Tarihî Bilgiler ve Türk Tarihi

Kök Türk Kağanlığı – Göktürkler (552–744)

I. Göktürk Devleti.

Türk adını resmî devlet ismi olarak ilk defa kullanan Göktürkler önce Hsien-pi asıllı Juan-juanlar’ın vasalı idiler. O sırada Altay dağlarının güney eteklerinde yaşıyor ve demir üretimi yapıyorlardı. Menşeleri konusunda kaynaklarda çeşitli efsaneler bulunan Göktürkler 542’de tarih sahnesinde yer aldılar. Çince metinlerden ve arkeolojik kazılardan anlaşıldığına göre Göktürkler’in kökeni Altay dağlarının kuzey bölgelerine dayanmaktadır. Kaynaklardaki bir başka ifadeyle Hunlar’ın kuzey kolundan geliyorlardı. 542 yılı civarında Kuzey Çin’e akın yapabilen Göktürkler 545’te Çin’deki Batı Wei Devleti’yle ilk resmî ilişkiyi kurdular. Ardından Bumın liderliğinde Töles boylarını kendilerine bağlayıp hem askerî açıdan hem nüfusça güçlerini arttırdılar. Bumın, Juan-juan Devleti’ni yıktı ve yerine bağımsız Göktürk Devleti kuruldu (552). İl Kağan unvanını alan Bumın, kuruluşun ilk yılında ölünce yerine büyük oğlu Kara tahta geçti ve devleti büyütmeye çalıştı; onun da 553’te ölümü üzerine kardeşi Mukan tahta oturdu. Yirmi yıl kağanlık yapan Mukan zamanında Göktürk Devleti çok parlak bir dönem yaşadı. Doğuda Kore’den batıda Karadeniz’e kadar uzanan sahada yaşayan Töles ve kuzeyde Kırgızlar gibi Türk boyları ile yabancı kavimler bu devlete bağlandı. 557’de Akhun Devleti’ni yıkarak Batı Türkistan’ı tamamen ele geçirdiler ve tarihî İpek yoluna hâkim oldular. Batıdaki fetihler, Mukan’ın amcası İstemi Yabgu kumandasındaki ordular tarafından gerçekleştiriliyordu. Bu arada Kuzey Çin’de bulunan Chou ve Ch’iler üzerinde ağır baskı kuruldu; Mukan Kağan her iki devletten faydalandı. Ülkenin batısını Tanrıdağları’nın kuzeyindeki Aktağ’da oturan İstemi Yabgu idare ediyordu. İstemi Yabgu, Sâsânîler’le arası açılınca Bizans İmparatorluğu ile temasa geçti ve 567 yılında İstanbul’a bir elçi heyeti yolladı. Bu heyet tarihte Orta Asya’dan İstanbul’a gönderilen ilk elçilik heyetidir. Buna karşılık Bizanslılar da İstemi Yabgu’nun merkezine elçi yolladılar. Göktürk-Bizans ittifakı Sâsânî İmparatorluğu’nu zor durumda bıraktı ve daha sonra İslâm kuvvetlerinin İran’ı fethetmesini kolaylaştırdı. Tibet’in doğusundaki T’u-yü-hun kavmi Göktürk ordularına boyun eğmişti. Mukan Kağan’ın 572’de ölümü üzerine kardeşi Taspar kağan oldu. Çok gelişmiş bir devletin başına geçen Taspar devleti yeniden teşkilâtlandırdı; küçük kağanlıklar ihdas ederek devletin çeşitli yerlerini oğullarına ve yeğenlerine verdi; kendisi büyük kağan oldu. Taspar Kağan da Çin devletlerine karşı baskı politikasını sürdürdü. Ancak büyük bir hata yaparak Budizm’e meyletti ve başşehir Ötüken’de bir Buda mâbedi inşa ettirdi. 581’de hastalandığı zaman bir hata daha yaptı; Türk geleneğine uymayan veraset şekliyle Göktürk tahtına ağabeyi Mukan’ın, annesi Türk olmayan oğlu Ta-lo-pien’i aday gösterdi. Aynı yıl ölünce halk Ta-lo-pien’i kağan olarak kabul etmedi. Devlet meclisinde yapılan müzakereler neticesinde Kara Kağan’ın oğlu Işbara tahta geçti. Bu hükümdarlık tartışmaları sırasında I. Göktürk Devleti sarsıldı ve devletin ileri gelenleri arasında derin ayrılıklar ortaya çıktı. Batı tarafını babası İstemi Han’dan sonra idare etmeye başlayan Tardu anlaşmazlıklardan faydalandı. Çinliler’in kurt başlı sancak gönderip tahrik etmeleri sonucu 582’de Batı Göktürk Devleti’nin bağımsızlığını ilân etti.

Doğu Göktürk Devleti

I. Göktürk Devleti ikiye ayrıldıktan sonra Işbara, Doğu Göktürk Devleti’ni yönetmeye devam etti. Çin entrikalarının ardı arkası kesilmediğinden iç savaş çıktı. Zor durumda kalan Işbara, Çin’den yardım alabilmek için 585 yılında Suei hânedanının siyasî üstünlüğünü kabul etti. 587’de ölümünün ardından kağan olan kardeşi Baga ertesi yıl bir savaş esnasında okla vurularak öldü. Işbara’nın oğlu Tou-lan tahta çıktı. 593 yılından itibaren Suei (Sui) üstünlüğünü tanımayarak karşı hücuma geçen Tou-lan Kağan’ı Çinliler yine bir başka Göktürk prensi Ch’i-min’i kullanmak suretiyle zayıflattılar. Ayrıca Töles boyları isyana teşvik edildi, çıkan isyanlar neticesi 601 yılında Tou-lan öldürüldü. Bir süre Batı Göktürk Kağanı Tardu, Doğu Göktürk Devleti’ni de yönetti. Ancak Çinliler onu hayvanlarını ve askerlerini zehirlemek suretiyle güç durumda bıraktılar. Yine Töles boylarının isyanı neticesinde Tardu ülkesinde kontrolü tamamen kaybetti ve T’u-yü-hunlar’a sığınmak zorunda kaldı (603). Aynı yıl Ch’i-min, Çinliler’in desteğiyle Doğu Göktürk tahtına geçti. Fakat başşehri güneyde Çin sınırına yakın bir noktada idi. 609 yılına kadar Suei hânedanına bağlı olarak hükümdarlık yaptı. Ölümünden sonra oğlu Shih-pi tahta geçti ve başarılı bir kağanlık dönemi geçirdi. 619 yılına kadar önce devletin itibarını kurtardı. Devleti çok kuvvetlendirdiği gibi 615’te Çin imparatorunu Yen-men Kalesi’nde kuşattı. Ardından Çin tarihinin en parlak devleti sayılan T’ang İmparatorluğu’nun kuruluşuna yardım etti. Babasının aksine Çin’e hükmedercesine bir siyaset uyguluyordu. 619’da ölümü üzerine yerine geçen kardeşleri Ch’u-lo (619-621) ve İl (Hsieh-li) (621-630) devirlerinde devlet gücünü daha da arttırdı. Fakat 625’ten sonra tekrar başlayan Çin entrikaları, 627 yaz mevsiminde yağan kar neticesinde çıkan kıtlık ve törenin Türk asıllı olmayan vezirler tarafından bozulması devletin yıkılmasını hazırladı; 630’da Doğu Göktürk Devleti Çinliler tarafından ortadan kaldırıldı.

Batı Göktürk Devleti

Tardu 582’de doğudaki büyük kağanlıktan ayrılıp kendi başına hüküm sürmeye başladı. Onun idaresinde Kuzey Afganistan’la İran’ın kuzeydoğusu hâkimiyet altına alındı. Daha sonra İran’daki taht mücadelelerine karışan Tardu bu ülkenin içlerine gönderdiği ordular sayesinde zaferler kazandı. 598 yılından sonra Doğu Göktürk Devleti’ne ve Çin’e yöneldi. Tardu, özellikle Çin hesabına casusluk yapan T’u-li (daha sonra Ch’i-min) isyanının bastırılmasında Doğu Göktürk Kağanı Tou-lan’a yardım etti ve 603 yılına kadar kağanlığını devam ettirdi. Yerine torunu Ch’u-lo geçtiyse de milletine karşı sert tutumu yüzünden boylar isyan edince 612’de Çin’e sığındı. Orada Çinliler adına Koreliler’in isyanını bastırdı. Fakat onun Çinliler’in hesabına kazandığı başarılar Doğu Göktürk Kağanı Shih-pi’nin nefretine yol açtı. Sonuçta Çinliler’in ihanetine uğrayarak Shih-pi Kağan’a teslim edilip öldürüldü. Ch’u-lo Kağan 611 yılında Çin’e gidince Tardu’nun diğer torunlarından She-kuei kağan oldu. Yeni kağan önce dağınık Türk boylarını bir araya getirdi. Batı Göktürk Devleti’nin hem siyasî sınırlarını hem askerî gücünü dedesi Tardu zamanındaki seviyesine çıkardı. She-kuei’in ölümünün ardından yerine küçük kardeşi T’ung Yabgu geçti. Kaynakların özellikle çok zeki, cesur, taktikçi bir şahsiyet olarak tanımladığı bu kağan ülkedeki bütün boyları devlete itaat ettirdi. Hindistan’ın Keşmir bölgesini idaresi altına aldı. İpek yolu üzerindeki bütün Soğd şehirleri onun hâkimiyetine girdi. 623’te Batı Göktürkleri’nin bir savaşta Sâsânîler’i yenmesi İslâm dünyasında önemli etkiler bıraktı. 630 yılına doğru ülkedeki huzursuzluklar artmaya başladı. Aynı yıl amcası Bagatur, T’ung Yabgu’yu öldürdü ve yerine geçmek istedi. Fakat devlet bu sırada büyük bir karışıklığa sürüklendi. Neticede Batı Göktürk Devleti de Çin’e bağlı birçok beyliğe ayrıldı.

Göktürkler’in Fetret Devri

Her iki Göktürk Devleti 630’da Çin esaretine girmiş bulunuyordu. Bu durum Türk milletine çok ağır gelmiş ve VIII. yüzyılda yazılan Orhon yazıtlarında acı bir şekilde vurgulanmıştır. Yazıtlara göre Türkler, Çin’in entrikaları, Türk hükümdarlarının başarısız yönetimi ve Türk milletinin hükümdarlarına itaatsizliği yüzünden Çin’in esaretine girmiştir. Çinliler, 630 yılından sonra bir kısım Göktürk halkını kuzey eyaletlerine yerleştirmek suretiyle idare etmeye çalıştılar. Göktürk ülkesini beyliklere parçalayıp ellerinde tutuyorlardı. Çin hâkimiyetine karşı birçok Türk beyi isyan etti. 648’de Ch’e-pi baş kaldırarak bağımsızlığını kazandı. Ancak Çinliler ona karşı diğer Türk boylarını ayaklandırdılar ve çeşitli hilelerle onu etkisiz hale getirdiler. 650 yılından sonra Çinliler Orta Asya’yı ellerinde tutmak için yeni bir yol denediler. Göktürk ülkesinde çeşitli askerî valilikler kurularak Çinli askerî valiler tarafından yönetilmeye başlandı. Buna rağmen Göktürkler arasındaki istiklâl ateşi gün geçtikçe artıyordu. 670’li yıllarda Türkler kuvvetlenmeye başladı. Ordos’ta isyan eden Türk Prensi Ni-shih-fu yenilerek Çin başşehrine götürüldü ve orada idam edildi (679). Yine Göktürk soyundan A-shih-na Fu-nien elli üç arkadaşı ile birlikte 681’de katledildi. Bu arada Göktürk hânedanından Kutluğ bağımsızlık savaşına girişti ve başarılı oldu (682).

II. Göktürk Devleti

Kutluğ, yardımcısı Tonyukuk ile birlikte Çinliler’e ardarda darbeler indirdi; hem kendi gücünü arttırdı hem diğer Türk boylarını onların elinden kurtardı. 682’de Ötüken’de Oğuzlar yenilip devlete bağlanınca Kutluğ, İlteriş unvanıyla Kağan ilân edilerek II. Göktürk Devleti resmen kurulmuş oldu. Pekin’den Kansu’ya kadar uzanan bütün Kuzey Çin bölgelerine Türk akınları başladı. 682-687 yıllarında buralara toplam kırk altı sefer düzenlendi. 692’de ölen İlteriş Kağan’ın yerine, oğulları Bilge ve Kültigin küçük olduğundan kardeşi Kapgan geçti. Kapgan tahtta kaldığı yirmi dört yıl boyunca politikasını sürekli Çin’i baskı altında tutmak, Çin’de dağınık halde yaşayan esir Türkler’i kurtarmak, Orta Asya’da yaşayan Türkler’i Göktürk Devleti’ne bağlamak şeklinde üç temel üzerine oturttu. 695 yılına kadar doğudaki Kitanlar’ı ve Çin’i baskı altına almayı başardı. 696-697’de Kırgızlar’ı devlete itaat ettirdi, ardından Türgişler’e yöneldi. Bu arada Göktürkler’in isteklerini yerine getirmeyen Çin’e karşı büyük bir sefer düzenlendi. Türk orduları Şantung ovasına ve Yeşil nehre (Yang-ts’e) kadar uzandı. Bu yılın sonuna doğru ülkenin batı tarafındaki Türgişler tamamen Göktürk birliğine katıldı. Ardından Batı Türkistan’a yönelen Kapgan ve beraberindeki Tonyukuk, Bilge ve Kültigin gibi kumandanlar idaresinde Türk ordusu 701’de Demirkapı’ya (Temir Kapıg) ulaştı. Ertesi yıl Tangutlar’a ve bazı Soğd kolonilerine boyun eğdirildi. 709 yılına kadar uzak bölgelerdeki Basmıllar, Çikler, Azlar itaat altına alındı. Ancak daha sonra Kapgan Kağan’ın anlaşılmaz sert tutumu yüzünden devlete bağlı boyların çoğu ayaklanmaya başladı. İsyan eden Kırgızlar 710’da yeniden devlete bağlandıysa da birçok Türk boyu gidip Çin’e sığındı. Bayırku boyunun isyanının bastırılmasının ardından Kapgan Kağan, Ötüken’e geri dönerken yanına fazla asker almamıştı. Söğüt ormanından geçerken Bayırkular’ın saldırısına uğradı ve öldürüldü. Kesik başı orada bulunan bir Çinli casus tarafından Çin başşehrine götürüldü (716). Onun yerine geçen oğlu İnel başarısız kağanlığı yüzünden tahttan indirildi. Yerine İlteriş’in oğlu Bilge kağan oldu. Bilge Kağan ilk iş olarak boyların isyanını bastırdı. Çok uzun mücadelelerden sonra devletin birliği yeniden sağlandı. Bilge Kağan, Çinliler’le iyi geçinmeye çalıştı ve iki ülke arasında dostluk kuruldu. Bilge’nin Çinliler’in etkisinde kalarak Budistleşme ve şehirleşme teklifi devlet meclisi tarafından reddedildi (723). Tonyukuk yazıtında Göktürk Devleti’nin yeniden kuruluşu ve bağımsızlık için çekilen sıkıntılar, verilen mücadelelerden bahsedilir (bk. ORHON YAZITLARI). Bilge Kağan’dan sonra başa geçen kağanlar yetersiz kaldığından devlet kısa zamanda zaafa uğradı. 742’de isyan eden Basmıl ve Uygurlar, Göktürkler’i bozguna uğrattılar; 745 yılında tamamen yıkıldılar. Artakalanların bir kısmı Çin’in kuzeyinde 941 yılına kadar varlığını sürdürdü.

Bu yayın ne kadar yararlı oldu?

Ortalama: / 5. Oy sayısı:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu