Din Nedir

Bugün yeryüzünde din adı ile anılan pek çok inanç grubu mevcut bulunmaktadır. Din kavramı kafamızda ve vicdanımızda açık ve berrak bir tarife kavuşturulmadığı takdirde gerçekte din olmadığı halde din sanılan birçok batıl inanç ve fikirlerin sebep olacağı kavram kargaşalığı tehlikeli boyutlara varacaktır.

Kesin olarak bilinmelidir ki, din ancak peygamber tebliğleridir ve kaynağı ilahi vahye dayanır. Din bizzat Allah’ın açtığı kurtuluş yoludur. Seçilmiş üstün yaradılışlı birer insan olan Peygamberlerin muhteşem idraklerine vahiy yolu ile gelir ve onlar bize tebliğ ederler. Din sadece bu tebliğlerden ibarettir. Toplumların bünyesinden doğan inançlar ve filozofların düşünceleri din olamaz, yahut bunlara din adı verilemez. Dinin çok tanrıcılıktan tek tanrıcılığa doğru tekamül geçirdiğini iddia eden görüşler inançlarımıza aykırıdır. Din açısından tarih, peygamberlerin savunduğu Bir Allah inancı toplumların aşağı yukarı her devirde edindikleri sahte tanrıların arasındaki savaşı ifade eder. Her devirde sahte yaratan toplumlar ve bu sahte tanrıları kırıp atmaya çalışan peygamberler veya onların izlerinden giden kadrolar mevcut olmuştur. En son Peygamber şanlı kurtarıcımız Hazreti Muhammet’tir. ( O’na selam olsun) O’nun tebliğ ettiği din ve bize tevdi buyurduğu mukaddes ve yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim dünya var oldukça varlığımıza, iman, aşk ahlak ve aksiyonumuza yön verecektir.

Bütün peygamberler, sürünün ve yığınların vicdan ve idrakini objektif ve sübjektif tanrıların insanlara musallat olan ve tanrılık iddiasına kalkışan zalimlerin köleliğinden ve istibdadından kurtarıp mutlak varlık olan ALLAH’a yöneltmeye çalıştılar.

Dinimize göre ilk insan peygamberdi ve bir tek Allah’a inanıyordu. Zaten sonradan yapılan sosyolojik araştırmalarda göstermiştir ki, iptidai kavimlerin çok tanrılı olması zorunlu değildir. Mesela şu anda yeryüzünde yaşayan ve en iptidai bir kavim olan Pigme’ler tek tanrılıdır. Gerçekten de tarih içinde ve hatta zamanımızın modern toplumlarında çok tanrılı kavimlere ve gruplara rastlamak mümkündür. Bununla beraber yine bütün tarih boyunca, her toplumda tek tanrı fikrini ve inancını savunan güçlü kişilere ve peygamberlere rastlanmıştır. Bu konuda o kadar çok misal verilebilir ki… bir fikir edinmek üzere iki örneği hatırlatırsak yeter; Putperest Arabistan’da Haniflerin durumu ile İslam’dan önce Orta Asya Türklüğünü’nün muvahhit karakteri gibi.

Ancak zaman içinde insanlar arasında çok tanrıcılık fikrinin barınamayacağı anlaşılmıştır. Çok tanrıcılık batıl inancı, tarihe karışmak üzeredir. Bu durum dinin çok tanrıcılıktan tek tanrıcılığa doğru bir tekamülünü değil tek tanrı gerçeğinin çok tanrıcılık boş inancını yendiğini gösterir. Yani peygamberlerin Allah’tan başka tanrı yoktur tarzında tebliğ buyurdukları gerçek dinin batıl dinleri beşer idrakinden yavaş yavaş silmeye muvaffak olduklarını ortaya koyar.

Gerçek din ile batıl dinler arasındaki kavga bütün beşer tarihi boyunca mevcut olmuştur. Yoksa hakikat batılın büyüyüp gelişmesinden doğamaz. Sadece Hak gelince Batıl yok olur.

Tanrı tanımaz materyalistlere gelince onlar maddeyi mutlak varlık sanmak gafletine düşen modern putperestlerdir. Madde Allah’ın azameti karşısında atom atom ufalırken materyalistin gafleti büyümektedir. Kör olmak budur.

S. Ahmed ARVASİ