Türkçü Kapak Fotoğrafları
Timur DikR.Sağ

Türklerde Adliye-Hukuk İşleri Nasıldı?

27 Mart 2017 Pazartesi, 22:07

Adliye şeri yargı, örfî yargı olarak ikiye ayrılmıştı. Kadılar şerî dâvalara bakarak, başlarındaki “kadıl-kudât” (kadılar-kadısı, baş kadı) merkezde (Selçuklu devrinde Bağdad’da) mahkeme başkanlığı yaptığı gibi, bütün kadıları da kontrol ederdi.

Tereke, hayrat işleri ve vakıfların idaresi, vakfiyelerin tanzimi de kadılara aitti. Hanefî ve Şâfıî fıkhı (hukuku) esaslarına göre muamele yürüten kadıların hükümleri kesindi, bozulamazdı. Ancak bir kadının bilerek yanlış verdiği bir hüküm, diğer birkaç kadı tarafından imzalı açıklamalarla sultana arzedilirdi. Örfî ve kanunî meseleleri hâl ile vazifeli ayn mahkemeler vardı. Başında “Emîr-i dâd” veya dâdbeg(adalet bakanı)’in ve taşrada bunun naipleri ve inzibat memurlarının bulunduğu bu teşkilâtın üstünde, ağır siyâsî suçlar sultanın başkanlığındaki mahkeme: dîvân-ı mezâlimde  hükme bağlanırdı. Eyâletlerde vezir, vilâyetlerde vali, nahiyelerde “reis\ikta arazisinde ikta sahibi hükümdarın temsilcileri idiler.

Ordu mensuplarının dâvaları “kadıasker”ler tarafından görülürdü. Mısır’da Sultan Beybars bir yenilik yapmış, Sünnî mezhep için ayrı ayrı kadıların başına ayrı “kadî’l-kudât” tâyin etmişti ki, bu da şeri yönden adalete işaret sayılmıştı.

Burada belirtilmesi gereken nokta, adalet işlerinden sorumlu şahısların büyük dîvân veya eyâlet dîvânlan ile yâni hükümet ile ilgileri bulunmamasıdır. Böylece herhangi bir siyâsî veya idarî baskıya mâruz kalmaksızın adaleti yürütmek mümkün olmakta idi.

Kısaca açıklamağa çalıştığımız bu hükümet teşkilâtı, bazı ufak farklarla ve yer yer isimler değişmekle birlikte, fonksiyonlarını birbirine yakın şekilde devam etmek üzere, Osmanlılara kadar Türk-İslâm devletlerinde, hattâ Orta- doğu Moğol teşkilâtında mevcut olmuştur. Değişiklik bilhassa Mısır’da görülmektedir. Sultan Beybars zamanında kâtib’us-sır, nakîb’ül-cüyûş, devadar gibi yeni vazifeliler tâyin edilmiş ve En-Nâsır Muhammed (ölm. 1309) tarafından mühim bölgeler “Nâib’üs-saltana” denilen umumî valilerin idaresine verilmişti. Maksat bütün icra yetkisini sultanın elinde toplamaktı. Hattâ aynı sebepten, bir aralık vezirlik de kaldırılarak bu vazife üç daireye ayrılmıştı. Sonra yine asıl idare, nüfuzu vezirden de ileri bir ehemmiyet kazanan üstâd’üd-dâr’a geçmişti.

Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü (Adliye)

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz

Sayac