Atsız’ın Şiirleri – (Ahmet Kabaklı)

Atsız, şiirlerini ‘Yolların Sonu’ (1946) adlı kitabında topladı. 1963′te bu kitaba yeni şiirler eklendi. Şiirde daha çok hece veznini kullanan Nihal Atsız, genellikle ülküsünü anlata, açıklayan, düşünesi doğrultusunda gençlere öğütler veren çoğu destanımsı parçalar yazmıştır. Şiirlerinin bir kısmını davasında mücadele aracı olarak kullanmıştır. Sayıca çok olmayan şiirlerinde duyguya, şiire pek az yer vermiş, milletinde ve kendisinde olan gücün anlatımını vermeğe, özellikle gençleri coşturup, vatan için, ülkü için Türklük için ölümü göze almaya hazırlamaya çalışmıştır. Yazılarında olduğu gibi şiirlerinde de ‘Irkçılık, Turancılık ve askeri bakış (militarizm)’ başlıca temalarıdır. Onda Irkçılık, Türk soyunun diğer bütün soylardan üstün olduğu ve ona toz kondurulmaması düşüncesine dayanmaktadır. Turancılık, ‘Tek bir ordu’ olan bütün Türklerin, tek bir siyasi bayrak altında toplanmasıdır. ‘Askercilik’ (militarizm) ise güçlü düşmanları yenebilmek için ordularımızın daima kuvvetli, savaşa hazır, sayılan ve saygıdeğer olmasıdır. ‘Cenk, savaş, kavga’ da Köroğlu destanında olduğu gibi, Atsız’ın en çok sevdiği onu coşturan kavramlardır:
‘Anlamayız hayatı felsefeyi ilimle

Hayat, çelik ellerle atılan zar olmalı.

Rahat yatakta ölmek acep olmaz mı çile?

Kanlı sınır boyları bize mezar olmalı.’

Kalem fırça, mermer nedir, birer oyuncak

Şaheserler kılıçlarla yazılır ancak.

Yırtıcılar az yaşar… Uzun sürmez doğanlık

Her ışığın ardında gizlidir bir karanlık

Adsız sansız olsa da en büyük kahramanlık:

Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir.

Buna benzer mısralarında gözüpek millet kavgalarını, süse ve şairaneliğe yer vermeden dile getiren Nihal Atsız, belki de büyük Türklükten kopup küçülen… kaybettiği bir cihan imparatorluğundan, zayıf bir devlet manzarasına dönüşen halimizin acılarını, hırçınlıkla dile getirmektedir. Atalarımız gibi ‘başa güreşmek, dünyaya hükmetmek’ hırsını mevcut durumumuzla bağdaştırmayan Atsız’ın gençlerin bir kısmını fantezilere kapılmış bir halde Batı veya Sovyet gençlerine imrenir gören bir ruh hali ile isyan çığlıkları attığı şüphesizdir.

Şiirlerinde aşka pek az yer veren Atsız’ın duygulu, ince, insani hislerini ortaya koyduğu şiirleri de varsa da bunlar azdır. Böyle felsefeye yönelen duygulu şiirlerinde aruz veznini kullandığı görülmektedir.

‘Üç ömre bedel kırk yedi yıl gün gibi geçti

Dünyadaki her zevke dedim: ‘Yok kadar azmış’

Bir başka hayat, başka cihan özlüyorum ben,

Bildim ki ölümden öte gerçek olmazmış.’

Ahmet KABAKLI

(Ahmet Kabaklı, Türk Edebiyatı, 3.Cilt, Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları, İst.1990, s.624)