Tarihi Bilgiler

Matbaa’nın Mucidi: Uygur Türkleri

Türk Milletinin en önemli boylarından biri olan ve ilk yerleşik hayata geçen Uygurlar ve onların ecdatları tarihi süreçte kendilerine özgü yeni bir kültür ve medeniyet ortaya koymuşlardır. Yerleştikleri coğrafyanın özelliklerine göre, bazen bu şartlara adapte olurken, bazen de bu şartların mümkün olanlarını değiştirerek ayrı mekan ve zamanlarda ortaya koydukları yeni buluşları insanlığa armağan olarak bırakmışlardır.

Matbaa, insanların en önemli buluşlarından biridir. İnsanlığın gelişimine çok önemli katkılar sağlamıştır.

Matbaanın kullanılma sürecinin 2 bin yılı aştığı biliniyor. İlk matbaacılık oymacılığa dayanıyordu.Bunların büyük bir ekseriyeti Oyma ustaları ve katiplerin eserleri idi. Şeriftlıt denen ve günümüzdeki tifodrik olarak adlandırılan sistemin ilk modeli, tek tek harflerin dizilmesi esasına dayanan ilk matbaa’nın M.1041-1048 yılları arasında ( Çin’in Sung Sülalesi Kralı Ring Zun ve Çingli devri) Da Bi Şing adlı bin Çinli Usta tarafından yapıldığı kanaatı hakimdir. Bi Şing zamk ile yoğurulmuş çamurun üzerine harfları oymuş ve daha sonra bu harfleri ateşte yakıp pişirerek sağlam hale getirmiştir. İmal ettiği bu harfleri dizerek sayfa yaptığı söylenir.

Kansu Uygur devletinin kurulduğu topraklarda, Dunhuvang bölgesinin Mugav mağaralarında bulunan Buda dininin kutsal Nomlarının bu şerift tekniği ile basıldığı bilinmektedir. Avrupalı Arkeologlarca Ülkelerine götürülen bu Buda dinine ait metinler bilim dünyasına açıklanmış ve bu metinlerin M.627-650 arasında (Çin’de hüküm süren Tang Sulalesi’nin Teyzung Han- Cingguven yılları) basıldığı net olarak tesbit edilmiştir. Buna göre şeriftlı (İlkel tifodrik )matbaanın keşfi Götenberg’ın matbaasından yaklaşık 500 yıl önce imal edildiği görülecektir. Çin’de Bi Şing’ın yaptığı söylenen matbaa makinasından ise 900 yıl önce Uygur Türklerinin ilkel harf dizimi tekniğine dayanan ilk matbaayı keşfettikleri ortaya çıkacaktır.

Turfan’da bulunan matbaa harfleri, o devirde Uygur Türklerinin kullandığı alfabenin harflerine göre yapılmıştır. Bu ise, 11.yüzyıldan çok önceki devirlere dayanmaktadır. Bu matbaa tekniğinde Uygur Türkçesinde en çok kullanılan boğumları (sözcükleri=sesleri) çeşitli şekillerde bileşik olarak imal etmişler, bu tek ve bileşikleri kullanmak suretiyle betler (sayfalar) ve kitaplar basmışlardır.

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir