Jeopolitik Sözlük

Paternalizm Nedir? Paternalist Devlet ve Paternalist Muhafazakârlık Nedir?

Paternalizm, toplum veya aile yönetimlerinde kararların, rehber ve ideal kabul edilen kişi veya kişilerce alınmasını öngören yönetim sisteminin adıdır. Toplum ve aile içerisinde bir hiyerarşik yapı bulunmasının gerekliliğine ve hiyerarşide en üstteki kişiler veya kişinin yürütmeyi elinde bulundurması gerektiğini savunur.

Felsefi Geçmişi

Paternalizm; Sokrates ve Platon’un siyaset felsefesi fikri olan, ‘aile yönetimi, devlet yönetiminin bir modelidir’ prensibine dayanan ve halk içerisindeki doğruyu seçme yetisine sahip olan ‘yetkinlerin’ verecekleri kararlarla siyasal yönetimin gerçekleşmesine dayanan bir sistemdir. Sokrat ve Platon’a göre; toplum içinde, yönetilmeye ihtiyacı olan aciz kimseler için rehberlik edecek bir grubun bulunması gereklidir.

Aynı şekilde, aile içinde de ailenin bekası için doğru kararları alan bir merciinin bulunması gereklidir. Keza bu aile içinde ancak bir birey olabilir. İdeal kararları alabilecek olan kişi, aile içinde yönetilmeye ihtiyacı bulunan bireyler adına ve aile için en doğru kararları alacak tek otorite olmalıdır.

Paternalizmin Toplumlara Etkisi

Toplumun yönetilmesi için bir hiyerarşinin mevcut olması gerekli olduğunu savunan paternalizme göre, toplumun gelişmesi için doğru karar alabilecek kişiler, bireylerin zararına olsa da toplum için doğru karar verme birikimine ve bilgisine sahip olması gerekir. Bu gereklilik sonucunda; paternalizm, toplum içerisinde seçkin bir grup oluşmasına ve dolayısıyla bir soyluluk durumuna sebebiyet verir.

Modern Zamanlarda Paternalizm

Toplum içerisinde soyluluğu, aile içinse ataerkilliği savunan bir yönetim sistemi olan Paternalizmin, Amerikan tarihinin modern zamanlardaki en ünlü destekçisi 22. ve 24. A.B.D. devlet başkanı Grover Cleveland’dır.

Paternalist Devlet Nedir?

Latince pater (baba, peder) kelimesinden türeyen ve “baba devlet” anlayışı olarak tanımlanan paternalizme göre, devletle vatandaş arasındaki yönetim ilişkisi, babayla evlat arasındaki ilişki gibidir. Paternalist devlet, halkın kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek yeterliliğe sahip olmadığı düşüncesi üzerine inşa edilmiştir. Buna göre halk bir türlü büyüyemeyen bir çocuk olarak telakki edilir.halkın, her zaman için onu koruyacak, kanatlarının altına alacak güçlü bir dış otoriteye (devlete) ihtiyacı vardır.

Paternalist Muhafazakârlık Nedir?

Muhafazakâr düşüncedeki paternalist damar, organizmacılık, hiyerarşi ve ödev gibi ilkeler üzerine kuruludur ve geleneksel muhafazakârlığın doğal bir sonucu olarak görülebilir.

Benjamin Disraeli’nin erken dönem yazılarında sıkça görülebileceği gibi paternalizm sağduyu ile ilkenin bir bileşimini oluşturur. İngiltere’nin “iki ulus: Zengin ve Fakir” olarak ikiye ayrılması tehlikesine dikkat çeken D’israeli, yaygın bir sosyal devrim korkusunu ifade etmiştir.

Bu uyarı, “yukarıdan reform”un “aşağıdan devrim”e kıyasla tercihe şayan olduğunu kabul etmesi gereken imtiyazlının özçıkarına bir sesleniştir. Bu mesaj, köklerini noblesse oblige (asalet ödevi) gibi neofeodal fikirlerde bulan ödev ve sosyal yükümlülük ilkelerine bir çağrıyla desteklenmektedir.

Aslında bu yaklaşımda ödev, imtiyazın fiyatıdır; muktedir ve mülk sahibi olan, sosyal uyum ve beraberliğe ilişkin daha geniş menfaatler adına, daha az hali vakti yerinde olana karşı bir sorumluluğu da miras almaktadır. Tekulus ilkesiyle sonuçlanan, tam bir Tory duruşu olarak ifade edilebilecek olan ve birbirine bağlı ve istikrarlı bir hiyerarşi şeklindeki organik bir denge görüşünü ifade eden bu yaklaşım, sosyal eşitlik idealine fazlaca sıcak bakmaz.

Tekulus geleneği, sadece sosyal reforma yönelik bir eğilimi tecessüm ettirmekle kalmaz; aynı zamanda iktisadi politikaya ilişkin temelde pragmatik bir yaklaşımı da yansıtır. Bu, 1950’lerde İngiltere’de Harold Macmillan (1894-1986), R. A. Butler (1902-82) ve Ian MacLeod (1913-70) gibi isimlerce benimsenen “orta yol” yaklaşımında görülebilir.

Bu yaklaşım, iktisadi örgütlenmenin iki ideolojik modelinden, yani bir yandan laissez faire kapitalizminden, diğer yandan ise sosyalizmden ve merkezi planlamacılıktan kaçınır. Bunlardan ilki, sosyal uyumu imkansız hale getiren ve zayıf ve kırılgan olanı cezalandıran bir serbestiyle sonuçlanacağı temelinde reddedilirken, ikincisi ise yekpare taştan bir devlet direği ortaya çıkardığından ve her türden bağımsızlık ve teşebbüsü ezdiğinden dolayı reddedilir.

Dolayısıyla çözüm, devletle birey arasındaki dengenin “işe yarayan”a göre pragmatik biçimde ayarlanabileceği, piyasa rekabeti ile hükümet regülasyonunun bir karışımında yatmaktadır (“bencillik içermeyen özel teşebbüs” (H. Macmillan)). Buna çok benzer sonuçlara, 1945’ten sonra Hıristiyan Demokrasi ilkelerini benimseyen Kıta Avrupası muhafazakârları tarafından ulaşılmış ve en katı şekliyle Alman Hıristiyan Demokratlarının (the Christlich Demokratische Union (CDU)) “sosyal piyasa” felsefesinde ifadesini bulmuştur.

Bu felsefe, özel teşebbüs ve rekabetin erdemlerini yansıttığı ölçüde bir piyasa stratejisidir; ama bu yolla sağlanan refahın, toplumun daha büyük olan menfaati için kullanılması gereğine inanması bakımından da sosyaldir. (Andrey Heywood)

4 Yorum

  1. Paternalizm i duyunca Google a yazdım okuduklarım sayesinde bilgi sahibi oldum. Paternalist kavramı da ayrıca güzel açıklanmışsınız Teşekkür ederim.

  2. MUTLAKİYETÇİ DÜŞÜNÜRLER:

    1- THOMAS MORE
    2-JEAN BODİN
    3-THOMAS HOBBES

    1- Thomas More; hukukçu dindar ve hayalci ingiliz düşünürdür. Onu ünlendiren ” ÜTOPYA” adlı eseridir. Ona göre dengesizliğin nedeni toprak mülkiyetinin tek kişi elinde olmasıdır. Yasalarda özel mülkiyetten dolayı çok karışıktır.More’a göre devletin amacı insanların nasıl yönetileceği değil malların nasıl idare edileceği ve ekonominin nasıl düzene gireceğini sağlamaktır. Özel mülkiyete karşı olmasına rağmen aileye karşı değildir ona göre aile küçültülmüş bir devlettir.

    2- Jean Bodin; Hukukçu iktisatçı ve tarihçi Fransız düşünürdür. Egemenlik düşüncesini ” Devletin Altı Kitabı” adlı eserinde dile getirmiştir. Jean Bodin’e göre 2 düşünce vardır :
    * Madem ki aile devletten önce geliyor o zaman özel mülkiyette devletten önce gelir.
    *Aile otoritesinin devlet otoritesine teşkil etmesine ”PATRİMANYAL YÖNETİM” denir.
    *Aile yönetiminin devlet yönetimiyle birbirine benzetilmesine ” PETERNALİZM PEDERŞAHI” denir.

    EGEMENLİĞİN 3 UNSURU:
    1 sürekli olması 2 mutlak olması 3 görünmez olması.

    3-Thomas Hobbes; ”Laviothan” adlı eserinde devleti yedi başlı ejderhaya benzetmiştir. Ona göre bireylerin çıkarları mutlak iktidarı ortaya çıkarmıştır. Toplum sözleşmesinden bahseden ve kullanan ilk kişidir.

    ”İnsan insanın kurdudur” sözünü söylemiştir. İnsanlar kendi aralarında sözleşme imzalayarak kendi haklarını sınırlamışlardır. Hukukun kaynağı devletin iradesidir.

  3. Peternalizm hakkında bilgi arıyordum, sitenizi buldum. Harika bilgiler için teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.