Türk dilinde töre Türk vicdanına hakim olan umumi hukuk prensipleri manasında kullanılmaktadır. Töreyi dar ve mahalli olan gelenek kavramından ayırabilmek gerekir. Umumiyetle kanun manasına alınan töre eski Türk hukuki hükümlerinin bütünü olup sosyal hayatı düzenleyen mecburi kaideleri ihtiva ediyordu. Orhun kitabelerinde töre kelimesi 11 yerde geçmekte, bunun 6’sında il ile birlikte kullanılmaktadır. Diğer 5 yerde de yine il ile alakası açıkça belirir. Demek ki Türk Devleti kanunlara (töre hükümlerine) bağlı bir kuruluştur. Devletin varlığı töre ile kaimdi. ( bkz. Türk Dünyası El kitabı İ. Kafes oğlu’nun Kültür ve Teşkilat adlı makalesi sf. 7619) Töre hükümleri değişmez kalıplar değildir. Türk hükümdarları yerine ve zamanın icaplarına göre ve tabii meclislerin tasvibi alınmak üzere yeni hükümler getirebilirdi… Bütün Türk lehçelerinde ortak olan ve sonra Moğolcaya da geçen töre tabiri şimdilik bilgimize göre Tabgaçlar’dan beri mevcuttu ve aslı söylenişi olan töre şeklinin daha eski bir devre götürülmesi mümkündür. Yine aynı kaynaktan öğrendiğimize göre bugün kanun karşılığı olarak kullanılan yasa kelimesine temel teşkil eden yasamak fiili Türk kitabe ve kayıtlarında sadece Ten gri yasar Tanrı düzenler yapar cümlesinde olmak üzere bir defa geçmektedir. Bunun dışında Türkler daima kanun karşılığı olarak töre kelimesini kullana gelmişlerdir. ( bkz. Age sf. 761) Zaman Türk hakanları yazılı kanunnameler çıkarmakla beraber umumiyetle Türk töresi yazılı değildi, ancak cemiyetçe çok iyi biliniyor ve yaşanıyordu. Bugün Türk töresini tespit etmek isteyenler için iki önemli kaynak mevcuttu: Bunlardan birincisi bütün Dünya Türklüğü’nün milli vicdanında yatan ortak değer hükümleri ikincisi de büyük Türk Yusuf Has Habib’in yazdığı Kutadgu-Bilig adlı kitaptır. Âlemşümul bir ahlak ve nizam kurmak isteyen filozoflar töreyi fazla dar ve mahalli olmakla suçluyor bütün insanlığı kavrayan bir ahlak ve nizam arıyorlardı. Bunu daha önce incelemiştik. Gerçekten de bazı milletlerin töreleri için bu husus belki söz konusu edilebilir. Bir kavim kendi içine kapanırsa diğer kavimlerle ve insanlarla temas halinde bulunmazsa kültür ve medeniyette ilkel kalmak tehlikesine maruz kaldığı gibi dar ve yetersiz bir töre içinde hayatını düzenlemeye mahkûm olur. Ama Türk tarihini bilenler Türk töresinin dar ve mahalli olduğunu iddia edemezler. Türkler tarihin kaydettiği en dinamik milletlerden biridir. En eski devirlerden beri, dünyayı bir uçtan diğer bir uca kametmiş sayısız kavimle tanışmış değişik zaman ve mekânlarda bulunan insanların sosyal ve kültürel tecrübelerine şahit olmuş mevcut bütün milletleri ve dinleri tanımıştır. Kısaca belirtirsek Türk milleti geniş bir tarihi tecrübeye büyük ve zengin bir kültür hazinesine sahip bulunmakla milli töresini bu güçlü zemin üzerinde kurmuş bulunmaktadır. Türk töresi âlemşümul ahlaki idealleri bünyesinde toplayan pratik bir ahlak ve hukuk nizamı durumundadır. Hele en az bin yıldan beri İslam’ın şanlı aydınlığında yıkanan olgunlaşan ve arınan Türk töresi bütün insanlığı mutluluğa çıkaracak âlemşümul bir nizam durumuna gelmiş bulunmaktadır. Allah’tan başkasına kul olmayan adil merhametli fedakâr iyiliksever saygılı müşfik ve kahraman Türkoğlu gerçekten de Z. Gökalp’ın dediği gibi ahlakın dehasına ulaşmış bir ahlak adamıdır. S. Ahmed ARVASİ