ENVER PAŞA DOĞUMUNDAN 1911’E KADARKİ YAŞAMI İÇİN TIKLAYINIZ…

ENVER PAŞA 1911-1914 ARASI YAŞAMI İÇİN TIKLAYINIZ…

Savaşa girilmesinden sonra Enver Paşa Harbiye nâzırı olarak askerî harekâtın yönetimini de ele aldı. Ancak kendisinin tamamen bir Alman kuklası olup onların isteklerini yerine getirmeye çalıştığı şeklindeki görüşler doğru değildir. Bizzat Alman belgeleri, Enver Paşa’nın çeşitli hususlarda Alman askerî yetkilileriyle çatıştığını göstermektedir. Enver Paşa’nın I. Dünya Savaşı sırasındaki fiilî tek kumandası Kafkas cephesinde olmuştur. 1 Kasım 1914’te Osmanlı-Rus sınırını tecavüz eden Ruslar 4 Kasım’da Köprüköy’e gelmişler, Enver Paşa da 3-4 Kasım tarihinde Osmanlı ordusuna ilerleme emri vermiştir. Cepheye giden Enver Paşa, ileri harekâta derhal girişilmesi fikrine karşı çıkan Hasan İzzet Paşa’yı görevinden aldı ve 18 Aralık’ta ileri harekâtı başlattı.

14 Ekim 1918 tarihinde Talat Paşa kabinesinin istifası ile Enver Paşa’nın da Harbiye nâzırlığı sona erdi.

Enver Paşa’nın ülkeyi terkinden önce Sadrazam Ahmed İzzet Paşa’ya yazdığı mektupta kullandığı ifadeler, onun Azerbaycan’da müstakil bir Türk hükümeti kurmaya çalışacağı intibaını uyandırmaktaydı. Nitekim Kırım’da Berlin’e giden arkadaşlarından ayrılarak amcası Halil Paşa ve kardeşi Nuri Bey’in denetiminde bulunan Kafkasya’daki ordu birliklerine ulaşmak üzere oraya hareket etti.

Nisan 1919’da Berlin’e gidip Babelsberg semtine yerleşti ve Almanya’da yeniden teşkilâtlanmaya çalışan İttihat ve Terakkî’nin faaliyetinde rol oynadı; ayrıca İngilizler’le de çeşitli pazarlıklarda bulundu, fakat bu alanda bir anlaşma sağlanamadı. Eski arkadaşı Hans von Seect aracılığıyla, Enver Paşa Talat Paşa ile birlikte 1919 Ağustos ayı sonunda Bolşevik liderlerinden Karl Radek’i tutuklu bulunduğu hücresinde ziyaret etti. Radek İttihat ve Terakkî’nin bu iki liderini Moskova’ya davet etti.

10 Ekim 1919 tarihinde Mehmed Ali Sâmi takma adı ve Rusya’daki Türk Hilâl-i Ahmer temsilcisi bir doktor kimliğiyle uçakla Berlin’den Moskova’ya hareket eden Enver Paşa, 13 Ekim’de Königsberg’e ve 15 Ekim’de Shiaulai’ye (Litvanya) vardı. Daha sonra Abeli’ye iniş yapan uçak yolcuları Litvanya yetkilileri tarafından gözaltına alındılar ve Kaunas’a gönderildiler. Enver Paşa Kaunas’taki hapishanede iki ay geçirdikten sonra tekrar Berlin’e döndü. Bu sırada hapisten çıkan Radek’in talebi üzerine bazı İttihat ve Terakkî liderleri Moskova’ya hareket ettiler ve 27 Mayıs 1920 tarihinde burada buluştular.

Berlin’de kalan Enver Paşa da çeşitli temaslardan sonra Altman adına düzenlenmiş sahte belgelerle yola çıktı. Ancak uçağı yine zorunlu iniş yapınca tekrar yakalandı ve Riga Hapishanesi’ne götürüldü. Burada komünist bir Alman yahudisi olarak muamele gören Enver Paşa tekrar serbest bırakıldı. 1920 Ağustos ayının başında üçüncü defa Berlin’i terkeden Enver Paşa Stettin, Königsberg, Minsk ve Smolensk üzerinden 16 Ağustos tarihinde Moskova’ya ulaştı. Burada gayet iyi karşılandı ve Kremlin’in büyük duvarına bakan Sofiskaia Naberezhnaya semtindeki bir konukevine, yerleştirildi. Enver Paşa eski İttihatçı arkadaşları ve Orta Asya’dan gelen temsilcilerle görüştü. Ayrıca Çiçerin, Radek, Zinoviev ve Lenin ile görüşmeler yaptı ve Sovyet – Alman temaslarında arabuluculuk görevini üstlendi. Berlin’den Moskova’ya gelmesinde yardımcı olan eski arkadaşı Hans von Seect’e yazdığı 25 ve 26 Ağustos tarihli iki mektuba göre, Troçki ve temsilcisi E. M. Skliansky ile yaptığı görüşmelerde Anadolu hareketine silâh yardımında bulunulmasını istedi ve söz dahi aldı.

Yine Sovyetler’in desteğiyle İslâm İhtilâl Cemiyetleri İttihadı adında bir örgüt kuruldu. Enver Paşa, 1-8 Eylül 1920 tarihinde Bakü’de gerçekleşen Doğu Halkları Kongresi’ne Libya, Tunus, Cezayir ve Fas’ı temsilen katıldı. Ankara hükümeti de kongrede İbrâhim Tâli (Öngören) tarafından temsil edildi. Ancak bu kongre önemli sonuçlar doğurmadı. Sovyetler’in ihtilâlci grupları değil Mustafa Kemal, Rızâ Şah, Çang-Kay-Şek, Emânullah Han gibi tarafsız liderlerin yönetimlerini destekleme kararı Enver Paşa’nın işini zorlaştırdı.

Ekim 1920 başlarında yeniden Berlin’e döndü ve lüks Grünewald semtine yerleşti. Daha sonra İsviçre’ye giden Enver Paşa burada Hakkı Paşa ile görüşerek Rusya’dan Anadolu’ya askerî yardım göndermek üzere bir gizli teşkilât kurmaya karar verdi. Komitede H. von Seect’in eski yaveri Binbaşı Fischer ve Alman Harp Bakanlığı’nda askerî teçhizat sorumlusu Yüzbaşı Kress de bulunmaktaydı. Ancak Moskova’dan gerekli maddî yardım sağlanamadı. Halil Paşa’nın Enver Paşa’ya yazdığı 4 Kasım 1920 tarihli mektuba göre bu alandaki yeni talepler de Karahan tarafından reddedildi. Enver Paşa 1921 Şubatı sonunda yeniden Moskova’ya gitti ve burada Çiçerin ve yeni Ankara hükümeti temsilcisi Bekir Sami Bey ile çeşitli görüşmeler yaptı.

16 Temmuz 1921’de Mustafa Kemal Paşa’ya uzun bir mektup yazarak kendisinin faaliyetleri hakkındaki şikâyetlere ve Anadolu hareketine el koyma iddialarına karşı çıktı. 30 Temmuz’da Ankara’ya yönelik Yunan saldırısı başladığında Enver Paşa diğer İttihatçı liderlerle birlikte Anadolu’ya geçme fikriyle Batum’a gitti. Bu sırada Trabzon’daki Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti de açıkça onu destekliyordu. 5 Eylül’de burada yapılan ve Halk Şûralar Fırkası toplantısı olarak ilân edilen İttihatçı toplantısında Ankara’daki Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, İttihatçı sürgünlerle soğuk ilişkilerin sona erdirilmesi için başvuruda bulunulması kararlaştırıldı.

Bakü’yü terkeden Enver Paşa Tiflis, Aşkābâd ve Merv’e uğradıktan sonra Ekim 1921 tarihinde kendisine refakat eden Teşkilât-ı Mahsûsa eski liderlerinden Kuşçubaşı Hacı Sami ve diğer bazı İttihatçılar’la birlikte Buhara’ya gitti. 8 Kasım’da Türk subaylarla birlikte tekrar yola çıktı ve 19 Kasım’da Akbulağ, 21 Kasım’da Başçardak kışlağına ve 24 Kasım’da Gurgantepe’ye ulaştı. Burada Cedîdci aleyhtarı Lakay İsmâil Bey’in esiri durumuna geldi. Şubat 1922 sonunda buradan kurtulan Enver Paşa Ruslar’a karşı savaşan Basmacılar’ı örgütlemek için tekrar Duşanbe ilerisindeki kışlaklara gitti. 24 Temmuz’da Ruslar’ın Duşanbe’yi alması üzerine geri çekilerek Satılmış kışlağına vardı.

Buradan Belcuvan bölgesindeki Âbıderyâ köyüne geçti ve son karargâhını burada kurdu. 4 Ağustos 1922’de karargâhta düzenlenen kurban bayramı töreninde maiyetinde kalan askerlerle bayramlaşırken âni bir Rus baskınına uğradı; yanındaki otuza yakın atlı ile yöneldiği Çegan tepesi mevkiinde giriştiği çarpışmada ön safta vuruşurken ŞEHİT edildi. Enver Paşa’nın eşyaları müfreze kumandanı Kulikof tarafından Taşkent’e gönderildi. Bu eşyalar daha sonra Moskova’daki askerî müzeye nakledildi. Cenazesi Âbıderyâ köyünde toprağa verildi.

Aleyhinde Karalama Kampanyaları

Enver Paşa’nın siyasî ve askerî kariyeri hakkında değişik ve birbiriyle çelişen yorumlar yapılmıştır. 1908 ihtilâlinde oynadığı rol, Trablusgarp Harbi’ndeki başarıları sebebiyle kamuoyunda büyük prestij kazanan Enver Bey’in aleyhine Mondros Mütarekesi’nin ardından bir kampanya başlatılmış, 1922 sonrasında ise yeni rejim Enver Paşa ve arkadaşlarını gereksiz yere I. Dünya Savaşı’na girilmesinden sorumlu tutmuş, Mütareke dönemi faaliyetleri de maceracılık olarak yorumlanmıştır. Belirli dönemlerde lehine ve aleyhine yoğun yayın yapılması, Enver Paşa hakkında objektif bir değerlendirmede bulunulmasını güçleştiren temel sebebi oluşturur.

Yetiştiği dönemin Osmanlı zâbitânı içinde kendini geliştiren Enver Paşa Make-donya’daki çete savaşlarında gösterdiği başarılarla sivrilmiştir. 1908 hareketinde öncü rolü onu halk kahramanı mertebesine getirdiği gibi İttihat ve Terakkî Cemiyeti içindeki durumunu da güçlendirmiş, 1913 Bâbıâli Baskını’ndan itibaren gerek bu örgütün askerî kanadının gerekse Teşkîlât-ı Mahsûsa’nın lideri haline gelmiştir. Bu dönemde kendi kaleminden çıkan mektuplar, Enver Paşa’nın Fransızca ve Almanca’yı iyi düzeyde kullanabilen ve Batı düşünürlerinin kitaplarını okuyan bir kişi olduğunu göstermektedir.

Enver Paşa’nın askerî faaliyetlerini değerlendiren yakın arkadaşları ve maiyetindeki subaylar, kendisinin Balkan Harbi’ndeki tensîkatı büyük bir dirayet ve başarı ile gerçekleştirdiğini, ancak I. Dünya Savaşı’nda Doğu cephesi harekâtında aşırı atak girişimi yüzünden Sarıkamış faciasına yol açtığını belirtirler. Enver Paşa’nın I. Dünya Savaşı’na girilmesindeki sorumluluğu ve rolü ise son dönemlerde yayımlanan Alman ve Avusturya belgelerinden anlaşıldığına göre daha ziyade Goeben ve Breslau zırhlılarının Boğazlar’dan geçirilmesi ve Rus limanlarının bombardımanı emrinin verilmesi çerçevesinde şekillenmektedir.

Onun Mütareke sırasındaki faaliyetleri ise özellikle son dönemlerde yayımlanan belgelerin ışığı altında şahsî girişimler olmaktan ziyade İttihat ve Terakkî kadrosunun faaliyetleri olarak değerlendirilmelidir.

BİBLİYOGRAFYA:

Arşiv Kaynakları. Enver Paşa hakkında en önemli bilgiler Türk Tarih Kurumu Arşivi’nde bulunmaktadır; Alman Dışişleri Bakanlığı (Auswaertiges Amt) arşivlerinde bir dosya (Kafkasya’daki faaliyetleri); London Public Record Office, General Correspondance, F.O 371/6353 E 1093, 371/7947-6421 (1918-1922 dönemindeki faaliyetleri); BA, BEO, Rumeli Vilayeti Müfettişliği Şifre Defteri, nr. 1259 (dağa çıkışı ile ilgili); Enver Paşa ile ilgili bazı biyografik bilgiler, İbrahim Temo’nun Mecidiye’den Karl Süssheim’a gönderdiği ve Nachlass Süssheim/Preussischer Kulturbesitz/Orientabteilung’da (Berlin-Almanya) bulunan mektuplarda verilmektedir. The Green Crescent under the Red Star: Enver Pasha in Soviet Russia 1919-1922 (nşr. M. Yamauchi), Tokyo 1991 (Enver Paşa hakkında TTK Arşivi’nde bulunan belgelerin önemli bir bölümüdür); Kendi Mektuplarında Enver Paşa (nşr. M. Şükrü Hanioğlu), İstanbul 1989 (The University of Yale, Ernst Jaeck belgeleri 1911-1913 döneminde bir Alman hanıma yazdığı mektuplar); Friedrich Perzynski, Enver Pasha um Tripolis (nşr. Hugo-Brukmann Verlag), Münich 1918; a.e.: Müzâkerâtu Enver Paşa fî Trablusgarb (trc. Abdülmevlâ Sâlih el-Harîr), Trablusgarb 1979 (mektuplardaki Avrupa aleyhtarı ve panislâmist fikirler sansür edilmiştir).

Biyografik Eserler. Enver Paşa’nın Anıları 1881-1908 (nşr. Halil Erdoğan Cengiz), İstanbul 1991; Kurt Okay, Enver Pasha der Grosse Freund Deutschlands, Berlin 1935; Ziya Şakir, Yakın Tarihin Üç Büyük Adamı: Talat, Enver, Cemal, İstanbul 1944 (bu iki eserde önemli hatalar bulunmaktadır); Kâzım Karabekir, İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihad ve Terakki Erkânı (1960), İstanbul 1990; Şevket Süreyya Aydemir, Makedonya’dan Ortaasya’ya: Enver Paşa, İstanbul 1970-72, I-III (Enver Paşa’nın otobiyografik bir defterinden istifade edilerek yazılmıştır, metinde bazı küçük hatalar vardır); E. J. Zürcher, The Unionist Factor: The Role of the Committee of Union and Progress in the Turkish Nationalist Movement 1908-1926, Leiden 1984; “Enver Paşa’nın Dul Eşi Naciye Sultan’ın Hatıraları”, Vatan, İstanbul 15 Aralık 1952-21 Ocak 1953; Azade – Ayşe Rorlich, “Fellow Travellers: Enver Pasha and the Bolshevik Government 1918-1920”, As.Af., LXIX (1982), s. 286-296.

Yardımcı Kaynaklar. Ahmed Niyâzi, Hâtırat, İstanbul 1326; Said Halim ve Mehmed Talat Paşa Kabinelerinin Dîvânıâli’ye Sevkleri Hakkında Dîvâniye Mebusu Fuad Bey Tarafından Verilen Takrir Üzerine Berâ-yı Tahkîkat Kur‘a İsabet Eden Beşinci Şu‘be Tarafından İcra Olunan Tahkîkat ve Zaptedilen İfâdâtı Muhtevîdir, İstanbul 1334; Cemal Paşa, Hâtırat 1913-1922, İstanbul 1922, tür.yer.; C. Mühlmann, Deutschland und die Türkei 1913-1914, Berlin 1929, tür.yer.; P. Muratoff, Caucasian Battlefields, Cambridge 1953, tür.yer.; Ali Fuad Cebesoy, Moskova Hatıraları, İstanbul 1955, s. 50-57, 157-188; Kâzım Karabekir, İstiklâl Harbimiz, İstanbul 1960, tür.yer.; Zeki Velidî Togan, Hatıralar, İstanbul 1969, s. 384-405, 455-458; Feroz Ahmed, The Young Turks, London 1969, tür.yer.; Ali Bademci, 1917-1934 Türkistan Milli İstiklâl Hareketi ve Enver Paşa, İstanbul 1975, I; Tarık Zafer Tunaya, Türkiye’de Siyasal Partiler, İstanbul 1989, III, bk. İndeks; J. Pomiankowiski, Osmanlı İmparatorluğunun Çöküşü (trc. Kemal Turan), İstanbul 1990, tür.yer.; Türkkaya Ataöv, “1-7 Eylül 1920 Doğu Halkları Birinci Kongresinde (Bakü) Enver Paşa’nın Konuşma Metni ve Bununla İlgili Kongre Kararı”, SBFD, XXXIX (1974), s. 43-51; Charles D. Haley, “The Desperate Ottoman: Enver Paşa and the German Empire-I”, MES, XXX/1 (1994), s. 1-51; D. A. Rustow, “Enwer Pasha”, EI² (İng.), II, 698-701.

M. Şükrü Hanioğlu

islamansiklopedisi.info’dan alındı.