sanılırsa da fakir ve sanayileşmemiş ülkeler, hala bu büyük tehlike ile karşı karşıya bulunmaktadırlar. Asırlarca ekonomilerini sömürge politikası üzerine oturtan ülkeler hala bu büyük tehlike ile karşı karşıya bulunmaktadırlar. Asırlarca ekonomilerini sömürge politikası üzerine oturtan ülkeler sömürgelerini kaybetmenin doğurduğu ve doğuracağı tehlikeleri görerek daha kurnaz ve daha sinsi metodlarla yeni sömürgecilik hareketlerini organize etmeye yönelmişlerdir. Yeni sömürgecilik çok yönlü bir plan ve programa, çok sinsi bir stratejiye dayalı olarak yürütülmektedir. Şimdi milletlerarası savaşlar milletler arası işbirliği maskesi altında yürütülmektedir. Dünün sömürgeci devletleri şimdi eski sömürgeleri olan geri bırakılmış ülkere dostça (!) sokulmak yollarını aramaktadırlar. “ Mukaddes kazıklar” ikili anlaşmaların ve bloklaşmaların planlandığı sofralarda sömürge aydınları eliyle fukara milletlere atılmaktadır. Siyasi ve felsefi ideolojiler biçiminde gizlenen yabancı emeller ve programlar ilericilik ,devrimcilik, özgürlük ve uygarlık ninnileri ile yerli aydınlara ve genç kuşaklara aşılanmakta sömürgeleştirilmek istenen ülkenin kaymak tabakası ve beyin takımı elde edilmek istenmektedir. Oyunu sezen milliyetçi ve ülkücü kadrolar ise gericilik , bağnazlık, faşistlik ve ilkellik ile lekenerek etkisiz kılınmaya çalışılmaktadır. Böylece kendi milli tarihinden, kültür ve medeniyetinden soğutulmuş yerli aydınlar derin bir eksiklik duygusuna kapılarak kendi milletine ve devletine yabancılaşarak sömürgecilere hizmet edecek biçimde şartlandırılmaktadırlar. Bugün savaşlar gerçekten karakter değiştirmiştir. Artık dıştan saldırı imkanı çok azalmıştır. Bu sebepten sömürgeleştirilmek istenen ülkeler iç savaşlar ile parçalanmaktadırlar. Düşman propagandaları dışa dönük savaş fikrini kötüleyerek içe dönük savaşları körüklemektedir. Bilmem hangi ezeli düşmanları kardeş ilan eden barış havarileri Türk’ü Türk’e Müslüman’ı Müslüman’a kırdırmanın yollarını aramaktadırlar. Böylece kendine taraftar kazanan yabancı güçler şiddetli bir propagandayla taraftarlarını iktidar yapmaya çalışmaktadırlar. Onların destek ve iş birliği ile fakir, sanayileşmemiş ve güçlü bir milli eğitimden mahrum ülkeleri rahatça sömürmektedirler. Böylece ülke dolaylı bir yabancı işgale maruz kalmaktadır. S. Ahmed ARVASİ