Usta işi bir film: “Cengiz Han” – Prof. Dr. İlber ORTAYLI

Sergey Bodrov’un yönettiği “Cengiz Han”da yüksek bir teknoloji, müthiş bir çekim ustalığı ile bir araya gelmiş. Filmin dayandığı tarih ve etnoloji bilgisi de yerli yerinde.

“Zamanımızda Allah’a şükürler olsun dünyanın bütün köşeleri Cengiz Han’ın şanlı hanedanının hakimiyetindedir. Filozoflar, alimler ve tarihçiler hangi din ve milletten olursa olsun onlar sayesinde burada toplanır. Çinli, Maçinli, Hintli, Kaşmirli, Tibetli, Uygur ve diğer Türk kavimler, Araplar ve Franklar bu muhteşem sarayda tercümeler yapar, yazılanları kopya ederler ve kendi halklarına götürürler.” Bugün dahi Moğol deyince insanlar hâlâ titriyor ama 13’üncü asrın muhtemelen Yahudilikten ihtida etmiş ünlü tarihçisi Reşidüddin, İran İlhanlı sarayında kaleme aldığı “Cami-ut Tevarih” adlı eserinde böyle diyordu.

Cengiz Han 13’üncü asrın ilk çeyreğinde büyük bir Asya imparatorluğu kurmuştu; oğulları ve torunları daha da ileriye gittiler. İstilaları çok şiddetli, süratli, karşı konulmazdı. Gaddarca tahrip ediyorlardı. Ama sonrasında bir barış doğdu; Avrupa ortasından Çin’e kadar emniyetli seyahat ve ticaret, Çin’in sanatlarının İran’a taşınması, Hindistan’ın zenginliklerinin neredeyse İsveç’e ulaşması gibi yeni bir dönem açıldı.

Moğolca konuşuluyor

Cengiz Timuçin 1162’de fakir bir Moğol reisinin (Kağan), Yesugey Bahadır’ın oğlu olarak doğdu. Her şeyini kaybetmişti ama 1206’da sadece kendi Moğollarının değil, civardaki Sibir, Türk kavimlerin de büyük hanı ilan edildi. Kendisine bağlı olanlar ona “Cengiz” yani sonsuz deniz adını verdiler. Fetihlerine devam etti. 1227’de “Cihangir” olarak öldü.

Moğolların kanlı ilerlemesini en çok dehşetle tasvir edenler Horezim ve İran’ın Fars ve Türk tarihçileri ve bilhassa Kiev Rusya’sının ve Bizans’ın vakayinameleridir. Yukarıdaki Reşidüddin’in aksine yazan bu tarihçileri dünya hâlâ dinliyor, aslında her iki tarafın da hakkı var.

Son kuşağın başarılı rejisörü Sergey Bodrov, Cengiz Han üzerine bir üçleme çeviriyor, ilki “Cengiz Han” gösterime girdi. Filmde orijinal dil yani Moğolca kullanılıyor, başroldeki oyunculardan Tadanobu Asano bir Moğol, Honglei Sun ise Çinli. Yapımcı kadrolar Kazakistan, Rusya ve Hollanda’dan; film Çin, Moğolistan ve Kazakistan’da çekilmiş.

Bizdeki filmlerde uzman yok

Peşinen söylemek lazım: Hem çarlık hem de Sovyet devrinde Rusya tarihinin kabusu olarak nesillere ezberletilen Cengiz Han’a, bu kadar yakından bakmayı bilmek bir başarıdır. Bundan başka Hollywood tipi John Wayne’in oynadığı “Cengiz Han” filmini bu kadar alaşağı etmek ancak Pasolini, Visconti gibi tarih bilgisi derin bir entelektüel sinema adamına hastır.

Bir kere muhteşem bir görüntü uzmanlığı ve seçimi var; o coğrafyayı insanları ile bütünleştirerek sunmak az marifet değil. İkincisi, etnografik ve tarihi malzemenin titizce değerlendirilip kullanılması söz konusu, mamafih bu konuda Rus biliminin payı büyük. Bizim rejisörlerimiz tarihi film çevirirken böyle uzman bir kadro bulunamıyor.

Başarılı oyunculuk sadece Rusya’ya mahsus değil, bu filmde tanımadığımız Asya ülkelerinden, uzak ırklardan parlak oyuncular çıktığı görülüyor. Nihayet Rus sineması da kungfu filmlerine ve Hollywood’un “vur kırı”na daha fazla direnemedi. Cengiz Han’ın çocukluk yıllarına ait bu filmde bu değişim açıkça görülüyor. Nihai zaferi elde ettiğinde Timuçin’in kankardeşi Camoko’ya ne yaptığı tarih açısından çok ilginç.

Yüksek bir teknoloji, müthiş bir çekim ustalığı ile bir araya gelmiş; tarih ve etnoloji bilgisi yerli yerinde, sinema sanatının zamanlarına uymayı bilen bir Rus rejisör var. Ama ümit edilir ki üçlemenin ikinci ve üçüncü kısmında daha değişik bir üslup gelir çünkü Cengiz Han’ın bundan sonraki hayatı; Asya tarihinin ta kendisidir.

Her halükarda mutlaka keyifle seyredilecek usta işi bir film, az bulunur.

Milliyet, 15.03.2008