Güney Kafkas insanları birbirlerinin kültürlerine, şehirlerine, edebiyat, müzik ve yemeğine düşkündür. Kavgaları da o nispette gürültülü olur. Ama şunu söylemekte hiç tereddüt edemeyiz; bu dünyanın en kanlı katliamlarını, zulüm ve sürgünlerini Kafkas milletleri ifa etmemiştir. Bu konuda yeni çağların Avrupa’sı herkesi bastırır.

Azerbaycanlı meslektaşlarımız “Avrupalı turistler Gürcistan’ı ve Gürcüleri seviyor. Ermenistan’ı ve Ermenileri seviyor. Bizim Azerbaycanlılara karşı hiç de böyle aşırı muhabbet göstermez” diyor. Nedenini ben de düşündüm. Azerbaycan halkı yediden yetmişe, en okumuşundan en cahiline Rusçayı Ermenilerden ve Gürcülerden daha iyi konuşuyor. 1989’dan itibaren Azerbaycanlılar İngilizceyi de daha süratli öğrenir ve konuşur hale geldi. Türkiye Türkçesi her Azerinin ikinci lehçesi haline dönüştü. Üstelik insanların nezaketli davrandığı da açık. Belki aşırı bir muhabbet göstermiyorlar. Nedeni bu olabilir mi?

Turiste uzanan propaganda etkili

Ama en beteri propaganda. Bütün turist rehber kitapları gibi kitaplarda görülmeyecek şekilde Ermeni-Azeri çatışmasından bahsediliyor. Sanki Azerbaycan bir Alman-Yahudi Holocaust’u yapmış gibi gösteriliyor. Propagandanın sokaktaki turiste kadar ineni etkili de oluyor. Zenginleşen bu cumhuriyetin işi çok zor. Azerbaycanlılar Rusya’da, dünyada ve her yerde var. Tüccar ve işadamı olarak başarılılar. Bu hem onların dikkati çekmesini sağlıyor hem de haseti ve düşmanlığı artırıyor.

Nahcivan’da ise apayrı bir hava var ve Türkiye’den geçmek çok kolay. Ulaşım gittikçe kolaylaşıyor. Kendi haline bırakınca daha iyi gelişen ticari, endüstriyel ilişkiler belki aynı süratle turizmi etkilemiyor ama gelecekte bu ziyaretlerin çok artacağına şüphe yok. Bakü’de Türkiye Türkçesini işitmek ve Türk gruplarına rastlamak olağan bir olay.

19’uncu asrın Bakü’süne gelince; 19’uncu asırda petrol milyonerlerinin şehri Bakü parlaktı, büyüktü. Yeni fışkıran medeniyet 19’uncu asra gereken saygıyı gösteriyor mu diye sordum; bana kalırsa 19’uncu asrın özgün, güzel Bakü’sü fazla itibar görmüyor. Oysa sadece Azerbaycan için değil bütün bölge için önemli bir tarihi şehirdi. Bildiğimiz görkemli tiyatrolar, Tagiev’in sarayı ve Hazar kordonundaki binalar değil, arkalardaki mütevazı 19’uncu asır mahallelerindeki bahçeli, avlu etrafındaki çepeçevre evler de onlar kadar mühim ve güzeldir, unutmamak gerekir.