Başbuğ Türkeş
Başbuğ Türkeş

Aziz Arkadaşlarım; Milletimizin mutluluğu, kalkınması en iyi şekilde ancak demokrasi ile, hukuk ve adalet düzeni ile mümkün olabilir. Her vatandaşımızın ve özellikle her siyasi liderin önem vermesi gerekli olan husus; gerçek bir halk yönetiminin, hukukun üstünlüğünü esas alan çok partili hürriyetçi demokratik rejimin kurulmasına ve işlemesine özen göstermesi gerekmektedir. Demokraside çeşitli siyasi görüşleri taşıyan siyasi partiler olacaktır ve bu partiler meşru sınırlar içerisinde halka hizmet için birbirleriyle yarışacaklardır. Bu yarışmanın demokrasiyi zedelemeden yapılması, hatta demokrasiyi daha da geliştirecek yöntemlerle yapılması şarttır. Bugünkü iktidar son çıkardığı seçim kanunlarıyla Türkiye demokrasisinin gelişmesine zarar vermiştir. îktidarlar, kendi iktidarlarını sürdürmek için seçim kanunlarıyla asla oynamamalıdır. Devletimizin gündemindeki en önemli konu bugün, özellikle Doğu Anadolu’da sürmekte olan bölücü ve marksist terör faaliyetleridir. Bu faaliyetler vatanımızı parçalamayı, milletimizi bölmeyi ve devletimizi yıkmayı hedef almış bulunmaktadır. Bazı siyasiler ve yöneticiler Türkiye için büyük felaketlere gebe olan olayları önemsememekte ve milletimizi uyuşukluğa sürükleyecek konuşmalar yapmaktadırlar. Türkiye sınırlarının çevrelediği vatan topraklarının her yerinde Türkiye devleti eksiksiz şekilde hükümran olmalıdır. Köylerde şehirlerde devlet var ama dağlarda, ovalarda devlet yoktur gibi konuşmalar yapmak korkunç derecede zararlı bir tutumdur. Türkiye’ye yönelmiş olan bu düşmanca faaliyetlerin sadece o bölge ile sınırlı olduğu gafletine düşülmemelidir. Komşularımız dahil Avrupa, Afrika ve Amerika’da bir çok ülkelerdeki geniş teşkilatlanmaya ve desteğe sahip oldukları göz önüne alınarak, devlet çapında şümullü ilmî tedbirler alınmalıdır. Kürtçe konuşan insan toplulukları nerede yaşarlarsa yaşasınlar bizim kendi insanlarımız olduğu dikkate alınmalı ve onlarla iyi niyetli, sevgi ve saygıya dayanan sıkı bir dostluk münasebeti sürdürülmelidir. Yardımlaşma, aydınlatma, kaynaşma, dostluk ve işbirliği çareleri aranmalıdır. Sınırlarımız içinde ise millî kültür faaliyetlerine önem verilerek hukuk ve adalete dayanan kanunî ve idarî tedbirlere önem verilmelidir.

Değerli Arkadaşlarım; Türk milletini tehlikelere karşı korumak ve hızla kalkındırmak için millî eğitime çok önem verilmelidir. İnsanlarımızın beyinleri ve ruhları üzerine yapılacak yatırımlar Türkiye’yi kurtaracak olan en verimli yatırımlardır.

Değerli Arkadaşlarım; Bugün uygulanan ekonomik politika yanlıştır. Devamlı Türk parasını düşürme, faizcilik ve pahalılık ile sürekli zam politikası zararlı bir yoldur. Türkiye’yi kısa zamanda refaha götürecek yol gerek kişi yaşayışında gerekse devlet harcamalarında çok sıkı tasarruf tedbirlerine başvurmak ve her alanda üretimi süratle artıracak yatırımlara gitmektir. Bunun için üretime önem veren bir öncelikler stratejisi uygulanmalıdır. Ayrıca sosyal adalete önem verilerek “EN AZ HUZURLU GEÇİM DÜZEYİ” kurularak bunun altında fakir hiçbir vatandaşı bırakmamalıdır.

Aziz Arkadaşlarım; Çok önemli bir konuya da dokunacağım. Bu da bazı kimselerin yanlış olarak ele aldıkları 12 Eylül öncesi durumdur. Bazı kimseler 12 Eylül öncesindeki terör olaylarının sebebini aşırı sağ ve aşırı sol çatışması olarak göstermektedirler. Bu görüş hem gerçeklere aykırıdır. Hem de düşmanlarımızın işine yarayan bir yorum şeklidir. Gerçekte, Türkiye’nin düşmanları tarafından yurdumuzun dışında hazırlanmış olan bölücü ve marksist “örtülü” bir saldırı söz konusudur. İftira edildiği gibi MHP ve Ülkücüler anarşinin bir tarafı olmamışlardır. Bunun aksine bölücülüğe ve marksizme karşı çıktıkları için teröristlerin saldın hedefi ve kurbanı olmuşlardır, mağduru olmuşlardır. Suçsuz ve mağdur kesimi suçlu ve gaddar gösterirsek bu hem haksızlık olur hem de memleketimizin zararına olur.

Değerli Arkadaşlarım; 12 Eylülden önce birlikte aynı partide aynı kutsal ülküler yolunda hizmet etmiş olan bir kısım eski arkadaşlarımız şartların baskısı dolayısıyla başka partilere gitmişlerdir. Ama onlar bizim arkadaşlarımızdır, bizimdirler er geç mutlaka mensup oldukları ocağa döneceklerdir. Birçok partilerde yapılmış olan son aday tespitleri ülkücü ve milliyetçilerin nasıl horlandığını ve harcandığını meydana çıkarmıştır. Bütün milliyetçileri, bütün ülkücüleri, bütün arkadaşlarımı ve evlatlarımı yuvalarına dönmeye çağırıyorum.

Değerli Arkadaşlarım; Devletimize ve vatanımıza hizmet yolunda stratejimiz 4 ilkeden oluşacaktır. Bunlardan birincisi, meşruiyetçilik ve kanun çerçevesi içerisinde çalışmak olacaktır. Ahlak kuralları ve dürüstlük içinde çalışmak olacaktır. İkincisi ise hukukun üstünlüğünü esas alan hürriyetçi çok partili demokratik yönetim ideali ve yöntemi olacaktır. Üçüncü ilke ise insan haklarını korumak ve savunmak olacaktır. Dördüncü ilke, hiçbir ayırım gözetmeksizin bütün vatandaşlarımıza karşı sevgi ve saygıyı temel alan bir gönül seferberliği faaliyeti tutumu olacaktır. İç barış, kardeşlik, hoşgörü, dostluk ve yardımlaşma davranışı uygulanacaktır. Bunun yanı sıra dışarıda da dünya barışına katkıda bulunmak ve barışçılık olacaktır.

Çalışmalarımızda Allah hepimizin yardımcısı olsun ve muvaffakiyetler ihsan buyursun.

Allah milletimizi ve devletimizi korusun ve sonsuza kadar yaşatsın.