Bir fikir hareketini yürütmek, derin bir kültürden bir önce, çelik gibi bir iradeye ve sarsılmaz bir imana sahip olmayı gerektirir. İnsanı nerede, ne zaman, hangi şartlarda yakalayacağı bilinmeyen ve belki de hayat boyu sürecek bela ve felaketleri, yolun başında kabullenip, sonsuz bir tevekkülle Yaradan’a bağlanmayı gerektirir bir fikir hareketini yürütmek!

Ve bir fikir hareketini yürütmek, Cenab-ı Hakk’tan başka kimsenin önünde eğilmemeyi, Allah’tan başka kimseden korkmamayı, dünya ile ilgili arzu ve ihtiyaçlara tenezzül etmemeyi gerektirir ki, her zaman saygı ve hayranlıkla andığımız Atsız, baş eğmeyen, diz çökmeyen ve bütün baskılara rağmen susmayan, susturulamayan bir dava adamı olarak arkasında silinmez izler bırakıp tarihe geçmiştir.

Allah rahmet eylesin. Atsız’ın fikirlerini benimsemeyenler olabilir. Vardır da. Rahmetli Ziya Gökalp’in bir takipçisi olarak ve tıpkı Gökalp gibi. Atsız’ı da şair olarak kabul etmeyenler olabilir. Vardır da. İnsanı adeta büyüleyen ve bir nefeste okunmasını sağlayan dramatik kurguya rağmen, onun romanlarından hoşlanmayanlar da olabilir. Vardır da.

Fakat Atsız’ın üstün kişiliğine saygı duymamak ve hayran olmamak mümkün değildir. Nitekim Atsız’ın bir ömür boyu savunduğu Türkçülük, Türk ülküsünün muarızları tarafından halen tartışılmasına ve çoğu zaman acımasız hücumlara hedef olmasına rağmen, fikirlerinin en amansız düşmanları bile, Atsız’ın şahsiyetinden kıskançlıkla bahsetmişlerdir.

Poker partilerinde sabahladığı halde, kumar aleyhtarı yayınlar yapıp, mü’min insanların duygularını satış unsuru olarak gören üstadlardan değildir Atsız!.. Rakı masalarında sızıp kalmasına rağmen, içki kullananları tezyif ve tahkir ederek saldıran sahtekarlardan da değildir! Veya adı üstada çıkmış nice sosyete züppelerin yaptığı gibi, siyasi iktidarı savunmak gerekçesiyle, örtülü ödenekten para sızdırmaya tenezzül eden mücahitlerden (!) hiç değildir.

Nihal Atsız son derece mütevazi imkanlar içinde yaşamasına rağmen, Türk edebiyatının ve Türk fikir hayatının en değerli eserlerine dev boyutta eserler katmış ve tek başına Türk Milliyetçiliği’nin akademisi haline gelmiştir.

Lütfen ellerinizi, kendini Türklüğe adayan bu büyük Türk Milliyetçisi için kaldırınız: El Fatiha!