Atsız’ın Karakteri (Ahmet Kabaklı)

Atsız, sıkı sıkıya bağlı olduğu Türkçülük, milliyetçilik davasının, onun uğrunda sonsuz ezalar, cefalar çekmiş, ama dönmemiş, fütur getirmemiş, vuruşmaktan yılmamış bir kahramandır. Bence onun mizacı, en güzel olarak, ölümüne yakın günlerinde gazel tarzında ve aruzla meydana getirdiği şu şiiri ile anlatılabilir:

Bilsin cihan ki ben bu cihanın nesindeyim:
Bir ülkünün mehabetinin zirvesindeyim.
Dünya denen mezellete dalsın her isteyen;
Ben ırkımın şeref taşan efsanesindeyim.
Herkese bir özleyişle yaşar…
Ben de öylece Altaylar’ın ve Tanrıdağ’ın çevresindeyim.
Merdanelikle şöyle bakıp ayrılıklara
Son menzilin hüzün dolu kaşanesindeyim.
Artık veda zamanına pek fazla kalmadı;
Yorgun ve kimsesiz ölümün bahçesindeyim…

Böylece, Türklük, Türkçülük aşkı ve ideler dünyası belirlenmiş olan Atsız’ın yalnızlık ıstırabı ve duyduğu acılar da bu şiirde dile gelmiş bulunmaktadır. Karakteri üzerinde söylememiz gereken, en gerçek söz: Atsız’ın fikirlerini yaşayan, inandıklarının çilesine hiçbir menfaate kapılmaksızın katlanan, Türklüğü her şeyden üstün tuttuktan başka, dışarda içerde ona sataşanı, kötülük edeni şahsi düşman bilen bir mizaçta olmasıdır. Sovyet Rusya’ya, şüphesiz, milyonlarca soydaşımızı esir tuttuğu için kızmakta, ‘Komünizm’ diyerek ona yanaşanları da onun için bağışlamamaktadır. Aynı Atsız, Faşizm’in, o zamanlarda kabadayı, Militarist öncüsü sayılan İtalyan Duçesi Mussolini’ye de, Komünizme yaptığı kadar ağır ve beter hücumlarda bulunmuştur. Nitekim, Mussolini’nin o günlerde (1940) Türkleri tehdit etmesi üzerine yazdığı ‘Davetiye’ adlı uzun bir şiirde daha ağırlarının yanısıra şöyle mısralar bulunmaktadır:
‘Ey İtalyan başvekili ey Mussolini!

İki ırkın kabarmalı asırlık kini…

Hesabını göreceğiz elbette yarın

Yedi yüzlü, yedi dilli İtalyanların.’

Bu gerçek ülkücü, hiçbir iktidara yanaşmadığı gibi kendine, başkalarına ve bilhassa davasına karşı haksız ve aykırı gördüğü her iktidarla mesele çıkarmıştır. Yine bu ülkü adamı, dışarda, kendisine destek olacak bir devlet, bir zemin, bir koruyucu aramaya da tenezzül etmemiştir. Zaten bir Türk milliyetçisi, kendisinden ve milletinden başka kime güvenebilir ve hangi yabancıdan destek bulabilir ki!

Mesela bir İtalyan Milliyetçisi (Faşist) bir Alman milliyetçisi (Nazi) bir Türk milliyetçisine hangi mantıkla yardımcı olabilir? Başka bir ülkenin milliyetçilerini desteklemek herhangi bir millet milliyetçisinin menfaat ve mantığına doğrudan aykırıdır.

Herhangi bir devletten veya milletlerarası bir devlet veya teşkilat veya ideolojiden destek alan bir kimse ise zaten milliyetçi olamaz. Özellikle dünyanın hışımla baktığı bir Türk milliyetçisi davasının bu güçlük ve feragat isterliğini bilerek mücadeleye başlayacaktır. Atsız, böyle yapmış ve bu yolda nesillere de bayraklık etmiştir.

Ahmet KABAKLI

(Ahmet Kabaklı, Türk Edebiyatı, 3.Cilt, Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları, İst.1990, s.624)

Kangalın Atası Türkmen çoban köpekleri ALABAY'lar: