Tarihte Türk toplulukları hakkındaki antropolojik tavsifler oldukça karışıktır. Gerek Çin yıllıklarında gerek Batı kaynaklarında Türkler daha çok Moğol tipinde (san renkli ve dolikosefal) tasvir edilmişlerdir.

Türklerle Moğollar arasında dil birliği bakımından bir münasebet olmadığı, etnoloji yönünden bir ilgi bulunmadığı ve bilhassa Orta Asya’daki kazılarda elde edilen antropolojik malzemenin incelenmesi sonucu olarak, bu iki kavim arasında soy birliğinin bahis konusu edilemeyeceği ortaya konduğuna göre, eski çağlarda Türklerin “mongoloid” gösterilmeleri, o zamanın Türk devletlerinde Moğol unsurunun çokluğu ile açıklanabilir.

Türklerin tarih boyunca en sıkı temasları yakın komşulan Moğollarla olmuş, kalabalık Moğol kütleleri Türk idaresine alınmış (Asya Hunları’nda, Tabgaçlar’da olduğu gibi) ve onbinlerce Moğol, Türklerle birlikte uzun göçlere katılmıştır (Batı Hunlannda ve Avarlar’da olduğu gibi). Ayrıca sıkı temasların mümkün kıldığı bazı ırkî kanşımlar da düşünülürse, yabancıların dıştan müşahedelerine hayret etmemek gerekir. Son yarım asır içinde yapılan antropolojik incelemeler Türklerin beyaz ırka mensup bulunduklarını göstermiştir. Yeryüzünde mevcut dört büyük beyaz ırk grubundan “Europid” adı verilen grubun “Turanid” tipindeki “brakisefar Türklerin, kendilerini, başta “dolikosefal Mongoloid”ler olmak üzere diğer ırklardan ayıran antropolojik çizgilere sahip oldukları fikri kabul görmüştür.

Ayrıca, bilindiği üzere, Tevrat’ta nakledilen eski geleneklerde Türk soyu (Hâm ve Şam’dan değil, Yâfes’den türemiş olarak) beyaz ırktan gösterilmiştir. Turan tipini temsil eden Orta Asya, Mâveraünnehir ve diğer yakın doğu Türkleri beyaz tenli, koyu parlak gözlü, değirmi yüzlü Cay yüzlü, badem gözlü”), endamlı, sağlam yapılı erkek ve kadınları ile Orta-çağ kaynaklarında güzelliğe örnek olarak gösterilmiş, hattâ Iran edebiyatında “Türk” sözü hazan “güzel insan” mânasında alınmıştır.

Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü (Türk Soyu)