Türkçü Kapak Fotoğrafları
Timur DikR.Sağ

Türkçülere Teklifler 1-2-3-4 (Hüseyin Nihal ATSIZ)

18 Ekim 2014 Cumartesi, 22:28

Türkçülere Birinci Teklif

Türkçülüğü nazariye olmaktan kurtarıp hayata tatbik edebilmek için artık daha hızla harekete geçmeliyiz. İlk düşüneceğimiz şey Türkiye’de Türk kültürünü hakim kılmak, yabancı tesirleri silkip atmaktır. Bunun için her sayımızda Türkçülere teklifler yapacak ve tekliflerimizi kendimiz de titizlikle tatbik edeceğiz. Bugün ileri sürdüğümüz birinci teklif şudur: “Numara” kelimesinin kısaltılmış şekli olarak “Nu.”yu kabul ediyoruz. Bunu “No.” olarak yazmayı reddediyoruz. Çünkü “No.”, bunun Fransızca kısaltılmış şeklidir.

Fransızlar, kendi dillerindeki “numero” kelimesinin ilk ve son harflerini alarak “No.” Şeklini bulmuşlardır. Nitekim Almanlar da kendi dillerinde numara demek olan “Nummer”in baş ve son harflerini alarak “Nr.” Şeklini kullanır olmuşlardır. Biz onlara uyarak, yani ve ilk ve son harfleri alarak “Na.”yı kullanamayız. Çünkü bu işaret bize “numara”yı hatırlatmaz. Halbuki “Nu.” Şekli aklımıza derhal “numara”yı getirir. Yabancı kültüre ait olan şeyleri faydasız ve lüzumsuz yere kullanmak ancak bir “aşağılık duygusu”nun sonucu olabilir. Onun için bütün Türkçülere “nu.” şeklini kullanmayı teklif ediyoruz.

Atsız

Orkun, 20 Ekim 1950, Sayı: 3

 
Türkçülere İkinci Teklif

Elifbemizin dördüncü harfi “Ç” dir. Böyle olduğu halde hemen her yerde, bir şeyin maddeleri harflerle sıralandığı zaman a, b, c, d sırası takip olunuyor. Böylelikle yine Fransız alfabesi sırasını takip ederek yabancı kültürün tesiri altında kalıyoruz. Meselâ okullarda çok şubeli sınıflar a, b, c, ç, d şubeleri adını alması gerek. Türkçüler bundan sonra bu gibi yerlerde elifbemizin sırasına uyarak yabancının tesirini atmaya çalışmalıdır. Bu sıra takip olunurken “ğ” ve “ı” herfleri de atlanmamalı, yalnız kendi elifbemiz göz önünde tutulmalıdır. Yazıda Firenk alfabesi sırasını takip etmekle Firenk adı taşımak arasında fark yoktur.

Orkun, 1950, Sayı: 3

Türkçülere Üçüncü Teklif

“Şark”, “garp”, şimal”, “cenup” kelimelerinin Türkçeleri okul kitaplarında “doğu”, “batı”, kuzey”, “güney”olarak geçmektedir. Biz de bunu kabul ediyoruz. “Doğu” ve “Batı” eskiden beri biliniyordu. “Kuzey” ve “Güney” kelimeleri de uydurma değil, Anadolu’da kullanılan sözlerdir. “Şimal” anlamına gelen “kuz” ve “tüney”, “cenup” anlamına da “güney” kelimeleri vardır. Bunlar çok eski kelimeler olup kökleri Gök Türkler çağına kadar gider.

Bizce “şimal” kelimesinin karşılığı olarak “kuz” gibi tek heceli bir kelime alsaydı daha iyi olurdu. Fakat lüzumsuz ve faydasız tartışmalarla vakit geçirecek zamanda değiliz. Bu dört kelimeyi kabul ediyoruz. “Şimali şarkî” yerine “kuzey-doğu”, “Şimali garbî” yerine “kuzey-batı”, “cenubu şarkî” yerine “güney-doğu”, “cenubu garibî” yerine de “güney-batı” karşılıklarını kabul ediyoruz. Bunları aralarında birer çizgi koyarak yazacağız. Bütün Türkçü arkadaş ve ülküdaşlarımızın da böyle kullanmasını teklif ediyoruz. Hep birlikte yürürsek Türkçülük muzaffer olacaktır. Biz hep böyle yazarsak küçük Türkler böyle okuyacak ve bizim, eskiye alışkanlık dolayısıyla biraz güçlük çekerek söylediğimiz bu kelimeleri onlar benimseyecek ve kolaylıkla söyleyip yazacaklardır.

Orkun, 1950, Sayı: 4

Türkçülere Dördüncü Teklif

Türkçe’yi başka dillerden ayıran bir hususiyet sıfat tamlamalarında sıfatın mutlaka isimden önce gelmesidir: Büyük ırk, yiğit asker, bir okul, beşinci alay gibi… Bundan dolayı biz de aynı adı taşıyan hükümdarları birbirlerinden ayırmak için, sıfatları başa getirerek “Birinci Mehmed”, “İkinci Murad”, “Üçüncü Selim” deriz. İsimlerin başına gelen sayı sıfatlarını rakamla göstermek gerekince Lâtin rakamından sonra bir nokta koyarak hükümdarın adını yazmak icap eder: “I.Mehmed”, “II. Murad”, “III. Selim” gibi… Netekim ordumuzda da birlikler bu şekilde gösterilir : “5. Alay”, “II. Tabur” gibi… Halbuki epey zamandan beri dilimize aykırı ve firenkperestlik neticesi olarak Mehmed II, Murad III şekillerinde garibeler yazıldığını görüyoruz.

Hatta bu garibeler okulların resmî kitaplarına ve hatta İslâm Ansiklopedisine kadar girmiştir. İslâm Ansiklopedisini hazırlayanlar arasında dilciler de bulunduğu halde Türkçe’nin böyle bir kırgına uğratılması millî bir talihsizliktir ve sözde aydınların nasıl Firenk tesirinde kalarak millî benliklerinden uzaklaştığını açığa vurmaktadır. Biz, övüncümüz olan dilimizi yabancı tesirlerden korumak istediğimiz için bu türlü sözleri daima rakamları başa getirerek yazacağız. Bütün Türkçülerin de bu haklı teklifimizi kabul edeceklerinden eminiz. Çünkü I. Mehmed’e “Mehmed I” demek, “Napoleon I” şeklinin tesirinde kalarak padişahlarımızın adlarını gavurlaştırmak demektir ki bu da millî şuur eksikliğinden başka bir şey değildir.

Orkun, 1950, Sayı: 5

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz

Sayac