Özbekistan’da Bağımsızlık Sonrası Neler Oldu? – Muhammed Salih

Özbekistan, Sovyet dönemindeki onbeş cumhuriyetten biri ve o zamanın kriterlerine göre hem nüfus bakımından, hem demografik bakımdan, hem iktisadi ve altyapı kuruluşları bakımından üçüncü cumhuriyetti. Çok gelişmiş bir ülkeydi. Stratejik açıdan da Ortaasya’nın merkezi, yani yüreği denilebilir. Ortaasya’da anahtar bir ülke.

Sovyetler döneminde de önemli cumhuriyetlerden biriydi. Ancak, bugün hâlâ devam eden yanlış siyaset akabinde Özbekistan, o başlangıçtaki bağımsızlık yıllarındaki süreci saymazsak, bugün 20 yılını doldurdu bağımsız olalı, bugün çok kötü bir noktada. Oysa, Sovyetler’den bağımsızlığını elde ettiği günlerde, iyi bir başlangıç için Özbekistan’da her şey mevcuttu. Altyapı, nüfus, ekonomik potansiyel, tabii kaynak, yer altı zenginlikleri, Özbekistan’ın kalkınması için en gerekli şeyler mevcuttu. Bunu mevcut yönetim kullanamadı ve bugün Özbekistan, bölgedeki en yoksul ülkelerden biri maalesef.

Bunca zenginliklerine rağmen, bir avuç yönetici elitin dışında bütün halk yoksulluk içinde. Bugün 5 milyondan fazla insanımız yurt dışında iş arıyor ve iktisadi bakımdan yoksul bir ülkeden kaçan kaçaklar olarak dünyaya dağılmış durumda. Nedenlerini de sadece siyasi değil, önemli ölçüde iktisadi olarak değerlendirmek lazım. Siyasi kaçaklar da çok tabiî ki. Binlerce siyasi kaçak var. Ama çoğu, zengin bir ülkenin fakir insanları olarak ülkelerini terketmek zorunda kalmışlar. Ayrıca, binlercesi hapislerde çürüyor siyasi nedenlerle. Yani Özbekistan’ın bugünkü manzarası iyi bir manzara değil. Özbekistan, olması gereken yerden çok uzakta bugün.

Her şeyden önce, Özbekler çok çalışkan bir millettir. Komşularından farklı olarak, çok çalışkan, çok girişimci, teşebbüs becerisi olan bir millettir. Özbeklerin böyle bir özelliği vardır. Mesela, bugün Pazar ekonomisi, serbest ekonomi –ki ben buna kapitalizm demiyorum; ben buna “adil rekabet” diyorum-, bu terminolojiyi çok kullanıyorlar. Bu terminolojiyi hayata geçirebilecek Orta Asyada bir etnik grup varsa, bu Özbeklerdi. Özbekler potansiyel olarak bunu yapabilirlerdi. Ama Bu imkânı vermedi Kerimov Özbek halkına. Kerimov’un serbest ekonomisi, çetelerin ve mafyanın serbestliği oldu.

Özbekistan’da Ekonomik Durum

Kapitalizm ibaresi çok eskidi ve çok dar bir manada kullanılıyor. Kapitalizm denilince göz önüne yalan, dolan, sömürge aracı olarak kullanılan bir sistem geliyor. Bir insan kendi ürettiği malı normal satabilmesi lazım. Buna devletin destek olması lazım, köstek değil. Kerimov’da böyle bir şey yok. Bugün çiftçi ürettiği malı satamıyor ve çiftçinin ürünleri, mesela pamuk diyelim, orada kendisi yetiştiriyor, kendisi ürerttiği malın kölesi. Bu malın sahibi de devlet, üretici değil. Çiftçi üretiyor, ama devlet onun elinden malını alıyor. Tıpkı Lenin dönemindeki gibi. Sovyet komünizmi döneminde, her şey çiftçinin elinden alınıyor ve ona sadece yemek için para veriliyordu. Aynı politika Özbekistan’da bugün de devam ediyor.

Tacik Asıllı İslam Kerimov Kimdir?

Kerimov, klasik tipte bir diktatör. Saddam gibi, Kaddafi gibi, ama onlardan farklı yanları da var tabiî ki. Kerimov 1989 da komünistlerin Özbekistan Komünist Partisi’nin baş katibiydi. O zamanlarına bakarsak, normal bir komünistti. Fazla bir özelliğini, özel bir yeteneğini ya da karakter özelliğini ben size gösteremem. Ancak, bağımsızlık, bu sıradan komünisti diktatöre çevirdi. Özbekistan’da devletin bağımsızlığı, halkın bağımsızlığı değil, tek kişinin bağımsızlığı, yani Kerimov’un bağımsızlığı oldu. Kerimov, devletin bağımsızlığını kendi bağımsızlığına çevirdi. Sovyet dönemindeki nisbi kölelik, Kerimov döneminde total bir köleliğe dönüştü. Hatta bütün alanlarda kölelik bir devlet sistemi halini aldı. İnsanlar, Sovyet döneminde kısmen de olsa konuşabiliyorlardı, tenkit de edebiliyorlardı, şikayet de edebiliyorlardı. Ancak bugün tenkit ve şikayet hapisle sonuçlanıyor, ya da başka bir ceza ile karşılanıyor. Bu yüzden hiç kimse ağzını açamıyor, yapılan baskılara karşı, devlete, yani Kerimov’a karşı kimse sesini çıkaramıyor. Anlayacağınız üzere, Kerimov, kendine göre bir devlettir. Zaten Özbekistan’da “devlet” dendiğinde herkesin aklına gelen tek şey Kerimov’dur. Kerimov’un dışında bir şey yoktur.

Kerimov Türk işadamlarını ikinci sınıf insanlar olarak görüyor ve davranışları da ona göredir. Kerimov bizzat kendisi TV’ye çıkıp, Türk işadamlarnın ürettiği deterjanı göstererek, ürünün ne kadar kalitesiz olduğunu nümayiş edebiliyor ve bununla polis ve kurumlara, Türk iş adamlarını teftiş gerekçesiyle talan etmeye sinyal verebiliyor. Özbekistan Gizli servisi MHH (Milli Havfsizlik Hizmeti)’nin yayın organı olan ünlü “Uzmetronom” internet sitesinde şunlar yazılıyor: ”Geçen yıl Kasım’da Taşkent’te Türkler tarafindan inşa edilen “Mir Star” adındaki merkezi süpermarketlerden biri kapatıldı.” Bu merkezi süpermarketin, orada çalışan elemanların odasının birinde seccade ve Kur’an-ı Kerim bulunduğu için kapatıldığını söylerseniz size kimse inanmaz. Ama aynen öyledir. Bu olayda ve başka bahanelerle tutuklanan Türkler mali ve iktisadi suçlardan fazla, dini ekstremizm paranoyası kurbanlarıdırlar.

İslam Kerimov’un Türkiye Düşmanlığı

8 Ocak’ta Taşkent’te Ulugbek namındaki uluslararası okul kapatıldı. Bu okul, 1995 yılında Türkiye devleti tarafından, Özbek gençlerine en yüksek seviyede, Batı standartlarına uygun talim vermek bahanasiyle tesis edilmişti. Kerimov bu jesti kaale almadı ve Türkiye düşmanlığına devam etti. Hatta 1995’te Alman parlamentosunda konuşurken, “Benim ceddim Timurlenk, Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezit’i yenerek Almanyayı işgaldan kurtarmıştır” diye Almanlara dalkavukluk yapmaktan geri durmadı. Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs politikasını bir Türk devleti olarak hiçbir zaman benimsemedi. Ulusararası platformlarda Türkiye ile hiç yan yana oturmadı. 2005 yılında Kerimov’un Andıcan’da kendi halkına karşı yaptığı katlıamı kınayan AGİT kararına imza atan Türkiye’ye karşı kin kustu. Kerimov’un Türkiye’ye ve Türk’e karşı kin ve nefretinin sebebini tam olarak tesbit etmek tabiî ki imkânsız. Ama şunu diyebiliriz: Kerimov’un Türkiye sendromunun altında demokrasi korkusu yatıyor. Türkiye’yi birazcık tanıyan Özbek gençleri, Kerimov rejiminin oluşturduğu boyunduruğa girmek istemiyorlar. Tüm yasaklara, sınırlandırmalara, kötülemelere rağmen, Türkiye’nin imajı internet ve TV kanalları vasıtasıyla halk içinde müsbet yönde gelişmeye devam ediyor. Kerimov’u 18 yıldır sürekli rahatsız eden diğer bir faktör de “Türkiye muhalif lider Muhammed Salihi destekliyor” paranoyasıdır.

Özbekistan Bayrağı

Kangalın Atası Türkmen çoban köpekleri ALABAY'lar: