Milletimizin gücü ve zaafı aynı noktalarda toplanır. Daha doğrusu milletimiz iyi bir lider ve idareci kadrosuna sahipse, bu özellikleri güç haline aksi halde zaafa dönüşür.

Türk milleti idealisttir. İdealist lider ve kadrolara sahipken asırlarca “ Allah’ın kelamını yüceltmek” için “din ve devlet, Mülk ve Millet” için, Nizam-ı Âlem için canını evladını ve malını feda etmekten mutluluk duymuştur.

Türk milleti bugün de bu ruh ve şuurunu vicdanında ve gönlünde taşımaktadır. Gerektiğinde ortaya koymaktadır. Bu sebepten milletimiz kendini çok seven, gözü ve canı gibi koruyan oğulları tarafından idare edilmelidir. Milletimiz asla yâd ellere yahut yabancılaşmış çevrelerin istismarına bırakılmamalıdır. Türk’ün gözü karalığı ve idealizmi hiçbir zaman Türk’ün aleyhine kullanılmamalıdır.

Türk milleti hürriyet kadar disiplini de sever. Dinine ve töresine bağlıdır. Ululemre itaati vacip bilir. Liderine inanır, sıra ve saygıya bağlıdır. Lideri zeki, akıllı ve cesur ahlaklı, imanlı ve yiğit olsun ister. Ciddi ve kararlı şahsiyet ister. Gayriciddî, laubali, hafif meşrep insanları sevmez. Türk liderine ve kadrosuna inandıktan sonra bağlanır ve adeta teslim olur. Türk’ün liderine bu teslimiyetini sürü halet-i ruh iyesi olarak itham eden ve onun bu faziletini istismar etmeye kalkışan gafiller milletimizden daima hak ettikleri cevabı almışlardır. Türk’ün şahlanışı karşısında ezilmiş ve kahrolmuşlardır. Türk kendini aldatan lideri ve kadrosunu asla affetmez.

Tük milleti sabırlıdır. Devletinin ve milletinin selameti için, katlanmayacağı ıstırap çekemeyeceği acı yoktur. Fedakâr ve çilekeştir. Devlet adamlarımız milletimizin bu faziletini çok iyi anlamalı onun bu tavrını miskinlik ile yanlış bir kadercilik telakkisi ile lekelememelidir. Milletimizin her milletten daha çok mutlu olmaya layık olduğunu ve bunu özlediğini asla unutmamalıdırlar. Türk’ün sabrını ve vakarını anlamayan gafiller hakkını aramaya karar verdiği zaman Türk’ün tam bir “ Bozkurt” olduğunu göreceklerdir.

Türk milletini âlicenap, fedakâr vefakâr ve misafirperverdir; çabuk inanır merhametlidir, düşkünü mazlumu ezilmişi sever ve himaye eder. Oysa tarihimizden öğreniyoruz ki, düşmanlarımız bu özelliklerimizi de aleyhimize kullanmakta pek ustaca taktikler uygulamış ve oyunlar düzenlemişlerdir. Tarihimizin Türk’ü Türk’e müslumanı müslumana, kardeşi kardeşe kırdırarak makam ve mevki sahibi olan, devleti “Yağma Hasan’ın böreği”ne çeviren düşman sızmalarına ait hikâyelerle doludur. Bu oyunlar artık ülkemizde oynanmamalıdır.

Türk milleti vakar sahibidir. Yabancılara el açmaktan utanır. Onlara benzemek, özenmek ve kapılanmak istemez. Türk Milleti hem şahsiyetçi, hem medeniyetçi olmayı bir arada ister. Türk kendine yabancı düşmeden çağdaş olmak ister. Türk başkasına benzemekten ziyade kendini geliştirmeyi sever. Milletimizin bu haysiyetli tavrını anlamayıp onu, haksız yere gericilikle, medeniyete direnmekle itham edenler hiç şüphe etmeyiniz ki Türk milletine yabancı programlar sunandır. Türk, milli tarih köküne bağlı, milli kültür ve medeniyetini geliştirmeyi, azimli, gelecek dünyalara nizam verme ülküsünü hala vicdanında taşıyan bir ruha, bir imana ve bunlara uygun bir vakara sahiptir.

Türk İslam ülküsünü her şeyden önce Türk’ü tanımak, onu özellikleri içinde kavramak, daha sonra onu kurtarıcı ve kurucu hareketin hedefleri içinde teşkilatlandırmak demektir. Milletlimiz çok aldatıldığı için haklı olarak şüphecidir. O samimi kadroları bulduğu zaman etrafında kenetlenir. Nitekim görmüyor muyuz?

Ahmed Arvasi