Türkçü Kapak Fotoğrafları
Timur DikR.Sağ

Nefis Mücadelesi ve Ahlak

15 Aralık 2014 Pazartesi, 23:53

Ahlak bir bakıma nefs-i kontrol ve ona hakim olma şuurudur. Nefs hususi manası içinde düşünülürse sadece insanda mevcut bulunmaktadır. Normal olarak bütün canlılarda, hayatı ve soyu idame ettirme çırpınışları vardır. Hayvanlarda bu endişe hayli büyümüş bulunmaktadır. Hayvanlar bir şuur kontrolu olmaksızın fizyolojik iç iticilerin ve iç güdülerin baskısı altında cereyan eden bir yaşama biçimi içinde bulunurlar.

Ancak hayvanlarda fizyolojik hayat önceden programlanmış gibidir düzenlidir. İnsanda rastladığımız neviden hırslara ve kaprislere bulaşmamıştır. İnsan zeka gibi üstün bir psikolojik silaha sahiptir. İnsanın hayatına mekanik içgüdüler yerine hareketli ve doyum bilmez bir entelektüel güç hakimdir. İnsan zekasını ve üstün zihin güçlerini içgüdülerinin ve fizyolojik iç iticilerinin emrine verdiği zaman korkunç ve ihtiraslı zeki bir hayvana dönüşmektedir. İslam’da nefs-i emmare bu demektir.

İslam da ahlak nefs-i emareyi kontrol ederek yücelmek, kademe kademe yükselerek nefs-i mutmaineye ulaşmak şeklindeki bir irade savaşını ifade eder. Yüce kurtarıcımız ( O’na salat ve selam olsun) buna en büyük cihat adını vermiş bulunmaktadırlar; yine nefs-i emareyi yenen kişiyi gerçek kahraman ilan etmektedirler. Nefs-i emareye tabi olan kişi adeta hayvan adamdır: hatta Kur’an-ı Kerim’in ifadesi ile hayvandan da aşağı bir mertebedir. Öte yandan nefs-i mutbmainne durumunda bulunan kişi adeta ideal insandır ve peygamberimizin ifadesi ile yaşayan şehit olarak anılmaya değer bir yüceliş içindedir. Böyle bir insan fizyolojik ihtiyaçlarını ve bütün iç iticilerini hayatın yüce gayesi içinde tutar ve her türlü israftan sakınarak en yüce gayeler için bir vasıta bilerek doyurur. O kendini mukaddes bir savaşçı olarak bilir, yerken içerken uyurken ve evlenirken daima Yüce Ülküsünün Zaferini düşünür. İdeal insan için bir güç ve enerji kaynağı olarak bir vasıtadan ve iticiden başka bir şeydeğildir.

Oysa hayvan adam için nefsin isteklerini yerine getirmek bizzat gayedir… hedonizm bu demektir.

İslamiyet in bundan bin dört yüz yıl önce ortaya koyduğu bu tespit çağdaş psikanalistler tarafından da doğrulanmaktadır. Eski ve yeni Friudienlerin id ve süper ego biçiminde isimlendirdikleri çatışmalı durumumuzla ilgili açıklamaları tamamen bu demektir. Zeki bir canlı olan insanın yabani iptidai ve vahşi nefsani istekleri ile vicdani değerleri arasındaki bu çatışmayı görmemeye imkan var mı? Şahsiyetimizin gerçekten de zıt dinamiklerin arasında kurulmaktadır. Egomuz bu iki değer arasında yalpalayıp durmakta ve çeşitli amillerin tesiri altında kendine en uygun yeri bulmaktadır. İslamiyet bu iki değer arasında yalpalayan varlığımıza nefsi levvame adını verir. Mevlana Celaleddin-i Rumi deyimi ile hayvan ile melek arasında sallanan bu cephemiz bize dramatik insanın çilesini idrak ettirir. Hiç şüphesiz insan ne hayvandır ne de melek lakin o bir ahlak kahramanı olmasa bile ahlak adamı olmak zorundadır oysa tarih insanlar arasında ahlak kahramanlarının da çıkabileceğini göstermektedir. Ve şüphesiz tarihin en büyük kahramanları ahlak kahramanlarıdır.

İslamiyet bütün müminlere birer ahlak kahramanı olma ülküsünü taşımayı ve elinden geldiğince bu konuda çaba göstermeyi emreder. Yüce Peygmaberimizin yaşadığı ve bize tavsiye ettiği ahlak Allah’ın ahlakı’dır. Bunun için her mümin vicdanını ve kafasını sahte tanrılardan kurtmalı. Allah tan gayrı tanrı edinmemeli sadece Allah rızası için davranabilmelidir. En iyiye EN İYİNİN ta kendisi olan Allah’a yönelmeli ondan gayrı sına boyun bükmemelidir.

S. Ahmed ARVASİ

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz

Sayac