Millî Kültürümüz Tahrip Edilmektedir

Ustaca hazırlanmış plan ve tertiplerle milli kültürümüz tahrip edilmektedir. Bilhassa son bir asır içinde bu tahrip korkunç boyutlara ulaşmış bulunmaktadır. Bu tahribatta yabancıların rolü küçümsenmemekle beraber bilhassa yabancılaştırılmış kadroların faaliyetleri çok korkunç olmaktadır.

Genç nesillerin tarihi kitaplığımızdan koparılması, atalarımızın milli ve mukaddes tecrübelerini doğrudan doğruya tevarüs etme imkânı büyük ölçüde ortadan kaldırmış bulunmaktadır. Gözleri kafaları ve gönülleri gür ve berrak tarihi kaynaklara kapatılmış nesiller ister istemez yad kaynaklara yönelmiş onlardan gelen ve getirilen değerlere intibaka zorlanmıştır.

Üstelik Türk İslam kültür ve medeniyetini bırakarak Batılılaşmaya yönelenlerin medeniyet değiştirme gayretleri yabancılaştırma vetiresini hızlandırmakla kalmamış büyük bir dejenerasyona sebep olmuştur. Artık kolayca müşahede ettiğimiz gibi kapitalist dünyanın hayranları Türkçe ve İslam’ca yaşamaktan utanıyorlar, karılarını kuyruk sokumlarına kadar soyarak dolaştırmaktan, Amerikalılar gibi viski k içmekten Fransızlar gibi tepinmekten zevk alıyorlar. Öte yandan sosyalist ve komünist emperyalizmin uşakları da İstiklal Martı’mızı söyletmemeye milli destan ve tarihsizi okutmamaya uğraşmakta enternasyonali söyleyerek kızıl bayrak taşımakta halklar narası atarak vatan ve milletimizi bölmeye çalışmakta Lenin ve Mao hayranlığı ilan ederek milli mefahirimizi ayaklar altına almaktadırlar. Maalesef Türk İslam kültür ve medeniyetini tanımadan yetişen ve Türk İslam ülküsüne yabancı kalan vatan çocukları şimdi Rusçuluk ve Çincilik savaşı veriyorlar. İşte iki yüz yıllık eğitim ve kültür politikamızın acı semeresi bu olmuştur.

Okullarımızda okutulan kitaplar Türk İslam Kültür ve Medeniyeti yerine Grek Latin ve benzeri kültür ve medeniyetlere ağırlık vermektedir. Kültür ve medeniyetimizin büyük eserleri ve isimleri unutulmakta ve unutturulmaktadır. İtiraf edelim ki birkaç otodidakt (kendi kendini yetiştirmiş kişi) hariç, Türk İslam kültür medeniyeti konusunda büyük cehaletin içine itilmiş bulunuyoruz. Şimdi utanarak hatırlıyorum ki, bir sohbet esnasında, benden Türk İslam sanat tarihi ile ilgili bir soru sorulmuştu mimaride hattatlıkta minyatürde musikide tefekkürde ve tasavvufta yetiştirdiğimiz birkaç dahi ismi yahut iki isim geliyordu. Sanat ve medeniyetimizin büyük devlerini maalesef bilmiyordum. Bildiklerim de eserleri üslupları tesirleri etrafından sağlam bir bilgim bulunmuyordu. Evet, bizi kendi öz kültür ve medeniyetimiz konusunda cahil bırakmışlardı. Ve biz bu statüye razı olmuştuk. Bize yabancı kültür ve medeniyetlerin eserlerini ve isimlerini ezberlemiş ve bize unutturmuşlardı ve biz buna boyun bükmüştük.

Şimdi kendime soruyorum Türk İslam medeniyetinin büyük mimarlarından birkaç isim ver bakalım? Aklıma Mimar Sinan Mimar Mehmet Ağa geliyor başka diyorum hayır aklıma bir isim gelmiyor. Birkaç musiki üstadı say diyorum aklıma Itri Dede Efendi. Hacı Arif Bey geliyor, biraz daha zorlasam belki birkaç isim hatırlayacağım fakat neye yarar? Minyatürde Levni ve Nigari isminden başkası aklıma gelmiyor. Ya hattatlar elimdeki makalede isimleri olmasa isimleri dahi sayamazdım: Yesari Mehmet Esat Mustafa Rakım Efendi Yesarizade Mustafa İzzet Mahmut Celaleddin ve Haşim Efendiler, Ali Haydar Bey Kazasker Mustafa İzzet Efendi.

Beyler milli kültürümüz ve medeniyetimizi öğrenmek istiyoruz lütfen yolumuzdan çekiliniz. Yoksa biz yolumuzu açmasını biliriz.

S. Ahmed ARVASİ