Türkçü Kapak Fotoğrafları
Timur DikR.Sağ

Kırım olayları (23.03.2014) – Prof. İlber ORTAYLI

31 Ekim 2014 Cuma, 15:56
İlber ORTAYLI

Kırım konusunda da Batı Avrupa ve Amerika’yı çok kolaycı bir yolla izliyoruz. Oysa Kırım Tatar Türklerinin hakları konusunda tek başına hareket etmemiz gerekirdi

Pazar günü yapılan referanduma Kırım’daki Ukraynalılar, Kırım’ın Tatar Türkleri ve diğer azınlık halkların önemli bir kısmı hatta Rusların bile bir kısmı katılmadı. Katılanlar Rusya için rey kullandı.

Putin, Kırım’ın Rusya’nın tarihi zemini olduğunu, savunmasının önemli bir parçasını teşkil ettiğini söyledi. “Rusya’ya çok benzeyen bir bölgedir, Rusya’dan ayrı değildir” dedi. Gerçi mesela, Rusya’nın neresinde serviler olduğunu bilmek mümkün değil ama Karadeniz donanması için daha uygun bir yer olmadığı da açık.

Putin Kırım’da bundan sonra üç dil kullanılacağını ve tutunacağını söylüyor, bu bir yenilik gerçi. Ukraynalıların kendi dillerinden yakın bir gelecekte vazgeçeceğini düşünebiliriz. Öbürleri ne olacak? Kırım Ukrayna’ya bağlı bir muhtar cumhuriyetken ne Türkçe ne de Tatarca lehçesi eğitim dili oldu. Kırım’da iki tane Türk lehçesi vardır: Sahilde konuşulan Anadolu Türkçesine çok yakındır, öbürü ise Kıpçak grubundan bir lehçedir. Ruslar bu lehçeye dil dedikleri zaman “Bizi bölüyorlar” denirdi. Bugün Amerikan doğubilim çevrelerinde aynı şey yapıldığında kimse itiraz etmiyor, bizim Türkologlar bile benimsiyor.

Kırım BayrağıÇözülmesi zor sorunlar

Halen Kırım’daki Tatar Türklerinin sahilde yaşaması ve eski yerleşmelerine sahip olmaları mümkün değil. 1944’te onlardan boşaltılan metruk köylerine dönmeleri de mümkün değil. Dillerini okuyacakları okul yok, müzeleri yok, mevcut millet meclisleri de aslında anayasada belirtilen bir organ değil.

Asıl önemlisi Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan’daki Kırımlıların (sayıları 300 binin üzerinde) dönmeleri mümkün değil, hep engellenir. Bu sorunların nasıl çözüleceği bilinmez, Ukrayna idaresinde bu konular tartışılır çare aranmazdı, şimdi ne olacağını belirlemeli.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Kırım’da yapılacak referandum ve doğacak yeni statü zaten Rusya’nın vetosuyla gündemden kalkmıştı. Çin de çekimser kaldı, diğer dev Hindistan da Batılılarla birlikte hareket etmiyor.

Bir Polonya diyet meclisi konumundaki Güvenlik Konseyi hiçbir konuda daimi üyelerden birinin aleyhinde karar çıkaramaz. Başka gerçekler de var. Batı Avrupa Rusya’nın gazına veya enerji kaynaklarına herkesten daha çok muhtaç, nihayet en büyük gerçek Rusya gibi kocaman bir memleketin donanması için Finlandiya Körfezi’nin de, Uzakdoğu’daki limanların da Karadeniz’den çok daha elverişsiz olması. Kırım’daki az sayıdaki Rus belki diğer unsurlarla kaynaşmaya hazırdır. Ama büyük çoğunluğu 1944’ten sonra yerleşenlerle doğrusu kendilerini herkesten daha fazla yalnız ve kuşatılmış hissediyorlardı.

İyi bir teklif paketimiz yok

Dış politikamızda Ortadoğu olaylarının bazılarına tek başımıza itiraz ettik. Suriye’deki Türkmenler konusunda yapmamız gereken bağımsız bir ısrarcı çıkıştan eser yok. Kırım konusunda da Batı Avrupa ve Amerika’yı çok kolaycı bir yolla izliyoruz. Oysa Süleyman Demirel’in Ukrayna ziyareti sırasında kültürel azınlık olarak koruma statüsüne alınan Kırım Tatar Türklerinin varlık ve medeni haklarının ihdası için tek başına hareket etmemiz, yani Rusya’yla da ağırlıklı bir devlet olarak bu konuları anlaşmak üzere görüşmemiz gerekirdi.
Bu konuda devamlı ve çerçevesi iyi çizilmiş bir teklif paketi görünmüyor.

300 bin kişinin okul, eğitim ve kültür hayatı, kıyıdaki eski yerleşmelerine ve 1944’te boşaltılan köylerine dönebilmeleri ve Orta Asya’daki hemşehrilerinin yurtlarına dönüşünün sağlanması ancak böyle mümkün olacaktır. Rusya, Batı Avrupa’yı hesaba almıyor, Amerika’yı da bu sefer ciddiye almadı. Bu kesin tavrından sonra biraz diplomasi değişikliği yapmalı.

Kırım’la ilgili kitaplar

“Osmanlı Şark Tarihi”nin yazarı ve ünlü İran edebiyatı çevirmeni Joseph Hammer von Purgstall, Kırım Hanlığı üzerinde 19’uncu yüzyıl için önemli bir çıkış olan ve bugün bile kullanılan bir kitap meydana getirmiştir. Bu Osmanlı hâkimiyeti dönemindeki Kırım Hanlığı’nın tarihini ele alan 1856 tarihli bir eserdir. Doktor Seyfi Say çevirisi (“Kırım Hanlığı Tarihi”, İnsan Yayınları) geçtiğimiz yıl yayımlandı.

Okunması gereken eserler

Bu biyografide görülüyor ki Kırım hanları ve uleması İstanbul saray kültürüyle çok iyi kaynaşmış ve Osmanlı’nın hâkimiyeti altında devletlerini götüren bir hanedandır. Zaten 54’üncü ve son han olan Şahin Giray’ın biyografisini uzunca kaleme alan Hammer’ın tasvirinden anlaşılıyor ki Kırım’ın Osmanlı’dan bağımsızlığı halkça istenen bir siyaset değildi. Ayrıca Alan Palmer’in Kırım tarihi üzerine bir kitabı geçtiğimiz günlerde Türkçeye çevrildi: “Kırım Savaşı ve Modern Avrupa’nın Doğuşu” (Alfa Yayıncılık). Hakan Kırımlı’nın “Kırım Tatarlarında Milli Kimlik ve Milli Hareketler, 1905-1916” adlı kitabı da TTK tarafından yayımlanmıştır. Yine Timaş Yayınları’ndan çıkan “Osmanlı Askeri Tarihi, 1792-1918” kitabı Kırım Harbi’nin askeri yönüne katkıda bulunan önemli bir eserdir.

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz

Sayac