H. Nihal ATSIZ’ı bundan 22 yıl önce 11 Aralık 1975 günü kaybetmiştik. Yalnız kaybettiğimiz onun toprağa kavuşan bedeni olmuştur. Fikirleri bugün dahi ışıl ışıl parlamakta, dimdik ayakta durmaktadır.

Bugün bizlerin en büyük görevi, ATSIZ’ı Türk devletinin yarınlarını emanet edeceğimiz aziz Türk gençlerine bütün yönleriyle anlatabilmektir.

H. Nihal ATSIZ, vatan, millet yolunda kalemini kılıç gibi kullanan, Tanrı’dan başka birşeyden korkmayan, kalplerde Türkçülük ülküsünü yakan bir büyük Türk’tür.

H. Nihal ATSIZ;

– Edebiyat öğretmeni ve milletin milli ülkü hocasıydı.

– Tarihçiydi.

– Türkologdu.

– İlim ve dâva adamıydı.

– Büyük dâva ve mücadele adamıydı.

– Romancı, yazar ve şairdi.

– Fikir adamı ve düşünürdü.

ATSIZ’ın en büyük cephesi Türkçü, ülkücü cephesiydi. ATSIZ; Türk milliyetçiliğini, Türk milli ülküsünü yaymak için diğer cephelerini bir araç olarak kullanmıştır.

KÜRŞAD; Göktürkler çağının büyük milli kahramanıdır. ATSIZ Kürşad’ı tarihin derinliklerinden ortaya çıkarmıştır. KÜRŞAD fedakarlığın, cesaretin, yiğitliğin, bir ülkü uğruna kendini feda etmenin en büyük sembolüdür.

ATSIZ da büyük dâva ve ülkü uğruna kendini feda etmekten çekinmedi.

ATSIZ hayatı boyunca amansız mücadelelerde çok cefa, eziyet, zulüm, işkence gördü. Sürgünler, mahkemeler, hapishaneler, tabutluklar birbirini kovaladı.

ATSIZ’ınTürklük dâvası ve ülküsü uğrunda çektiklerini şu dörtlüğünde bakın ne güzel anlatır:

” Ömründe gülmedin, rahat bulmadın

Ölsen de n’olaki anılmaz adın…

Hey Atsız, yirmibeş yılda kocadın

Başında saçların beyazlamadan…”

ATSIZ’ın harcadığı emekler, çektiği çileler ve gördüğü zulümler boşa gitmemiştir. Çünkü onun sayesinde nice milliyetçi nesiller yetişmiştir.

Ziya Gökalp’in 1924 yılında vefatı üzerine Türkiye’de bir maneviyat ve ülkü boşluğu meydana geldi. Bundan sonra ülkü meydanlarında yalnız ATSIZ’ı görüyoruz.

ATSIZ’ın Türkçülük-Milliyetçilik ülküsünün iki büyük unsuru vardı.

1) Türk birliği-Turan ülküsü

2) Komünist düşmanlığı

Atsız; Türk birliği ve büyük Turan ülküsünün doğacağına bir gün komünizmin yıkılacağına kuvvetle inanmıştı.

20 Mart 1969 yılında yazdığı “Komünizm Yıkıl-maya Mahkûmdur” yazısından aldıklarımızı dikkatle okuyalım.

“Komünizm 1918′de ancak Rusya gibi ahalisi her bakımdan ezilmiş bir geri memlekette tutunabildi. Macaristan, Şili darbeleri geçici oldu. Demokrat ülkelerdeki Komünist partiler en kuvvetli oldukları yerlerde bile oyların ancak üçte birini toplayabildi. Ancak İkinci Cihan Savaşı sonunda Roosvelt ve Churchill’in ahmaklıkları yüzünden tarihi fırsatları değerlendirerek birçok memleketi istila ederek oralarda zorla ve hile ile komünist rejimleri işbaşına getirdi. Fakat ütopyalar uzun ömürlü değildir. Hayalin mavi göklerinden gerçeğin kara toprağına düşmek er geç mukadderdir. İlk önce Yugoslavya Moskova’ya kafa tutarak Rus tahakkümünden sıyrıldı. Sonra Arnavutluk komünist birliğinden koptu. Üçüncü olarak Romanya daha ihtiyatlı, tedbirli hareketlerle komünizmi ve Moskova’nın yükünü üzerinden attı. Dördüncü olarak Çekoslavakya aynı şeyi yapmak isterken Moskof işgaline uğradı. Komünizm önce Avrupa uydularının sonra da Sovyetler Birliği ile Çin’deki esir milletlerin ayaklanmasıyla bitecektir. Acaba Türkiye Cumhuriyeti’nin dış Türkler hakkında bir planı var mı?”

Bugün komünizmin geldiği noktayı ATSIZ yirmiyedi yıl önceki bir yazısında işte böyle tesbit etmiştir.

Yazımın burasında ATSIZ’ın çeşitli konulardaki fikir ve düşüncelerine yer vermek istiyorum.

* Savaşmak yaşamak için gereklidir.

* Bir millet için en büyük tehlikelerden biri barış ve dostluk afyonu yutarak uyumaktır.

* Türkçülük büyük Türkeli’nde, Türk uruğunun kayıtsız şartsız hakimiyeti ve bağım-sızlığı ile Türklüğün her yönden bütün milletlerden ileri ve üstün olması ülküsüdür.

* Bir memleket yalnız bir milletindir. Ve o milletin istek ve çıkarlarına göre idare olunur. Azınlıklar o ülkede ancak asıl sahiplerinin millî haklarına saygı göstermek şartıyla adalet içinde yaşama hakkına maliktirler. Ve hiçbir suretle kendi özel ve millî şartlarını ileri süremezler. Hele memleketin asıl sahiplerinin hak ve çıkarları aleyhinde hiç bir dilekte bulunamazlar. Bu takdirde vatana ihanet etmiş olurlar.

* Türkçü millî çıkarları şahısların üstünde tutan, milli mukaddesata ve geçmişe saygı gösteren, görev ahlâkı yüksek olan, haksızlık-lara savaş açan korkusuz bir insandır.

* Türkçü milletine bir hizmet yapacağı zaman bunu beğenilmek için değil, görev bildiği için yapar ve yapacağı en büyük hizmetin bile adı sanı bilinmeden ölüp mezarsız yatan şehitlerin yanında pek küçük kalacağını bilir.

* Türkçüler dayanışmalı yaşamaya mecburdur. Dayanışma az bir kuvvetle çok iş görmenin tek ve değişmez çaresidir. Dayanışma olmayan yerde için için bir çekişme var demektir.

* Bütün Türkler birleşeceklerdir.

* Türkler doğru sözlüdürler.

* Yaşayıp yükselmek ahlâkı ve iradesi sağlam milletlerin hakkıdır. Ahlâk millet yapısının temelidir. O olmadan hiç bir şey elde edilemez.

* Türkçülük; Türk soyunun ruhunda, kanın-da, beyninde yaşanan hayat prensiplerinin, fikir haline gelmiş şeklidir.

Aziz Türk gençleri sizleri 11 Aralık 1996 Çarşamba günü saat 11:00′de ATSIZ’ın Karacaahmet Duvardibi’ndeki kabri başına çağırıyorum.

Omuzlarınız dimdik, gözleriniz ışıl ışıl ülkemi yarınlarda temsil edecek sizler; genç kızlarım, delikanlılarım;

Türkiye’nin her yerinden, dört bir yandan, dört bir koldan gelin, kucaklarınızda kır çiçekleri, menekşeler, güller, karanfillerle gelin. Yüzlerce Türk bayrağının süslediği coşkuyla gelin.

Geçmişte ATSIZ’ı tanıma fırsatını bulan, onun fikirlerinden feyz alan bizlerin, abilerinizin gözlerini yaşartın. Hislerimizi, duygularımızı ayaklandı-rın. Sizlerle bir defa daha gururlanalım.

” Ergenekon yurdun adı Börteçene kurdun adı Dörtyüz sene durdun hadi Çık ey yüzbin mızrağımız. “

Mustafa Lütfi DEMİRHAN

Yeni Hayat Sayı:26, Aralık 1996