Türk Dünyası

Türkiye Dışındaki Türk Toplulukları ve Türk Boyları

2015 verilerine göre Türkiye Dışındaki Türk Toplulukları

Türkiye dışında hangi ülkelerde Türkler yaşıyor?

Türkiye dışındaki Türk toplulukları Afganistan, Azerbaycan, Bosna-Hersek, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Çin Halk Cumhuriyeti, Irak, İran İslâm Cumhuriyeti, Kazakistan, Kırgızistan, Kosova, Makedonya, Moğolistan, Moldavya, Özbekistan, Rusya Federasyonu, Suriye, Tacikistan, Türkmenistan, Ukrayna gibi elli değişik ülkede farklı rejimler altında yaşamaktadır.

XX. yüzyılın başından itibaren başta Avrupa ülkeleri olmak üzere Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya ve Kanada gibi ülkelere başlayan işçi göçü neticesinde bu ülkelerde de bir Türk varlığı meydana gelmiştir. 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılması, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan’ın hürriyetine kavuşmasıyla bağımsız Türk cumhuriyetlerinin sayısı -Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dahil- yediye yükselmiştir.

Ayrıca Rusya Federasyonu’nda Altay, Başkırdistan, Çuvaşistan, Hakas, Kabarda-Balkar, Karaçay-Çerkez, Nahcıvan, Tataristan, Tuva ve Yâkutistan olmak üzere on bir özerk Türk cumhuriyeti, Moldova’da Gagauz Özerk Bölgesi ile Çin Halk Cumhuriyeti’nde Sincan-Uygur Özerk Bölgesi bulunmaktadır. Özerklik statüsüne sahip Türk topluluklarının büyük çoğunluğu Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Moldova ve Özbekistan’da yaşamaktadır.

Rusya Federasyonu’nun İdil-Ural bölgesinde Tatar, Başkırt ve Çuvaşlar; Kafkasya bölgesinde Karaçay-Balkar; Sibirya bölgelerinde Yâkut, Tuva, Hakas ve Altaylılar; Çin Halk Cumhuriyeti’ne bağlı Sincan-Uygur Özerk Bölgesi’nde Uygurlar, Kazaklar, Kırgızlar, Özbekler, Salarlar, Tatarlar ve Sarı Uygurlar; Özbekistan’a bağlı Karakalpakistan Özerk Cumhuriyeti’nde Karakalpaklar ve Moldova’ya bağlı Gagauz Özerk Bölgesi’nde Gagauzlar bulunmaktadır. Ukrayna’ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyeti’ndeki Kırım Tatarları’nın ancak parlamentoda temsilcileri bulunmaktadır.

Türkiye dışında yaşayan Türk toplulukları arasında ekonomik, sosyal ve siyasal bakımdan farklılıklar görülmektedir. Meselâ Rusya Federasyonu’nun İdil-Ural bölgesindeki Tatar ve Başkırtlar’ın ekonomik ve sosyal düzeyleri aynı bölgede yaşayan Çuvaşlar’a göre daha ileridir. Batı Türkistan’da bulunan Kazak ve Kırgızlar, Özbek ve Karakalpaklar arasında da aynı durum söz konusudur. Afganistan, Irak, İran, Moğolistan, Sincan-Uygur Özerk Bölgesi ve Tacikistan’da bulunan Türkler’in ekonomik ve sosyal durumları son derece kötüdür. Türkiye, Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi (TİKA) vasıtasıyla Balkanlar, Moldova, Romanya, Moğolistan, Tacikistan, Özbekistan, Afganistan, Kırgızistan ve Kazakistan gibi ülkelerde yoksulluğun ortadan kaldırılması için çeşitli projeler yürütmektedir. Aynı şekilde TÜRKOY kültürel alanda Türk halkları arasındaki iş birliğini arttırmaya çalışmaktadır. Masrafları Türkiye tarafından karşılanan Kazakistan’daki Ahmed Yesevî Kazak-Türk Üniversitesi, Kırgızistan’daki Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, Afganistan, Türkmenistan, Kazakistan ve Kırgızistan’da faaliyet gösteren ortaöğretim kurumları modern eğitim için çaba göstermektedir. Ayrıca Türkiye’nin çeşitli sivil toplum kuruluşları adı geçen ülkelerde projeler yürütmektedir.

Rusya 1552-1884 yılları arasında İdil-Ural, Deşt-i Kıpçak, Sibirya, Kafkasya, Kırım ve Türkistan bölgelerini; Yunanistan, Sırbistan, Karadağ ve Bulgaristan Balkan savaşları sonunda Balkanlar’daki Türk bölgelerini; İngiliz ve Fransızlar I. Dünya Savaşı’nın ardından Musul, Kerkük, Erbil ve Suriye’deki Türk bölgelerini; Çin ise 1949’da Doğu Türkistan’ı işgal etmiştir. Rusya’da 1917 İhtilâli Türkler’in bağımsızlığı için önemli bir imkân doğurmuş, Türkler’in büyük bölümü kendi yarı bağımsız cumhuriyetlerini kurmuştur. Çin ve Rusya’daki Türkler çeşitli dönemlerde şiddet ve baskılara mâruz kalmıştır. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra beş Türk cumhuriyeti tam bağımsız hale gelmiştir. Türkler yaklaşık 500 yıldan beri farklı halkların egemenliğinde yaşamalarına rağmen milliyetlerini, dillerini, dinlerini ve kültürlerini korumayı başarmıştır. Rus tarihçisi N. A. Aristov’un Türk Halk ve Kabilelerinin Etnik Yapısı ve Sayıları adlı eserine göre (1896) Kuzey Buz denizinden Adriyatik’e kadar olan bölgelerde yaşayan Türkler’in sayısı 26 milyondur. 1897’de Rusya’da yapılan ilk genel nüfus sayımının sonuçlarına göre Rusya’da 13 milyon Türk bulunmaktadır. Diğerleri Osmanlı Devleti, Afganistan, Bulgaristan, Doğu Türkistan, İran ve Romanya’da yaşamaktaydı. Günümüzde Türkiye dışında yaşayan Türkler’in sayısı 100-110 milyon civarında tahmin edilmektedir.

Meshet (Ahıska) Türkleri

Bugün Ahıska Türkü denilen yaklaşık 250.000 kişilik grup Türkiye sınırına 15 km. uzaklıkta Gürcistan’a bağlı Ahıska şehrinin adıyla anılmaktadır. Bunlar nüfusun %90’ının yaşadığı Özbekistan, Rusya Federasyonu, Kazakistan ve Kırgızistan’da son yıllarda yapılan nüfus sayımlarında kendilerini Türk olarak kaydettirmişlerdir. Sadece Rusya Federasyonu’nda yaşayan 3275 kişi kendini Meshet Türkü diye yazdırmıştır.

Altaylılar. Altay Cumhuriyeti’nde yaşayan bu Türk boyunun nüfusu 1926’da 39.062 ve 1989’da 70.777, 2002’de 67.239 kişi idi. 2002’de yapılan nüfus sayımında daha önce kendilerini Altaylı olarak kaydettiren Kumandinler (3114 kişi), Teleütler (2650), Telengitler (2399), Tubalar (1564) ve Çelkanlar (855) bu defa ayrı bir halk şeklinde yazılmıştır. Altaylılar doksan yılda ancak bir kat artabilmişlerdir ve son yirmi yılda nüfusta azalma olmuştur. Nüfusun 62.192’si kendi cumhuriyetlerinde yaşamakta ve cumhuriyetin nüfusunun %30’unu teşkil etmektedir. Ruslar ise cumhuriyette %58’lik bir nüfusa sahiptir. Aslında şamanist olan Altaylılar, Ortodoks hıristiyan olarak gösterilmektedir. 1922-1947 yılları arasında Oyrat (Oyrot) dili diye adlandırılan Altayca yazı dili bugün Altay Kiçi (Kiji) diyalektiğini esas almıştır. Masalları, halk şarkıları ve destanları çok zengindir. Altaylı yazar N. Ulagaşev (ö. 1946) bunları toplamaya çalışmıştır. Sovyet devri yazarlarından F. Kuciyak da Altay halk edebiyatını derleyen önemli kişilerdendir. T. Encinov tanınmış Altaylı yazarlardan biridir.

Azerbaycan Türkleri

Günümüzde Azerbaycan’daki toplam Âzerbaycan Türklerinin nüfusu 8 milyon civarındadır. İran’da yaşayanların sayısı hakkında kesin bilgi bulunmamakla birlikte nüfusun %25’ini karşıladıkları, bunun da 15-20 milyon arasında olduğu tahmin edilmektedir. Bağımsızlıktan sonra yüz binlerce İran vatandaşı Türk, Azerbaycan’a göç etmiştir. İran’dan ve Rusya Federasyonu’ndan sonra en çok Âzerbaycan Türkü Türkiye’de yaşamakla birlikte Türkiye’deki sayıları hakkında da açık bilgi yoktur. 1990 yılından sonra Türkiye’ye gelip yerleşenlerin sayısı 30-40.000 civarındadır. Gürcistan’da 2002 nüfus sayımına göre -Abhazya ve Güney Osetya hariç- 284.753 (1989’da 307.556) Âzerbaycan Türkü yaşamakta ve nüfusun yüzde altı buçuğunu teşkil etmekteydi. Kazakistan’da 85.292, Kırgızistan’da 17.300, Özbekistan’da 35.848, Rusya Federasyonu’nda 621.840, Tacikistan’da 3556, Ukrayna’da 45.176, Avrupa Birliği ve Amerika’da da 50-100.000 arasında Âzerbaycan Türkü bulunmaktadır. Rusya Federasyonu’nda 1989’da 335.889 olan Âzerbaycan Türkü nüfusu 2002’de 621.840’a yükselmiştir. Âzerbaycan-Ermenistan savaşı ve ülkenin içinde bulunduğu siyasal ve ekonomik şartlar sebebiyle eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği ülkelerinde yaşayan Âzerbaycan Türkleri kendi ülkeleri yerine Rusya Federasyonu’na göç etmektedir. Kuzey Kafkasya’da Kabarda-Balkar Cumhuriyeti’nde yaşayan Balkarlar’ın menşei hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüşse de bu toplulukların esas unsurunu Hun, Bulgar, Hazar ve Kıpçak Türkleri’nin teşkil ettiğini araştırmalar ortaya koymaktadır.

Başkurtlar

Ural dağlarının kuzey ve doğu kısımları ile İdil nehri havzasının kuzey kesimindeki bozkırlarda yaşarlar. Ahmet Zeki Velidi Togan’a göre Başkırtlar’ın aslı Kıpçaklar’a dayanmaktadır. Ruslar’ın 1552’de Kazan’ı, 1556’da Astarhan’ı işgali neticesinde 1557’de Ruslar’ın hâkimiyetine girmişlerdir. 1917 Bolşevik İhtilâli’nden sonra Rusya egemenliği altında yaşayan Başkırtlar Ahmet Zeki Velidi (Togan) lidirliğinde “Küçük Başkırdistan” kurma faaliyetlerine girişmişlerdir.

Ahmet Zeki Velidi bunun için başta Bolşevikler’e karşı mücadele eden çarlık taraftarlarının lideri General Kolçak ve Kazak millî hareketi Alaş Orda ile iş birliği yapmış, Kolçak’ın yenilerek Sibirya’ya kaçması üzerine bu defa Lenin ve Stalin’le iş birliğini denemiştir. Fakat Stalin, Tatar-Başkırt Sovyet Cumhuriyeti’ni ilân etmiş ve Zeki Velidi’yi azletmiş, Zeki Velidi Türkistan dolaylarına kaçmak zorunda kalmıştır. Bolşevikler, Tatar-Başkırt Sovyet Cumhuriyeti yerine 23 Mart 1919’da Başkırdistan, 1920’de Tataristan Özerk Sovyet Sosyalist cumhuriyetlerini ilân ettirmişlerdir.

Başkırtlar’ın 1989’da Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği ülkelerindeki toplam nüfusu 1.449.157 kişi idi. Rusya Federasyonu’n-da 2002 yılında yapılan nüfus sayımına göre nüfusları 1.673.389’a yükselmiştir. Kendi cumhuriyetlerinde yaşayanların sayısı 1.221.302, bunlar arasında ana dili olarak Başkırtça’yı işaret edenler 1.135.714 kişidir. Başkırdistan Cumhuriyeti’nin nüfusu 4.104.336’dır; bunların 1.490.715’i Rus, 990.702’si Tatar’dır. Kendi cumhuriyetlerinde azınlık durumunda kalan Başkırtlar cumhuriyetleri dışında çeşitli şehirlerde yaşamaktadır.

Ayrıca Kazakistan (1989’da 41.847), Kırgızistan (1100), Özbekistan (3707, 1989’da 34.771 idi) ve Türkmenistan’da (1989’da 4678) 100.000 civarında Başkırt bulunmaktadır. Bunların büyük kısmı 1990’lı yıllardan itibaren Rusya Federasyonu’na dönmeye başlamıştır. I. Dünya Savaşı, 1917 İhtilâli ve ardından iç savaş, Stalin dönemindeki kırım, II. Dünya, Afganistan ve Çeçenistan savaşları Başkırt nüfusunun sürekli azalmasına yol açmıştır. 1990’lardan itibaren Başkırtlar’da millî şuurun canlanmaya başladığı görülmektedir.

Başta Ural olmak üzere millî ve siyasî cemiyetler kurulmuştur. Bu tür bir yaklaşım ve Başkırdistan’daki Tatarlar’a baskı uygulama eğilimleri iki kardeş toplumu birbirine düşürmüştür. Ural Başkırt Halk Merkezi, Başkırt Gençler İttifakı ve Başkırt Kadın-Kızlar Teşkilâtı 22-23 Şubat 1991’de Ufa’da V. Bütün İttifak Başkırt Halk Toplantısı adıyla bir kongre düzenlemiş, bu kongrede Başkırt halkının durumu üzerinde durulmuş ve bir bildiri ilân edilmiştir. Ancak Başkırdistan yönetimi Rusya Federasyonu’ndan kopma gücünü gösterememiş ve 31 Mart 1992’de yeni federasyon antlaşmasını imzalamıştır.

Çelkanlar

Altay Özerk Cumhuriyeti’nde yaşayan Türk halklarından biridir. Dağlık Altay bölgesinde bulunan Lebed nehrinin (Çelkan ismi bu nehrin Türkçe adı Çalkandu’dan gelmektedir) kenarlarında yaşadıklarından eski dönemlerde kendilerini Lebedin ve Lebedin Tatarı diye adlandırıyorlardı. Çelkanca, Türk dilinin Uygur-Oğuz grubunun Hakas lehçesine girmektedir.

Çulımlar

2002 nüfus sayımında 656 kişi tesbit edilmiştir. Tomsk ve Krasnoyarsk bölgelerinde yaşayan Çulımlar’ın anavatanı Çulım nehrinin havzasıdır. Çulımca Türk dilinin Uygur-Oğuz grubunun Hakas lehçesine girmekte, kaynaklarda Melet ve Melet Tatarcası olarak da geçmektedir. Sibirya’daki Dolganca, Kumandinca, Tofaca, Tubaca, Tuvin-todjinca, Çelkanca, Çulımca, Şorca gibi Türk şiveleri yok olmak üzeredir. XIX. yüzyılın sonlarına kadar kendilerini korumayı başaran bu küçük topluluklar günümüzde yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Çuvaşlar

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra 24 Ekim 1990’da Çuvaş Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ni ilân ettilerse de 13 Şubat 1992’de Rusya Federasyonu’na bağlı Çuvaş Cumhuriyeti antlaşmasını imzalamak zorunda kalmışlardır.

Dolganlar

Yerkürenin en kuzeyindeki Türk topluluğudur. Kendilerini Dolgan, Tıa-kihi ya da Saha diye adlandırırlar. Ruslar’ın XVIII. yüzyılda bölgeyi ele geçirmesiyle varlıklarından haberdar olunmuştur. 1897’de 1224, 2002’de 7261 kişi tesbit edilmiştir. Krasnoyarsk’ın Taymır Özerk Bölgesi’nde Hatang kesiminde Hatanga ve Heta nehirleri vadisinde (5517 kişi), Yâkutistan’da (1272 kişi) hayat sürerler.

Büyük bir yarımada olan Taymır bölgesinde sadece 40.000 kişi yaşamaktadır ve bunların 25.000’i Slavyan’dır. Dolganlar kendilerini Yâkut ya da bölgenin diğer önemli etnik azınlığı olan Evenkler’den ayırırlar. Dolganca Türkçe’nin Altay grubuna dahildir, bazı bilim adamları ise Yâkutça’nın bir diyalekti olduğunu iddia etmektedir.

Yâkutça, Dolganlar’ın yaşadığı Tundra bölgesinde hâkimdir, bölgede yaşayan diğer Türk olmayan halklar da Yâkutça konuşurlar. Dolganlar, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği döneminde yapılan bütün nüfus sayımlarında ayrı bir halk şeklinde yer almıştır. 1979’daki nüfus sayımında %90’ı ana dili olarak Dolganca’yı işaret etmiştir; 2002 yılında ise bu oran düşmüştür.

Yâkutlar, Dolganca’nın Yâkutça’nın bir lehçesi olduğunu ileri sürdüklerinden okul kitaplarında Dolganca’ya yer vermezler. Dolganca 1970’te Rus harfleriyle yazıya geçirilmeye başlanmış, ilk Dolganca kitap 1973’te yayımlanmış, 1981’de yeni bir alfabe kabul edilmiştir. Son yıllarda bazı edebiyat denemelerinde ve radyo yayınlarında Dolganca’ya yer verilmeye başlanmıştır.

Dolganca sadece Petersburg’daki bir pedagoji üniversitesinde öğretilmektedir. Pravoslavyan kilisesi, burada bir misyoner okulu açarak Dolgan çocuklarına hem eğitim vermekte hem din adamı yetiştirmektedir. Sovyet döneminde Şamanizm’in yasaklanmasına rağmen halk arasında bu inanç gizlice yaşatılmaya devam edilmiştir. Şamanizm, aile içerisinde babadan oğula ya da anneden kıza devam ettirilir, silsile kesildiği zaman bunun büyük bir tehlikenin işareti olduğuna inanılır.

Gagauz Türkleri

Bugün Moldova’da yaşadıkları topraklara XVIII. yüzyılın sonunda Balkanlar’dan gelmişlerdir. 1897’de Rusya’da yapılan ilk nüfus sayımında isimleri Besarabya Türkleri diye geçmektedir. Gagauzlar, XV-XIX. yüzyıllar arasında Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetinde yaşamakla birlikte arşiv belgelerinde Gagauz adına rastlanmamaktadır.

Türkiye’de binlerce Gagauz Türkü çalıştığı gibi Türk üniversitelerinde okuyan çok sayıda öğrenci bulunmaktadır. TİKA aracılığıyla bölgede çeşitli kalkınma projeleri yürütülmekte, sosyal ve insanî yardımlarla Gagauzlar desteklenmektedir. 1957’den beri Kiril harflerini kullanan Gagauzlar 1993’te Latin harflerine geçmiştir.

Hakaslar

Kendilerini eski dönemde Tadar diye adlandıran Hakaslar’ın Kırgız ve Sagay kolları vardır. Bunlar Yenisey Kırgızları’ndan gelmektedir. Çin kaynaklarında bu Kırgız boyuna Heges denildiği için aydınlar kendi ülkelerine Hakas adını vermişlerdir. Yazı diline sahip olan Hakaslar’ın dil ve edebiyat enstitüleri mevcuttur. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği’ndeki nüfusları 1926’da 45.608 ve 1989’da 80.323 kişi idi. Rusya Federasyonu’ndaki nüfusları 2002’de 75.622 kişi olarak tesbit edilmiştir. Hakaslar’ın büyük çoğunluğu 1991’de kurulan kendi cumhuriyetlerinde yaşamakla birlikte nüfusun ancak %12’sini (65.421), Ruslar ise %80’ini oluşturmaktadır. Hakaslar ayrıca Krasnoyarsk bölgesinde (4489), Tuva Cumhuriyeti’nde (1219) ve Rusya Federasyonu’nun diğer bölgelerinde bulunmaktadır.

Karaçaylar

Kuzeydoğu Kafkasya’daki Karaçay-Çerkez Özerk Cumhuriyeti’nde yaşamaktadırlar. Ayrıca Kuban nehri yakınlarında yoğun Karaçay nüfusu mevcuttur. Menşe itibarı ile Kumanlar’dan geldikleri ileri sürülmektedir. Karaçaylar’la Balkarlar aynı soya bağlanıp aynı dili konuşmakla birlikte ayrı cumhuriyetlerde yaşamaktadır (bk. KARAÇAY-BALKARLAR).

Karaimler

Karaimler’in (Karaylar) sayısı Sovyet istatistiklerinde 1926’da 8324 ve 1989’da 2602 kişi gösterilmiştir. 2002’de Rusya Federasyonu’nda 366 Karaim yaşıyordu. Litvanya, Polonya ve Ukrayna’da bulunanların sayısı hakkında bilgi yoktur, ancak 1000-2000 arasında oldukları tahmin edilmektedir. Eskiden yazılı edebiyatları da olan Karaylar’ın bir kısmı İsrail’de yaşamaktadır ve Litvanya’da dinî faaliyetlerini sürdürecek bir sinagogları vardır.

Karakalpaklar

Özbekistan’a bağlı Karakalpakistan Özerk Cumhuriyeti’nde yaşamakta ve nüfusları sürekli artış göstermektedir.

Kazaklar

Orta Asya’da Hazar denizinden Çin sınırına kadar uzanan topraklarda bulunan bir Türk topluluğudur.

Kırgızlar

En eski Türk kabilelerinden biridir. Kırgız adı ilk defa Çin kaynaklarında milâttan önce 201’de Kırk-hun (Tszyan-kun) şeklinde geçmektedir. Kırgızlar Güney Sibirya’nın Yenisey bölgesinde, Türkistan’ın doğusunda, Tanrı ve Pamir dağları eteklerinde yaşamıştır. XVIII. yüzyılın başlarında Yenisey’den ayrılarak bugünkü vatanlarına gelmişlerdir.

Kırımçaklar

İbrânî inancına sahip bir Türk topluluğu olup Türkçe konuşurlar. Kendilerini yahudi ya da Srel (İsrâil) çocukları diye adlandırırlar. 1926’da Kırım yahudisi olarak 6383 kişi, 1959’dan itibaren Kırımçak olarak 1480, 1970’te 1790, 1979’da 3000, 1989’da 1418 kişi idiler. 2002’de Rusya Federasyonu’nda 157, 1989’da Özbekistan’da 173 kişi yaşıyordu.

Kumandinler

Kumandivandı, Kuvantı, Kuvandıg, Kuvandıh gibi isimlerle de anılırlar. Altay Özerk Cumhuriyeti’nde yaşayan Türk halklarından biridir. Dilleri Altayca’ya yakındır; bazı Türkologlar ise Hakasça’nın alt grubuna ya da Uygur-Oğuz grubuna girdiğini belirtmektedir. 1897’de 4092 kişi, 1926’da 6334 kişi olarak gösterilmiş, 2002 yılına kadar olan nüfus sayımlarında kendilerine yer verilmemiştir. 2002’de 3114 kişi oldukları resmî kayıtlara geçmiştir. Altay bölgesi, Altay Özerk Cumhuriyeti ve Kemerov bölgesinde yaşamaktadırlar. Fonetik bakımdan dilleri Şorca’ya ve kısmen Hakasça’ya yakındır. Orta kuşakla yaşlı kuşak dillerini konuşabilmektedir; gençler arasında ise Rusça yaygındır. 1933’te Kumandin Alfabesi isimli bir kitap neşredilmiş, 1990 yılına kadar okullarda Rusça eğitim yapılmıştır.

Kumuklar

Kuzey Kafkasya bölgesindeki en kalabalık Türk nüfusunu teşkil ederler. Büyük çoğunluğu Rusya Federasyonu’na bağlı Dağıstan, Kuzey Osetya ve Çeçenistan özerk cumhuriyetlerinde yaşamaktadır (bk. KUMUKLAR).

Nagaybekler

I. Petro zamanında Ortodoksluğa geçen bir Tatar grubudur. 1926’da yapılan nüfus sayımında ilk defa kaydedilmiş (11.219), daha sonraki nüfus sayımlarında (1939, 1959, 1970, 1989) Tatar olarak yazılmış, 2002’de ise yeniden Nagaybek adıyla (9600 kişi) kaydedilmişlerdir. %90’ı Rusya Federasyonu’nun Çelyabinsk bölgesinin Nagaybak ve Çabarkul ilçelerinde yaşar.

Nogaylar

Karadeniz’den Aral gölüne kadar uzanan bozkırlarda yaşamışlardır. İsimleri ilk defa 1479 tarihli bir Rus belgesinde geçmekte ve bu ismi Cuci’nin torunu Nogay’dan aldıkları bilinmektedir. Dağıstan’ın kuzey kısımlarında bilhassa Terek havzasında yaşayanlarına Ak Nogaylar denir. Nogaylar’a Rusya İmparatorluğu ve Rusya Federasyonu’nda yapılan bütün nüfus sayımlarında ayrı bir Türk grubu olarak yer verilmiştir. 1875’te sayıları 95.056 kişiydi. 2002’de 90.666 kişi oldukları belirtilmektedir. 1950 yılından itibaren Stavropol bölgesi ve Çeçen-İnguş cumhuriyetlerindeki Nogay okulları, Nogayca çıkan gazeteler kapatılmış, Kızılyar’da kurulan Nogay Öğretmen Okulu’nun faaliyetine 1957’de son verilmiştir. 9 Ocak 1957’de Nogaylar’ın yaşadığı Nogay, Kızılyar ve Tarumov ilçeleri Dağıstan’a, Şelkov ilçesi Çeçen-İnguş Cumhuriyeti’ne, Heftekum ilçesi Stavropol bölgesine dahil edilmiş, böylece Nogay ilçesi dışında azınlığa düşmüşlerdir. Günümüzde Nogay dili ve kültürünün yaşatılmasında bu ilçe önemli rol oynamaktadır. Dilleri Kıpçak grubundadır. Müslüman olup %90’ı ana dilini bilmektedir.

Özbekler

Batı Türkistan’ın en kalabalık Türk topluluğudur ve %85’i kendi cumhuriyetlerinde yaşamaktadır. 1897 nüfus sayımında Sart (968.655), Özbek (726.534), Tarançi (56.469), Kâşgarlı (14.938) ve Türk (440.412) olarak gösterilmiş, 1939’daki sayımda 4.081.096 kişi Özbek diye kaydedilmiştir. Özbekler’in Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği’ndeki nüfusu 1959’da 6.015.416, 1970’te 9.195.093, 1989’da 16.697.825 kişiye yükselmiştir. 2000’de Özbekistan’da yapılan nüfus sayımına göre Özbekler’in sayısı 18.959.577’dir. Özbekistan dışında en çok Afganistan’da bulunurlar, sayılarının 2-3 milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca Tacikistan’da 1.197.841 Özbek yaşamaktadır. Tacikistan’da 1992-1995 yılları arasında yaşanan iç savaş sebebiyle Özbekler’in ve diğer Türk gruplarının büyük bölümü ülkeyi terketmiştir. Bu iki ülke dışında Kazakistan (456.997), Kırgızistan (768.400), Türkmenistan (317.033), Rusya Federasyonu (122.916), Ukrayna (12.353) ve diğer eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği ülkelerinde de Özbekler bulunmaktadır. 21 Ekim 1989’da Özbekistan Yüksek Meclisi, Özbekçe’yi devlet dili olarak kabul etmiş ve 1993’te Latin alfabesine geçilmiştir. Ülke yirmi yıldan beri İslâm Kerimov tarafından yönetilmektedir.

Şorlar

Kemerov bölgesinde Altay ve Hakas özerk cumhuriyetlerinde yaşamaktadırlar. 1959’da 15.274 ve 2002’de 13.975 kişi oldukları tesbit edilmiştir, sayıları giderek azalmaktadır. Adları literatürde Kuznets Tatarları, Çernevi Tatarları, Mrastı ve Kondomtsı ve Mrasski olarak da geçmektedir. Şor dilinin Türkçe’nin Uygur-Oğuz grubunun Hakas alt grubuna dahil olduğu kabul edilmektedir. Hakasça, Çulımca ve Altayca’nın kuzey lehçesi Şorca’ya yakındır. Şorlar’ın %70’i 1926’dan 1939’a kadar Dağlık Şor Millî Bölgesi’nde yaşıyordu.

Tatarlar

2002 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre Rusya Federasyonu’nda Tatarlar, Ruslar’dan sonra ikinci büyük etnik grubu teşkil etmekteydi (5.554.601). Ancak Tatarlar başta İdil-Ural bölgesi olmak üzere federasyonun her tarafında dağınık halde yaşadıklarından 3.779.265 kişilik Tataristan nüfusunun ancak %45 kadarını (2.000.116 kişi) meydana getirmektedir. Tatarlar, Rusya Federasyonu’nda yaşayan Türk halkları arasında demografik bakımdan en karmaşık grubu oluşturmaktadır. Başta Azerbaycan (30.000), Belarusya (10.146), Kazakistan (249.229), Kırgızistan (31.400), Özbekistan (324.080), Türkmenistan (35.200), Ukrayna (73.304), Tacikistan (19.200) gibi eski Sovyet cumhuriyetlerinde 1 milyon civarında Tatar yaşamaktadır ve dünyadaki toplam Tatar nüfusu 6,5-7 milyondur. Sibirya Tatarları (9611 kişi) ve Astarhan Tatarları (2003 kişi), çarlık döneminde misyonerlerin baskısı sonucu ya da kendi istekleriyle Hıristiyanlığa geçen ve büyük çoğunluğu halen Tataristan’da yaşayan Kreşin Tatarları (24.668 kişi), Çelyabinsk bölgesinde yaşayan Nagaybekler de (9600 kişi) kendilerini ayrı bir etnik grup olarak kaydettirmişlerdir. Sovyetler Birliği döneminde yapılan nüfus sayımlarında ise kendilerini Tatar olarak yazdırıyorlardı. Tatarlar, 365 yıl (1552-1917) başka bir devletin egemenliği altında yaşamalarına rağmen milliyetlerini, dillerini ve dinlerini korumuşlardır. Bilim adamları Tatarlar’ın millî kimliklerini korumasında İslâm dininin etkisinin büyük olduğunu belirtmektedir (bk. TATARİSTAN; TATARLAR).

Teleüt Türkleri

Altay Özerk Cumhuriyeti’nin Şebalin bölgesinde Sema nehrinin kıyısında ve Altay bölgesinin Çumiş ilçesindeki Büyük ve Küçük Baçat nehirlerinin kenarında yaşamaktadırlar. Eski dönemlerde Türkleşmiş bir Moğol boyu oldukları ileri sürülmekteydi. Fakat Türkolog N. Baskakov, Teleüt dilinin Kırgız-Kıpçak grubuyla ilişkilerini ortaya koymuştur.

Tofalar

Tofa adı V. yüzyıl Çin kaynaklarında Toha şeklinde geçmekte olup Yenisey bölgesinde yaşayan bir halk olarak gösterilmektedir. Kendilerini Tofa, Topa, Toha, Tıva diye adlandırırlar. Eski dönemlerde Karagas da denilirdi. Bazı bilim adamları nesillerinin Uygurlar’dan geldiğini söylemektedir. Rusya Federasyonu’nun Sibirya Federal Bölgesi’nde Irkutsk oblastının Nijneudinsk ilçesinin Tofalar ve Verhnegutar (Yukarı Gutar) köylerinde yaşamaktadırlar. Sayıları 150 yıldır 500-900 arasında değişmesine rağmen dilleri ve kendileri yok olmamıştır. Nüfusları 2002’de 887 idi. Tofaca ve Tuvaca Türk dilinin Sayan grubuna dahildir. Türk dilinin arkaik özelliklerini taşıyan Tofaca’yı fonetik, morfolojik ve söz varlığı bakımından Türkçe’nin ayrı bir kolu sayanlar da vardır. 1989 yılına kadar yazısız bir dil olarak varlığını muhafaza etmiş, aynı yıl Kiril harflerinden bir alfabe ihdas edilerek ilkokul birinci ve ikinci sınıflar için Tofaca ders kitapları hazırlanmıştır. Nüfuslarının azlığı, dillerinin yazısız olması, çevrelerinde yaşayan Buryat, Rus, Tuva gibi halkların dillerinin nüfuzu neticesinde Tofaca’nın söz varlığı gittikçe azalmaktadır ve sadece evlerde konuşularak varlığını sürdürmektedir. 2002 yılı nüfus sayımında sadece on dört kişi Tofaca’yı serbestçe konuşabildiğini ifade etmesine rağmen nüfusun %43’ü ana dili olarak Tofaca’yı belirtmiştir.

Tuvalar

XVIII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Moğolistan’ın hâkimiyeti altında bulunan Tuva daha sonra Çin hâkimiyetine geçmiştir. Milliyetçi Tuva halkı nüfusunun azlığına rağmen 1911’de Çin’de Sun Yat Sen liderliğinde yapılan ihtilâli fırsat bilerek bağımsızlığını ilân etmişse de bu bağımsızlık uzun sürmemiş, üç yıl sonra Rusya’nın himayesini kabul etmek zorunda kalmıştır.

Rusya’da 1921’de Tannu-Tuva Halk Cumhuriyeti ilân edilmiştir. Sovyetler Birliği, II. Dünya Savaşı sırasında yarı bağımsız Tannu’yu -Tuva Devleti- işgal etmiştir. Bu savaş yıllarında Tuva’nın nüfusu 70.000 civarındaydı. Bunun 50.000’ini Tuvalılar, 16.000’ini Ruslar teşkil ediyordu. 1944 yılına kadar yarı bağımsız kalan Tannu-Tuva Halk Cumhuriyeti 11 Ekim 1944’te Sovyetler Birliği’ne dahil edilerek muhtar bölge statüsü verilmiş, 10 Ekim 1961’de bu statü değiştirilerek Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti olmuştur. 1991’den sonra Rusya Federasyonu içinde bir cumhuriyet statüsü kazanmış ve 1993’te adı Tıva olarak değiştirilmiştir. Tuvalılar’ın nüfusu 1959’da 100.145 ve 2002’de 243.442 idi; 235.313’ü kendi cumhuriyetinde yaşamaktaydı. Rusya Federasyonu’nda bulunan Türk halkları arasında kendi dilini %99 oranında ana dili olarak gösteren tek halktır. Nüfusları az olmasına rağmen millî benliklerini iyi korumuşlardır.

1930’da yazı dili Latin harfleri esasına göre düzenlenmişti, 1941’de diğer Türk lehçelerinde olduğu gibi Tuvaca için de Kiril harfleri icat edilmiştir. Zengin destanlara sahip olan Tuva halkının en meşhur destanı Keser’dir ve 1963’te neşredilmiştir. Salçak Toka, Sovyet devri yazarlarının en meşhurlarındandır. Tuvalılar şamanistti, sonraları aralarına Moğolistan’ın etkisiyle Lamaizm de girmiştir.

Tuvin-Todjinler (Tuga/Tuha).

En eski Türk halklarından biri olup konuştukları dil Tuvaca’nın bir lehçesidir. Tuva Özerk Cumhuriyeti’nin kuzeydoğudaki Tuva-Todja bölgesinde yaşarlar; bölge hayvan ve bitki örtüsü bakımından dünyanın en zengin yerlerinden biridir. Dağlık kesimde yaşadıklarından diğer halklardan tecrit edilmiş durumdadırlar. Arkaik Türkçe yer adları açısından zengin olan bölgede XIX ve XX. yüzyıllarda yer altı ve yer üstü kaynakları bulunmuştur. Bölgeye Ruslar’ın iskânı neticesinde asimilasyon başlamış ve halk ana dilini unutmuştur. 1931’de yapılan nüfus sayımında yerli halk 2115 kişi idi; 2002 yılında sayıları 4442 kişiye çıkmıştır.

Türkmenler

Oğuzlar İslâmiyet’i kabul ettikten sonra Türkmen adıyla anılmaya başlanmıştır. Afganistan, İran, Irak, Suriye gibi çeşitli devletlerin egemenliği altında yaşayan Türkmenler’in sayısı bugün bağımsız bir ülke olan Türkmenistan’da yaşayanlardan daha fazladır.

Uygurlar

Doğu Türkistan’da zengin bir tarihe ve köklü bir kültüre sahiptirler. Günümüzde Çin Halk Cumhuriyeti’nin Sincan-Uygur Özerk Bölgesi (14-15 milyon), Kazakistan (224.713), Kırgızistan (48.500), Özbekistan (19.526), Türkmenistan’da (1989’da 1328) ve Rusya Federasyonu’n-da (2862), Suudi Arabistan, Türkiye, Amerika ve Avrupa ülkelerinde (15-20.000) bulunmaktadırlar.

Yakutlar (Sahalar, Saha ve Uranhay Sahalar).

Kuzeydoğu Sibirya’da Yakut Cumhuriyeti’nde yaşamaktadırlar. 1926’da 240.709 kişi olan nüfusları 2002’de 443.852’ye ulaşmıştır.

İsmail Türkoğlu

Bu yayın ne kadar yararlı oldu?

Ortalama: / 5. Oy sayısı:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu