Halk ve Millet Kavramları Arasındaki Farklar

"Halk ve millet sözünü aynı manada kullanmak mümkün değildir. Mesela Kıbrıs halkı, iki ayrı millet halinde yaşamaktadır. Görülüyor ki aynı coğrafya da yaşayan insan unsurunu halk adı altında toplamak mümkündür. Ancak bir millet olabilmek için, bu halkın ortak tarih ortak kültür ortak ülkü bağları ile birbirlerine bağlanmaları, hür iradeleri ile teşkilatlanmaları gerekmektedir. Marifet milleti çözerek halk yığınları meydana getirmede değil, halkı yoğurarak güçlü bir millet olmadadır."

Kelimelerin manaları, sayılar kadar kesin ve sınırlı değildir. Sayılara dayanan bir ifade üzerinde tartışmak kolay değildir. Fakat iş kelimelerle ifadeye gelince tartışma zemini açılır. Sırf bu sebepten ilim adamları hükümlerini mümkün mertebe sayılara yaklaştırmaya, matematiği metot olarak kullanmaya çalışırlar.

Halk ve millet kelimeleri üzerinde de çetin tartışmalar ve ideolojik boğuşmalar sürdürülmektedir. Marksistler ve komünistler her ne hikmetse millet sözünden hiç hoşlanmazlar, kullanmak zorunda kalınca güya öz-Türkçesini kullandıklarını sanarak uydurukçasına kaçarlar. Böylece millet sözünün uyandırdığı tarihi ve kültürel hatıraları zihinlerinden kaçırmak isterler. Yine her nedense Marksistler ve komünistler “halk, halklar, halk yığınları” sözlerini ısrarla kullanmayı severler. Hem de halk sözü Arapça olduğu halde öz-Türkçesini aramaksızın ve Dil Kurumu’nu bu konuda yenisini bulmaya zorlamaksızın ısrarla kullanırlar.

Bu yola gitmelerinin sebebini anlamak kolaydır. Onlar halka ve halk yığınlarına aşık değiller onların millet kelimesine husumeti bizzat millet kavramına düşmanlıkları söz konusudur. Onlar millet dememek için halk diyorlar. Oysa biz Türk Milliyetçileri olarak hem halk hem de millet kelimelerini severek kullanırız. Ama bizim dilimizde bu iki kelimenin çok farklı manaları vardır.

Tarihimizde halk sözü sade vatandaşı manasındadır. Münevver seçkin bir tabakadır. Adeta halk tabakasının kaymağıdır. Bizim kültür ve medeniyetimizde Batı’da görüldüğü gibi, asil ile halk çatışması söz konusu değildir. Bizim kültür ve medeniyetimizde ulema ve halk yahut münevver ve halk kavramları vardır ve üstelik bunlar birbirlerinin içinden çıkarlar ve birbirlerini tamamlarlar. Yani Türk İslam kültür ve medeniyetinde sosyal hiyerarşi ilim üzerine kuruludur.

Fakat Batı kültür ve medeniyetinde halk sözü tamamen başka manada kullanılmıştır. Batılılar, halk sözünü asil olmayan manasında kullanır. Batı’nın tarihinde asil tabaka kendilerini soy sap ve imtiyazlar bakımından üstün görürlerdi. Halk sözü İslam kültür ve medeniyetinden hiçbir zaman Batı’daki bu manası içinde kullanılmamıştır. Batı kapitalizmine ve burjuvazisine karşı, bir reaksiyon olarak doğan Marksizm’in Batı’da kullandığı ağzı, hiç bilmediği Türk İslam kültür ve medeniyetine karşı kullanmak ahmaklığından artık vazgeçmesi gerekmektedir. Modern sosyolojide halk milleti teşkil eden topyekûn nüfus manasında kullanılmaktadır. Halk belli bir tarih şuurunda ortak bir kültür ve ülküde birleşmişse ve kendi kendini yönetmek için teşkilatlanmışsa millet adını alır. Böyle bir şeyden mahrum ise yığın olarak vasıflandırmak gerekir.

Halk ve millet sözünü aynı manada kullanmak mümkün değildir. Mesela Kıbrıs halkı, iki ayrı millet halinde yaşamaktadır. Görülüyor ki aynı coğrafya da yaşayan insan unsurunu halk adı altında toplamak mümkündür. Ancak bir millet olabilmek için, bu halkın ortak tarih ortak kültür ortak ülkü bağları ile birbirlerine bağlanmaları, hür iradeleri ile teşkilatlanmaları gerekmektedir. Marifet milleti çözerek halk yığınları meydana getirmede değil, halkı yoğurarak güçlü bir millet olmadadır.

S. Ahmed ARVASİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı