Unutulmayan Türkçüler: “ATSIZ” (Altan Deliorman)

Atsız, Türkçülük tarihinin Ziya Gökalp’tan sonra ikinci büyük şahsiyetidir. Büyük bir samimiyetle inandığı Türkçülük ülküsünü, genç yaşlarından son nefesine kadar ısrarla savunmuş, bu ülkünün güçlenip yaygınlaşması için var gücüyle çalışmıştır. Bu şerefli yolda ıstırap çekmiş; haksızlıklara, iftiralara, hücumlara uğramış; zindana atılmış ve işkence görmüştür. Bütün bunlara rağmen eğilip bükülmemiş, hayatını bir ahlak ve karakter abidesi olarak tamamlamıştır. Türkçülük ülküsünün Cumhuriyet dönemindeki en tanınmış temsilcisi ve önderi Atsız’dır.

Atsız, aynı zamanda çok yönlü bir ilim ve fikir adamıdır. Tarihçi, edebiyat araştırıcısı, edip ve şairdir. Ancak, bütün bu çalışma alanlarında, Türkçülüğü eksen olarak alır. Tarihçi olarak, İslamdan önceki Türk tarihi üzerindeki incelemelerini ‘Türk Tarihi Üzerinde Toplamalar’ adı ile kitap haline getirmiştir. Edebiyat tarihi hakkındaki çalışmaları ise ‘Türk Edebiyatı Tarihi’ adıyla yayımlamıştır. Atsız, bu ilmi faaliyetinde dahi Türkçülüğe hizmet fikriyle hareket etmiştir.

Atsız’ın Türkçülük görüşüne göre, Türk soyu diğer soylardan üstündür. Onun için Türk soyu başka soylarla karışmamalıdır. Devletin önemli mevkilerine, yabancı soydan olduğu bilinenler getirilmemelidir.

Atsız, Türk milletini bir bütün olarak görür. Çeşitli Türk boylarının, özel isimleriyle tanımlanarak ayrı milletler gibi gösterilmesi yanlıştır. İlerde, bütün Türkler siyasi bir birlik içinde toplanacaklardır. Tarihte bu birlik gerçekleştiği için, gelecekte de gerçekleşmesi mümkündür. Tarihte Türk’e ait olan toprakların yine Türk yurdu olması ise tabiidir. Bu görüşe göre ‘Turancılık’ adı verilmektedir.

Atsız, askerliğe büyük önem vermiştir. Türklerin ordu-millet karakteri onu bu fikre götürmüştür. Onun için Türk milletinin askeri terbiyesi gevşememeli, disiplin ruhu kaybolmamalıdır. Eğitimde askerliğe ön planda yer verilmelidir.

Atsız, yüksek ahlak ilkelerini de önemle savunmuştur. Atsız’a göre milletin temelinde ahlak vardır. Ahlakın sarsılması, tarih şuurunun zedelenmesi, dört yanı düşmanlarla çevrili Türk milletinin savunma gücünü azaltacaktır.

Milli niteliklerden uzaklaşma ve kozmopolitik denilen eğilim, Atsız’ın başlıca mücadele alanlarından biri olmuştur. Türk kültürünü yozlaştıracak hareketler, Atsız’ın kaleminde en şiddetli muhalifini bulmuştur.

Atsız, yayımladığı Atsız Mecmua, Orhun, Orkun ve Ötüken dergileriyle, çeşitli broşür ve eserleriyle Komünizmin karşısındaki en çetin kalelerden biri olmuştur. Siyasi hayatta dalkavukluk, mevki ve makam hırsı, yeteneksiz ve korkak kimselerin devlet idarecisi olmaları da Atsız’ın tahammül edemediği aksaklıklardır.

Atsız, özel hayatında yumuşak huylu, zarif ve nazik bir insan olmasına rağmen, ülküyle ilgili konularda son derece sert ve tavizsiz davranmıştır. Görüşlerini savunurken bir edebiyat tarihçisinin deyimiyle ‘Atlıyı atından indirecek kadar’ sert yazılar kaleme almıştır. Bu sebeple çeşitli defalar takibata uğramış, mesleğini yapmaktan men edilmiş, zindanlara sürüklenmiştir. Fakat, sonunda, Atsız’ın bütün görüşlerinde haklı olduğu meydana çıkmıştır. Daha 1960′larda teşhis ettiği bölücülüğe dair uyarı yazıları sebebiyle hapse mahkum olmuş, fakat Türkiye 1980′lerden itibaren bölücülüğün kanlı çehresiyle karşı karşıya kalmıştır. Türk illerinin bağımsızlığına olan inancı 1990′ların başında gerçek haline dönüşmüştür. Yine aynı dönemde, Atsız’ın insanlık dışı bir rejim olarak nitelendirdiği Komünizm yıkılıp gitmiştir.

Bütün bunlar, Atsız’ın hayal peşinde koşmadığını, görüşlerinin gerçeklere dayalı bulunduğunu ispat etmektedir.

Atsız gibi yiğit bir evladının yetişmiş olması, 20.yüzyıl Türklüğü için bir övünç kaynağıdır.

Altan DELİORMAN

(Orkun, sayı: 3, Mayıs 1998)