Osmanlı’da Türkçülük Akımının Ortaya Çıkmasının Doğal Sebepleri

Osmanlı'da Türkçülük Akımının Güçlü Bir Şekilde Ortaya Çıkmasının Doğal Sebepleri

Türkçülük kadim bir düşünce olmakla beraber Osmanlı’da Türkçülük fikir hareketinin doğmasına yol açan etkenleri şu şekilde sıralamak mümkündür;

  1. Batılı devletlerin teşvikiyle milliyetçilik hareketinin Osmanlı topraklarında yaşayan Hıristiyan tebaa arasında yayılması ve bunun sonucunda isyanların çıkması.
  2. Türk olmayan Müslüman toplulukların yine batılı devletlerin propagandaları sonucunda Osmanlı Devleti’nden ayrılmaya başlamaları.
  3. Büyük Hıristiyan eyaletlerin müstakil veya muhtar bir statüye kavuşması sonucunda, bu eyaletlerde yaşayan Müslümanların Anadolu’ya göç etmek zorunda kalması ve bu insanların karşı karşıya kaldıkları felaketin uyandırdığı tepki.
  4. Avrupa’nın Türkler üzerindeki baskısı ve aleyhte propagandaları.
  5. Yabancı dil öğrenen ve Avrupa’ya giden Türk aydınlarının, Avrupalıların Türkler hakkındaki çalışmalarından haberdar olmaları ve bunun onlara vicdanlarında uyandırdığı rahatsızlık.

Bir kültür hareketi olarak başlayan Türkçülük akımı, daha sonra giderek bir siyasi cereyan haline gelmiştir. Osmanlıcılık ve İslamcılık fikir akımlarının Osmanlı Devleti’nin sorunlarını çözmede yeterli olmayacağını düşünen Türkçülük akımı, devletin kurtuluşunu ırk esasına dayalı Türk Milleyetçiliğinin geliştirilmesinde görmüştür. Nitekim öngörü de haklı çıkmıştır. Türkçülük akımını benimseyenlere göre devlet; ancak dili, dini, soyu ve ülküsü bir olan topluma dayanarak ayakta durur. Bunun için de Osmanlı toprakları üzerinde yaşayan Türklerin milli bilince ulaştırılması gerekir. Türkçülük akımına ilmi bir boyut kazandıran Ziya Gökalp’ e göre; Osmanlı Devleti’nin güçlenmesi yeniden yapılanmasına ve hayat tarzına bağlıdır. Bu üç esas üzerinde gerçekleşir. Bunlardan birincisi Türkçü olmaktır. (Dilde, güzel sanatlarda, ahlakta ve hukukta Türk kültürünü devam ettirmek.) İkincisi İslam ümmetinden olmak ve İslamlaşmaktır. Üçüncüsü ise Batı uygarlığını benimsemek ve ilk iki öncülün değer sistematiğine zarar vermeden muasırlaşmaktır. Yani bilimde, teknikte Batı perspektifine sahip olmaktır. Gökalp görüldüğü üzere kültürle, medeniyeti birbirinden ayırmış, kültürde Türk kalmayı savunmuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

üç × 1 =

İlginizi Çekebilir:

Başa dön tuşu