Vatan Bekçiliği Yapan Genç Türkçülere – Nejdet Sançar

Türk olup, vicdan ve kalp sahibi olup da; büyük, kahraman, asil, fakat talihsiz Türk soyunun siz bu günkü delikanlılarıyla övünmemek mümkün mü?

Çoğunuz bu sahipsiz, bu bakımsız ata armağanı yurdun bir köşesinden, öğrenim emeliyle büyük denilen şehirlere gelmiş Türk çocuklarısınız. Çoğunuz, en tabii bir hak olan bu emelinizi, bin bir türlü maddi ve manevi sıkıntıları göğüslemeye çalışarak gerçekleştirmek için çalışıyorsunuz. Bu yolda emek harcarken de, bulunduğunuz büyük denilen şehirlerde, devletimizi temelinden dinamitlemek gayesiyle girişilip yürütülmekte olan haince, alçakça, düşmanca hareketlere karşı çıkmayı en tabii bir millet vazifesi sayıyorsunuz. Ve büyük vazife için kendinizi yetiştirme emelini bir tarafa itip, şuurunuzun ve vicdanınızın sizleri sevk ettiği yolda Bozkurtlar gibi mücadele ediyorsunuz.

Giriştiğiniz mücadele, bu topraklar üstünde yaşayan bir çok okur-yazar işlemez kafaların sandığı gibi, elbette ki, bir basit “komando!!”luk hikayesi değil.

Siz bugünkü kahpeleşmiş dünyanın, insan ve millet hürriyetlerini kan selinde boğmak isteyen dünya çapındaki vahşet kampanyasında, kendi yurdunuzdaki ihanet şebekesine karşı, vatan müdafaası yapan yiğitlersiniz.

Karşı koymaya çalıştığınız kuvvet, tarihin, iki büyük Türk düşmanı olarak kaydettiği Çinli, ile Moskof’un ordularına öncülük yapan birliklerinden farksız.
Ve o kuvvet, böyle bir mücadele için gerekli bütün imkanlara sahip; Silahları var, paraları var, propaganda imkanları var.

Sizin tek silahınız ise, damarlarınızda dolaşan Türk kanı ile iman dolu kalplerinizdeki o ilahi büyük aşk ateşi!

Irkınızı ve vatanınızı korumak için büyük bir fedakarlıkla mücadele ediyorsunuz.. Küçük görünüşlü maddi varlıklarınızı, vatanınızı hançerlemek isteyen namert ellere karşı çelikten bir duvar gibi dikiyorsunuz. Ona sıkılan kurşunlar için göğüslerinizi kalkan gibi kullanıyorsunuz. Ve kızıl kurşunlar kalbinizi delip de Tanrı’nıza kavuştuğunuz zaman, midenizin bilmem ne kadar zamandan beri boş olduğunu (*) görenler, bu örnek fedakarlık karşısında hayretlerini ve hayranlıklarını gizleyemiyorlar.

Siz, ey Tarihi kahramanlık destanlar ile dolu büyük soyun bu günkü yiğit oğulları!

Siz, ey Türk milleti için gündüz oturmadan, gece uyumadan, ölesiye, bitesiye çalışan Gök Türklerin onlara layık kahraman torunları!
Siz, ey XX. Yüzyıl Türk tarihinin gazi ve şehit yeni Kül Tekin’leri, yeni Kür Şad’ları: Türk olup, vicdan ve kalp sahibi olup da sizlerle övünmemek mümkün mü?

Sizin, büyük fakat talihsiz bu vatana siper yaptığınız o küçük görünüşlü maddi varlıklarınızı yıkmak için sade hainler değil; gafil kelimesi kendileri için bir şeref madalyası sayılabilecek bir takım âdi yaratıklar da uğraşıyorlar. Bırakın uğraşsınlar, çırpınsınlar, boş kafalı kalıplara yaranmak için yılanlar gibi kıvrılsınlar, bükülsünler. Bir koca tarih boyunca, bütün bir düşman dünyasının yıkamadığı Türk kalesini üç buçuk hainle bir avuç alçak mı çökertebilecek?

Genç Türk! Genç Türkçü! Tarihin şu tehlikeli dönemecinde, kara bulutlar ile örtülü Türk göklerinin altında, senin, ırkını dize getirebilmek, vatanını kirli ayaklara çiğnetmemek için giriştiğin mücadeleyi, o vatanı yaratmak ve ayakta tutmak için kanlarını akıtan milyonlarca şehidin ruhu, muhakkak ki, gurur ve gıpta ile takip etmektedirler. Akif’in:

Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

Diye seslendiği o efsanevi Çanakkale kahramanlarından farksızsın. Bir bakıma senin mücadelen onunkinden de güç. Çünkü Çanakkale’de göğüslerini vatan için siper yapan genç kahramanlar, sadece, karşılarındaki düşmanla boğuşmuştular. Sen ise, karşındaki hainlerden gayrı, seni arkandan hançerlemek isteyen alçaklar ile de mücadele etmek zorundasın.

Seni, Moskof’un ve Çinli’nin silahlarıyla vuranların ağızlarından düşürmedikleri bir “ikinci kurtuluş savaşı” tekerlemeleri var. Aslında, henüz gerçek savaş meydanlarından uzaklarda, böyle bir ikinci kurtuluş savaşını yapmaya çalışan ve hatta yapan, sensin. Çünkü, Türkiye adlı kutsal kaleyi düşürmek isteyenlere karşı, maddi bakımdan küçük, fakat mana olarak gıpta edilecek kadar büyük olan varlığını büyük bir cömertlikle ortaya koymuş olan sensin, sevgili genç Türkçü!

Tarihin her tehlikeli anında, içinde yol gösterici Bozkurtunu çıkararak selamet kıyılarına erişmesini bilmiş Türk soyu, bu günkü tehlikeli dönemeci de elbette ki aşacaktır. Ve onun içindir ki, tehlike büyüdükçe, kurtuluş günü de yaklaşıyor demektir. Türk dünyası, sadece hainleri değil, alçakların da kaçacak delik arayacakları o mutlu güne muhakkak kavuşacaktır.

Vatanımızın bu günkü serdengeçti bekçileri genç Türkçüler!
Hayatlarının en renkli ve ateşli yıllarında, aşk oyunları ile dolması hak sayılan temiz kalplerini, vatana sıkılan kurşunlara siper yapan asil yiğitler:

Selâm size! Üstünüzde bütün bakışlar!
Bir gün olur tarih sizi elbet alkışlar!

(*) Türkçü şehit Yusuf İmamoğlu’nun şehit edilmesinden sonra yapılan otopsiyle üç gündür hiçbir şey yemediği anlaşılmış olup, cebinden de 35 kuruş para çıkmıştır.

Nejdet SANÇAR

Kaynak: Türkçülük Üzerine Makaleler – Nejdet Sançar, Devlet- Töre Yayınevi 1976

Kangalın Atası Türkmen çoban köpekleri ALABAY'lar: