Sol Atatürkçü Müydü? – Dündar Taşer

Solculara kalırsa Kurtuluş (!) Savaşından sonra burjuva inkılâpçılığı, Atatürk’ün sosyalizmi bilmemesi veya bellemeye vakit bulmadan ölmüş olması yüzündendir. Eğer ömrü vefa etmiş olsa idi, inkılâpları daha ileriye götürecek ve sosyalizmi kuracaktı.
Bu iddia o kadar çok söylendi ki, nere- deyse inanmayan kalmadı. Halbuki vesikalar bu fikri teyit etmemekte, Atatürk’ün siyasî ve içtimaı nazariye ve tatbikatları çok iyi bilip bir karara vardığını göstermektedir. Şu sözlere Atatürk tacirleri acaba ne buyururlar:
“Prensip olarak devlet, ferdin, yerine kaim olmamalıdır. Ferdin inkişafı için umumi şartları göz önünde bulundurmalıdır: Bir de ferdin şahsı faaliyeti, iktisadı terakkinin esas membaı olarak kalmalıdır.
Ferdi inkişâfın, mâni karşısında kalmağa başladığı nokta, devlet faaliyetinin hududunu teşkil eder.”
“Devletçilik bilhassa içtimaî, ahlâki ve millidir.”
“Bizim takibini muvafık gördüğümüz devletçilik prensibi, bütün istihsal ve tevzi vasıtaları fertlerden alarak milleti büsbütün başka esaslar dahilinde tanzim etmek gayesini takip eden, sosyalizm prensibine müstenit kolektivizm yahut komünizm gibi hususî ve ferdi; iktisadı teşebbüs ve faaliyeti meydana bırakmayan bir sistem değildir.
Demokrasi, bir içtimaı muavenet veya bir iktisadi teşkilât sistemi değildir. Demokrasi, maddi refah meselesi de değildir.
Böyle bir nazariye vatandaşların, siyasî? hürriyet ihtiyacını uyutmayı istihdaf eder.”

Bolşeviklik:
“Rus milleti içinden bir ekâlliyet, iktisadı esaslara müstenit komünist partisi namı altında bir diktatörlük vücuda getirmişlerdir; gayelerinde milli değildirler. Şahsî hürriyet ve müsavat tanımazlar. Halk hakimiyetine riayetleri yoktur. Dahilde ekseriyeti cebir ve tazyik ile noktai nazarlarına itaata mecbur tutarlar. Hariçte propaganda ve ihtilâl teşkilâtı ile bütün dünya milletlerine kendi prensiplerini teşmile çalışırlar.
Halbuki hükümet teşkilinmde gaye, evvelâ ferdı hürriyetin teminidir.”
“İnsan namuskârane sahip olduğu mal ve mülküne isltedigi gibi tasarruf eder. Satabilir, satmayabilir, istedigine verebilir onları mahvedebilir.”
“Fikir ve kalpm mahsulü olan her eser dahi sahibinin hakkıdır.”

Matbuat:
“Aşağı insanların para ile yaptırdıkları matbuat mücadeleleri vardır. En adı yalanları ifşada, matbuatın kullanıldığı vakidir. Matbuatın ve hattâ fikir cemiyetlerinin millî hükümetin tesirinden kurtularak siyasi veya iktisadı maksatlara âlet olmasından korkulur.”
Yukarıdaki sözler S. Dr. Afet İnan’ın neşrettiği ve el yazılarının fotokopilerini de ihtiva eden Atatürk’ten Yazdıklarım” adındaki eserden alınmış parçalardır. Pek sayın solcularımıza soruyoruz, bu görüşlere ortak oldukları tek nokta var mıdır?
Atatürkçülük bezirgânlıgı yapmak, kendilerine Atatürkçü demek, heykeller önünde nöbet tumtmak, buna karçı da onun düşüncelerinin tamamen aksini onun adına ilân etmek, şerefsiz, ahlaksız insanların yapacağı bir hareket değil midir.
Ya CHP yöneticileri; bir yandan Atatürk mirasından maddi? hisse al, mülkunün mütevellisi ol onun bıraktıgı matbaada gazete bas, ondan kalan binada otur, onun adına İş Bankası’nı yönet, sonra da doğal hakkından bahset, komünizmi en ilkel şekliyle reklâm et, Atalan köyünde jandarmayı vazife yapmaktan men’e uğraş ve nihayet Atatürk şapka inkilâbını getirdi diye küçümse.
İnsan bütün bunlardan bahsedebilir hattâ bunun için teşkilât da kurabilir, hattâ komünist de olabilir, amma aynı zamanda Atatürkçü olmaz. Atatürkçü oldugunu ilân etmez, başkalarını Atatürk düşmanı diye suçlamaz. Atatiirkçü olmak, büst dikmekle degil, onun gibi düşünmekle tahakkuk eder. Büst dikmek olsa olsa heykelcilere hizmet olur. Solcular biraz daha haysiyetli olsalar, mertçe ortaya fikirlerini koysalar, kanaatlarının çirkefini Atatürk’e bulaştırmasalar olmaz mı?
Olmaz.
Çünkü korkaktırlar.
Çünkü haindirler.
Çünkü cahildirler.
Amma kurnaz ve aptaldırlar, müfteri ve yalancıdırlar, mürai ve menfaatçıdırlar.
– Servet sahibine kapitalist,
– İnanç sahibine, gerici,
Toprak ,sahibine, zalim
derken Atatürk’e hakaret ettiklerini biliyorlar. Bile bile söylüyorlar. Yine de “Atatürkçüyüm” diye iddiadan geri kalmıyorlar. Çünkü utanmazdırlar.

30 Mart 1970*DEVLET GAZETESİ