Türkçü Kapak Fotoğrafları
Timur DikR.Sağ

Töre – Gelenek Ayrımı

16 Aralık 2014 Salı, 16:14

Dilimizde örf ve adet sözleri beraber kullanıldığından olacak bu iki kavram birbiri ile karışmaktadır. Daha önceden de belirttiğimiz gibi bu ikisi arasında önemli farklar bulunmaktadır. Biz örf kelimesini töre karşılığı olarak ele alıyor adet kelimesini de gelenek ile karşılıyoruz. Fransızlar örf yahut töre karşılığı olarak coutume yahut moeurs kelimesini adet yahut gelenek karşılığı olarak da tradition sözünü kullanıyorlar.

Gerçekten de bu iki kavram birbirinden kesin olarak ayırmak gerekir, çünkü töre milli olduğu halde gelenek mahalli ve dar çevrelere ait içtimai alışkanlıkları ifade eder. Öte yandan töre din ve ahlak ile kaynaşan bir nevi yazılı olmayan hukuk karakteri taşıdığı halde gelenekler daha çok belirli ve sınırlı konularda cemiyeti kendine uymaya zorlayan içtimai kalıpları temsil ederler.

Birçokları ya bu kavramlar arasındaki karışmadan yahut da kasten örf ve adet kelimelerini birbirinin yerine kullanmaktadırlar. Hatta dar ve mahalli bazı kusurlu gelenekleri bahane ederek milli töreye saldırmaktadırlar. Mesela dinimiz de ve töremizde bulunmamasına hatta dinimize yasak kabul edilmesine rağmen Çin ve benzeri Uzak Doğu ülkelerinden cemiyetimizin bazı havzalarına bulaşan başlık problemi bu kabildendir. Bilindiği gibi Batı cemiyetlerinde kız babaları damatlarına drahoma adı altında bir miktar para ve mal verdikleri halde birçok Asya ve Uzak Doğu ülkeleri bunun aksine kız babalarına başlık verirler. Oysa dinimiz bunu kesin olarak yasaklamış olduğu gibi töremiz de böyle bir şey istememektedir. Esasen ülkemizde başlık problemi daha çok Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun belli soysa ekonomik yapısı için de müşahede edilebilen mahallî bir problemdir. Milletimiz çok büyük bir çoğunluğu için başlık diye bir problem yoktur. Başlık olsa dinimize ve töremize aykırı olarak sosyal ve kültürel temaslarda teşekkül etmiş kusurlu bir gelenek olarak ele alınabilir. Nitekim gittikçe ortadan kalkmaya başlayan bu kusurlu geleneği bahane ederek milli töreye saldırmak insafsızlık olur. Biz başlık problemini çok istismar edildiği için misal olarak verdik. Bunun gibi dar ve mahalli pek çok gelenek mevcut olabilir ki dinimizde ve töremizde olmadığı halde cemiyetimizin bazı kesimlerinde varlığını sürdürebilir. Bütün bunları bahane ederek büyük Türk milletinin tarihi tecrübesi ile olgunlaşmış ve İslam’ın âlemşümul karakteri içinde yücelmiş ve genişlemiş bulunan Türk Töresine saldırmak cehalet ve gafletin eseri değilse ihanet ifade eder. Bugün İngiltere gibi en gelişmiş bir sanayi ülkesi bile yazılı kanunlardan çok töreye ağırlık verirken hatta anayasa yerine bundan sekiz asır önce kaleme alınmış bir kral fermanını ( Manga Carta’yı) kullanan bu cemiyet göz önünde dururken şu veya bu bahane ile milli vicdanın tarihi tecrübesine ve iradesine saldırmak neye yarar? Yeni olan her şeyde yaratıcı irade nin bir tezahürü vardır, ancak bir yenilik manyağı kesilerek milli ve beşeri tecrübenin klasik değerlerine saldırmak güzel olmasa gerek.

İslam dini kendine aykırı düşmemek şartı ile milli töre yi benimser. Ancak İslamiyet milli töreyi kendi itikat ve esasları içinde arındırarak milli karakterini bozmadan âlemşümul bir çehreye kavuşturur. İslam kendine aykırı düşen örf ve adet unsurlarını ayıkladıktan sonra kendine aykırı olmayan sosyal değerlere uymayı vacip kılar. İşte örf ve adetler konusunda Mecelle’nin hükümleri adet muhkemdir. Madde 36 naşın isti-mali hüccettir ki, anındada amel vacip olur madde 37 adetan memnu olan şey hakikaten mümtenibidir. Madde 38 örften maruf olan şey şart kılınmış gibidir madde 54

S. Ahmed ARVASİ

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz

Sayac