Türkler, eskiden “Türkistan” olarak adlandırılan Orta Asya ve Kafkasya bölgelerinde boylar ve oymaklar biçiminde yerleşmişler ve çeşitli nedenlerle yer değişikliği ve göç olayları yaşamışlardır.

Yine, çok sayıda Türk boyu farklı adlarla farklı tarih kesitlerinde önemli roller oynamışlardır. Örneğin, bu çerçevede Baykal Gölünden Kazakistan bozkırlarının batısına kadar geniş sahada yaşayan Ting-ling’ler bir Türk boyudur. Bunun yanında, Orta Asya’nın diğer alanlarında bulunan küçük boylar da dikkat çekmektedir. Wu-sun’lar, Tanrı Dağları dolaylarında yaşayan ve kaynaklarda sıkça geçen bir diğer boydur. M.S. III-IV. yüzyıllara kadar bu durum devam ederken, bir kısım Türk kitleleri İtil (Volga) Irmağını geçip Orta Avrupa’ya doğru ilerlemişlerdir. Hun devletleri de tarih sahnesinden çekilince, Orhun bölgesinde Juan-juan’ların, Batı Türkistan-Afganistan dolaylarında Akhunların, Çin’de Tabgaçların kurduğu devletler ortaya çıkmıştır. Aynı devirlerde kuzeyde, yani Kazakistan bozkırları ağırlıklı olmak üzere, tüm Orta Asya’da Kao-ch’e boyları, Ting-ling’lerin yerini almıştır (Taşağıl, 2004a, 1).

Kao-ch’e boyları da yüzyıllarca varlıklarını devam ettirirler. Ancak, hiç bir zaman bir araya gelip güçlü bir devlet kuramazlar. VI. yüzyılda Kök-Türkler tarih sahnesine çıkarken, Orta Asya’da yaşayan boyların genel adı Töles olarak belirir. Yani Kao-ch’e’ların yerini Tölesler alır. Çok kalabalık oldukları kaynaklar tarafından açıkça bildirilen Tölesler, Kök-Türklerin bağımsızlık yolunda güçlerinin artmasında önemli bir basamak oluşturmuşlardır. Kök-Türk Devleti, tüm Orta Asya’yı kapladığında, hepsi onun birer parçası olur. 627 yılından sonra gelişen duruma bakıldığında, Töleslerin Kök-Türk hanedanının dayandığı ana unsur olduğu açıkça anlaşılır. Bu arada Töles grubuna girmeyen kuzeyde Kırgız, Kurıkan gibi başka boylar da vardır.

Kök-Türk devletlerinin doğuda ve batıda zayıflaması, Töles boylarının işine yarar. Ancak, artık Töles adıyla anılmamaktadırlar. Her biri kendi özel adıyla siyasi olaylarda yer almaktadır. Dolayısıyla 627 tarihi boylar açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Söz konusu yılda, Doğu Kök-Türk Devleti’nin zayıflaması üzerine Tola-Kerulen bölgesinde yaşayan boylar isyan ederler. Liderlik o sırada Sir Tarduş boyundadır. Bununla birlikte diğer küçük boylar da artık kendi adlarıyla anılmaktadır. Sonuçta Töles adı çok küçük bir gruba ait olarak yaşamaya devam etmiş ve II. Kök-Türk Devleti döneminde olaylara karışmıştır (Gömeç, 1997, 9).

Kök-Türk yazıtlarına göre Ötüken’in doğusunda bulunanlar Dokuz Oğuz, batısında yaşayanlar ise Tarduşlardır. Zaten Sir Tarduşlar 603’lü yıllardan sonra mensup oldukları Töles boyları içinden kendini kanıtlamış, 627–647 yılları arasında kendi kağanlıklarını kurmuşlardır. Çin aldatmacaları, hanedan üyeleri arasındaki çekişmeler yüzünden 647’de yıkılıp azalmışlardır. 647’den sonra Çinliler, Orta Asya’da yaşayan boyların hepsi ile siyasi ilişki kurup, onlara Çin askeri ünvanları verirler ve yeni askeri valilikler oluştururlar. Böylece bölgenin kontrolü tamamen Çin’in eline geçer. Bazı isyanlara rağmen 679’a kadar bu durum, yani Çin egemenliği devam eder (Kafesoğlu, 2004, 65).

Söz konusu tarihte başlayan Kök-Türk bağımsızlık savaşları, 682’de hedefine ulaşınca, diğer Türk boylarının hepsi ona bağlanmak zorunda kalır. Bağlanmak istemeyenler ile mücadele edilir. Bu mücadeleler, isyanlar Orhun Yazıtlarına yansımıştır. Dokuz Oğuzlar, Karluklar, Türgişler, Kırgızlar, Bayırkular ve diğerleri isyanlarda hep ön plandadır. II. Kök-Türk Devleti’ni yirmi dört yıl gibi uzun bir süre yöneten Kapgan, 716 yılında Bayırkuların kurduğu bir pusuya düşerek öldürülmüştür (Taşağıl, 2004a, 4). Devlet geleneğinde, barışın sağlanması en büyük amaçlardan biridir. Düşman boyların bağlanması, güvenliğin sağlanması savaşların sürmesine neden olmuştur.

723 senesi civarında tüm boylar Bilge Kağan tarafından kontrol altına alınır ve ülke huzura kavuşur. 734’te onun ölümü üzerine yerine geçenlerin başarısız yönetimi devleti zayıflatınca, 742’den sonra Uygur, Karluk, Basmıl gibi boylar ön plana çıkarlar ve hep beraber Kök-Türk devletini yıkarlar. Dokuz Oğuzlar, Uygur Kağanlığınının ana topluluğunu meydana getirirken, Karluklar batıya doğru kayarlar. Işık Göl – Tanrı Dağları dolaylarına, hatta Talas’a kadar ilerlerlerler. Kırgızlar ise, 840 yılında Uygurları yıkınca önem kazanırlarsa da 50–60 yıl sonra kendi esas bölgeleri olan Yenisey’e dönmek zorunda kalırlar. Ötüken bölgesi artık Kıtayların (Kıtan/Liao) eline geçmiştir.

Batı Kök-Türk ülkesi de 630’lara doğru, Tung Yabgu’nun yönetimi sırasında yine boyların baş kaldırmalarına sahne olur. Adı geçen kağanın amcası tarafından öldürülmesinin ardından ülke tam karışıklığa sürüklenir. Başa geçen hiç bir kağan kontrolü sağlayamaz. Huzursuzlukların sona ermemesi üzerine, Batı Kök-Türk ülkesindeki boylar kendi aralarında örgütlenirler. Örgütlenme on boy halinde olur ve kaynaklarda bu örgütlenme On Ok olarak adlandırılır. Bir grup İli Irmağı civarında yerini alırken, diğer bir grup Çu Irmağının kenarını seçmiştir. Hanedan üyelerinin bir biri ardına başarısız olup, gidip Çin’e teslim olması üzerine, On Ok boylarından biri olan Türgişler güçlenir. Geniş bir alana egemen olurlar. İslam güçleriyle, Sır Derya boyunda şiddetli mücadelelere girerken, doğudaki II. Kök-Türk devletine karşı bağımsızlıkları için direnirlerse de başarılı olamazlar (Avcıoğlu, 1999a, 238).

766’lı yıllarda İli bölgesindeki yerlerini terk edip kuzey-batıya doğru yayılırlar. Sır Derya havzası onların yeni yurdudur. Türgiş adı birden kaybolur ve yerlerine aynı sahada birden Oğuzlar çıkar. Kışın Sır Derya civarında kışlayan Oğuzlar, yazın Kuzey Kazakistan bozkırlarına göç etmişlerdir. X. asra doğru Oğuz yurdu Hazar Denizine (Mangışlak), Cim-Emba nehirlerine ulaşmıştır. En doğu uçları ise, Sayram (İsficab)’dan başlamaktadır. Aslında Türgişlerden ve Karluklardan çok sayıda boy çıkmıştır. Türkçenin en eski sözlüğü Divan-u Lugat-it Türk’ten de boy isimleri ve yaşadıkları yerler öğrenilebilir. IX. asrın sonlarından sonra Peçenekler, arkasından Oğuzlardan bir grup (Uzlar) İtil Irmağını geçerler ve bunların tarihleri farklı şekilde gelişir (Taşağıl, 2004a, 5).

Boyların isimleri ve yerleri konusunda tamamıyla Çin kaynaklarına bağlı kalınmıştır. Büyük bir boy topluluğunun, bir anda yok olması ve yerini başka çok büyük bir boyun ortaya çıkması mantıklı görünmemektedir. Çinliler, belli bölgede bulunan tüm boylara aynı isimleri vermiştir. Bu isimler siyasi isimler değil, takma isimlerdir. Belli dönemlerde boylar içinde diğer boyun egemen olması üzerine, topluluk o boyun ismini almaktadır. Boyun tanımlanması, kayıtları tutan yazıcının görüşüne göre veya Çin hükümdarı ile olan ilişkilerine göre belirlenmiştir.

Yusuf Cem ŞENCAN