Tarihi Bilgiler

Oligarşi Nedir?

Oligarşi ve oligarşinin demir yasası.

Oligarşi, iktidarın birkaç kişi tarafından tutulduğu ve kontrol edildiği liderlik sistemini temsil eder. Terim, “birkaç tarafından yönetilen” anlamına gelen oligarkhia” kelimesinden gelmektedir. Aristoteles, terimin egemen seçkinlere atıfta bulunmasından sorumluydu. Oligarşların, güç konumlarını sağlamlaştırmak için etkilerini kullanmaları ve çıkarlarını ilerletmek ve korumak için gücü kullanmalarıyla tanınırlar. Oligarşi, dünyadaki hemen hemen bütün ülkelerde görülüyor.

Oligarşi’nin Demir Yasası

Oligarşi Demir Kanunu, ünlü 20. yüzyıl sosyolog ve ekonomistlerinden Roberts Michels tarafından üretilen bir kavramdır. Roberts Michels, Avrupa’daki politik hareketlerin, başlangıçta halkın katılımı gibi bencil olmayan ideallerden ilham almasına rağmen, nihayetinde seçkin bir azınlığın hakim olduğu oligarşilere dönüşeceğini gözlemlemişti. Sosyologlara göre, şirketler ve örgütler, doğal olarak, böyle başlamış olsalar bile doğrudan demokrasiler olma ihtimali olmayan oligarşilerdi. Michels, teorisinde, örgütlerin, bir kurumun yapılarını domine ederek ve hatta manipüle ederek liderlik yapmak yerine, seçkin bir lider sınıf tarafından yönetildiğini belirtmiştir.

Oligarşinin Demir Yasası Ne Demek?

Roberts Michels, bütün oligarşilerin öncülünün bir bürokrasinin kurulması olduğunu belirtti. Herhangi bir işlevsel organizasyonun operasyonlarında etkin olması için bürokratik politikalara sahip olması gerekecek. Bununla birlikte, bürokratik politikalar, örgütte birkaç kişi tarafından tutulan ve sonuçta örgütteki diğer işçilerden ayrılacak olan yetkilerin merkezileşmesi ile sonuçlanır. Liderlikte olma haklarını deneyimledikten sonra, bireyler, pozisyonlarını organizasyondaki meslektaşlarının aleyhine tutmak için gerekli her türlü aracı kullanacaklardır. Yasa ayrıca, insan kalabalığı psikolojisine göre, insanların yönetilmesi gereken doğal bir ihtiyaca sahip olduğunu da göstermektedir.

Yasanın Uygulanması

Geçmişte bazı örgütler Oligarşi Demir Kanunu’nda belirlenen oligarşi eğilimleri ile az bir başarı ile savaşmaya çalışmışlardır. Bunun bir örneği de, Almanya’nın ilk yıllarında oligarşiyle savaşan ve tüm kararlarının önemine bakılmaksızın tartışıldığı Sosyal Demokrat Parti’dir. Ancak, bu politikaların sürdürülmesi, siyasal partinin, beraberinde getirdiği büyüme ile birlikte, akıcı ve etkin süreçlere sahip olma ihtiyacı kadar büyüdüğü için imkansız hale gelmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir