Türkçü Kapak Fotoğrafları
Timur DikR.Sağ

Kürşad Zorlu: Avrasyacılık değil Türk Birliği

26 Aralık 2015 Cumartesi, 16:50

Kürşad Zorlu, Türk Dünyası ve Avrasyacılık üzerine konuştu. 


“Tarihsel gerçekler açık bir şekilde göstermektedir ki bugünkü Orta Asya bölgesi binlerce yıllık Türkistan coğrafyasının ve büyük Türk medeniyetinin bir parçasıdır. Avrasya’nın çevrelediği bu alanda Ruslar ancak bir antitez olarak “zıt güçler diyalektiğine” ortak olabilmişlerdir. 16. yüzyıldan sonra kadim Türkistan’ı neredeyse boydan boya işgal ederek açık denizlere yönelen Rusya’nın “böl-parçala-yönet” stratejisi ve son derece etkili kullandığı propaganda sisteminin elde ettiği kazanımlar SSCB’nin son dönemine kadar sürmüştür. Hatta ayrışan kimlikler ve farklı toplumlar meydana getirebilme süreci öylesine kalıcı unsurlarla yönlendirilmiştir ki Sovyetler sonrasında da bu mekanizma değişen ölçülerde kullanılmaya çalışılmıştır. Buna karşında imparatorluk dağılıp Türk Dünyası bağımsızlık sürecine girdiğinde Türkiye’nin, tarihsel ve kültürel kodlarından aldığı inanç ve jeopolitik dengeleri bir arada gözeterek bu alana asli bir oyuncu olarak girmesi gerekiyordu. Ne yazık ki geç kalınmış veya yanlış hamlelerle Türk Birliği yerine Avrasya Birliği projesinin hakimiyetine zemin oluşturulmuştur. Elbette ki ikili ya da çok yönlü projeler ve iş birliği seçenekleri de hayata geçirilmiştir. Ancak Rusya’nın, Türk Dünyası üzerinden bugün kullanmaya başladığı karşı stratejide daha hazırlıklı ve sistematik olduğu çok açıktır.

Avrasya Birliği projesinin hayata geçirilmesinde en önemli isim Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev‘dir. Türkiye ile ilişkilere her dönem büyük önem vermiş olan Nazarbayev her fırsatta bu projenin “ekonomi odaklı olacağını ve eskiye dönüş gibi bir ihtimalin bulunmadığını” ortaya koymaktadır.

Aynı zamanda Türk Keneşi ve Türk Akademisi gibi Türk Dünyasını birbirine yaklaştıran kuruluşları hayata geçiren Nazarbayev’in bu yaklaşımından şüphe duymak elbette mümkün değildir. Nazarbayev’in Türk Dünyasında iş birliği konusunun Türkiye’de bile gündemden düştüğü ve ötelendiği anlarda inisiyatif alarak sürece yeniden dinamizm kattığını unutmamak lazım.

Kazakistan ile ekonomik bütünleşmesi her geçen gün artan Kırgızistan ise yetersiz kaynakları ve bağımlılığı sebebiyle Avrasya Ekonomik Birliği’nin zorunlu bir üyesi konumundadır. Kırgızistan da Kazakistan gibi Türkiye’nin bulunduğu tüm platformlarda yer almaya özen göstermektedir.

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Atambayev’in “Ulu Türk Kağanlığını kuralım” şeklindeki TBMM konuşması hâlâ sosyal medyanın paylaşım unsurları arasındadır.

Bakıldığında her iki ülkede devlet dili Kazakça ve Kırgızca ama resmi dil aynı zamanda Rusçadır. Kazakistan ve Kırgızistan’da azımsanamayacak bir Rus nüfusu yaşamaktadır. Dil avantajının yanı sıra kitle iletişim araçlarında Rusya’nın belirgin üstünlüğü söz konusudur.

Uygulanan “egemen demokrasi”, Anayasal süreçler, sosyal ve ekonomik sistem Rusya ile benzer nitelikler taşımaktadır. Her iki ülkenin dış ticaret hacminde Rusya açık ara ilk sıradadır. İşte bu tarihi diyalektiği, siyasal ve ekonomik tehdit alanlarını, zorunlulukları tamamen bir kenara bırakıp Kazakistan ve Kırgızistan’ı bütünüyle itham etmek doğru bir yaklaşım değildir.

Bu kriz atlatılıp söz konusu tehdit alanları normalleştiğinde Türk Dünyası idealine her zamankinden daha fazla sahip çıkmak gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki “…onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz bizim onlara yaklaşmamız gereklidir…”

Kürşad Zorlu

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz

Sayac