Türkçü Kapak Fotoğrafları
Timur DikR.Sağ

Atsız’dan Hatıralar (Refet Körüklü)

15 Ekim 2014 Çarşamba, 22:06

Atsız’ın babası deniz subayı olduğundan, deniz savaşlarına ve savaş gemilerine fazla ilgi duyardı. Bu konulara ait sözler ve yazılar onu daima ilgilendirmiştir.

***

Atsız boğazına düşkün değildi. Hatta bu konuda kayıtsız olmaya yakın bir durumu vardı. Ancak çay içmeye bayılırdı. İsmet Tümtürk ise çayı pek sevmezdi. Bir gün Tümtürk, Atsız’a: ‘Bu renkli suyu içmekten ne zevk alıyorsun, anlamıyorum. Tadı tuzu olmayan bir sudan ibaret!’ dedi. Atsız buna karşı parladı: ‘O, sebeb-i hilkat-i kainattır!’.

***

Kılınçlı, döğüşlü hikayeleri ve romanları (hele güzel yazılmışsa) okutmaktan hoşlanırdı. Roman ve hikaye yazmaya kalkışacak Türkçüler’e, bu türü ihmal etmemelerini tavsiye ederdi. Aşk ve şehvet romanları okumaktansa, savaş ve dövüş romanları okumanın gençliğin gelişmesi için daha faydalı olduğunun üzerinde dururdu. Az pişmiş bifteğin de kanlı olması münasebetiyle, bu gibi hikayelere ‘biftek hikayesi’ derdi.

***

İyi tavla, orta derecede satranç oynardı. İskambil oyunlarından hoşlanmazdı. Tavlada oyun şekli ‘açık’ oynamaktı. Yani, kendisinin de vurulmasına pek aldırmadan, karşı tarafı her dürüstçe vurmak.

***

Çok kimsenin pek bilmediği bir tarafı da vardı: Atsız çok iyi musahhihti. Dergi ve kitapların matbaalardan gelen ‘prava’larına tashihini o yaptığı zaman hemen hiçbir tertip hatası olmazdı. Tashih işi aslında çok dikkat isteyen sıkıcı bir iş olduğundan. Atsız gibi aceleci ve teheyyüci ruh yapısında bir kimsenin tashih işinde bu kadar dikkatli ve başarılı olacağını kimse tahmin etmezdi. İmla ve noktalama konularında da çok titizdi.

***

İyice yaşlandığı çağa gelinceye kadar, soğuğa karşı dayanıklıydı. Çok sert soğuklardan bile pek şikayet etmezdi. Buna karşı, aşırı sıcak ona çok dokunurdu. Sıcak havalarda pek bunalırdı. 1944 tevkiflerinden sonra Türkçüler’e karşı çeşitli zulümler ve işkenceler yapıldı.

Bunların arasında en meşhuru ‘tabutluk’ işkencesiydi. Bunda, bir Türkçü dikine tabut gibi daracık bir hücreye konuluyor, bilekleri hücrenin üst kısmındaki halkalara geçiriliyor ve hücrenin kapısı kapatılıyordu. Bundan sonra Türkçü’nün başının bir karış üstündeki üç tane beşyüzer mumluk elektrik ampulu yakılıyordu. Hücredeki kişi gittikçe artan sıcağın altında bunalıyordu. Buna o zamanki Emniyet mensupları ‘beyin tavası’ diyorlardı.

Refet KÖRÜKLÜ

Kaynak: Türkçülerin Kaleminden Atsız, Haz: Refet Körüklü, Cengiz Yavan, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul 2000

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz

Sayac