Dün ve Yarın (H. Nihal ATSIZ)

İleri gitmek geriyle olan bağı koparmak değildir. Canlı, cansız her varlık çok gerilerin bugünkü neticesidir.

Geri her zaman kötü değildir. Nitekim ileri de her zaman iyi değildir. İyi de olsa, kötü de olsa yok edilemeyecek olan “geri” ve “ileri”, bütün olarak biziz. Bunu inkar hiçbir şey kazandırmaz; kas katı gerceğin inkarı ile inkar edeni basitleştirir, yozlaştırır, hayvanlaştırır.

Geri ve ileri, yani dün ve yarın her zaman var olacaktır. Milyarlarca dün ve yarın, zaman zincirinin birer halkasıdır. Yarını kavramak için dünü bilmek şarttır. Otlarla böcekler dünü bilmez. Daha yüksek sınıf hayvanlarda bile birkaç gün öncesini hatırlamak, bilmek kabiliyeti vardır.

“Dün”ün topyekun inkarı insanları ot ve böcek menziline indirmektir. İnsanlar indirilemez. İnen, indirmek isteyendir.

Milli Eğitim Şurası”nda birkaç öğretmen dünkü edebiyata sövüp saymışlar, Fuzuli”yi, Baki”yi batırmışlar. Bunlar Fuzuli”den, Baki”den bir mısrayı bile anlayamayacak kadar aşağı olan cahillerdir. Onlar Fuzuli”deki dehayı, şiir inceliğini nereden anlayacaklar? Fikri ve edebi seviyeleri ancak Nazım Hikmet”i, Orhan Veli”yi ve o makuleleri anlayacak kadardır.

Bu şuralarda şimdiye kadar hep gayrımilli hava esti. Mazi düşmanlığı yapıldı. Geçmişle bağların koparılması istendi. Bunun manası nedir? O kadar açık ki söylemeye bile lüzum yok.

Milli kültürle yuğrulmuş, zerrelerine kadar Türkçü ve otoriter bir Milli Eğitim Bakanı gelmeden bu herzevekillikler sürüp gidecektir.

Aksi halde “egemenlik” kelimesi “eğemenlik” olur ve kültür eserlerini seçecek kurulun başına ortaokul mezunu bile olup olmadığı meçhul birisi getirilerek milli kültürle, milletle, geçmişle, gelecekle alay edilir…..

Nihal ATSIZ, Ötüken, 8 Temmuz 1974